Mircan Kaya konuşuyor (Türkçe – Lazca / Turkuli – Lazuri / თურქული- ლაზური)

“Çocuklara ninnilerimizi duyurmak istiyorum!”

(Ön açıklama: Bugünkü misafirim Mircan Kaya. Mircan Kaya ünlü müzik insanlarımızdan. Hepiniz kendisini tanıyorsunuz; yayınlanmış müzik albümleri ve bir de kitabı var kendisinin. Dünyanın birçok yerinde de konserler veriyor; Türkiye’nin kültür elçisi. Biyografisi,  müzik albümleri, kitabı ve konserlerinden konuştuk. Bu metin, söyleşimize ait.)

Ali İhsan Aksamaz: Mircan Hanım, biyografinizle başlayalım! Nerede doğdunuz? Hangi okullarda okudunuz? Nerelisiniz? Şimdi nerede yaşıyorsunuz? Hangi dilleri biliyorsunuz?

Mircan Kaya: Merhaba. Artvin’de doğdum. Dokuz yaşıma kadar hafta içi Artvin şehir merkezindeki evimizle hafta sonları Artvin’in Borçka kasabasının bir dağ köyü olan Cxala (yeni adı Fındıklı) köyünde geçen doğayla sarmaş dolaş bir çocukluk geçirdim.

Daha sonra, daha çok ailenin tüm çocuklarının eğitimi amacı ile kış aylarını İstanbul, yaz aylarını ise Artvin’de geçirmek biçimine evrilen yaşam biçimimiz babamın öldüğü on yedi yaşıma dek sürdü.

Nişantaşı Kız Lisesi’ni bitirdikten sonra Yıldız Teknik Üniversite’sinde İnşaat Mühendisliği okudum. Boğaziçi Üniversitesi’nde Deprem Mühendisliği üzerine master çalışması yürüttüm. İlerleyen yıllarda iki çocuk annesi iken Avrupa Komisyonu bursu ile İtalya’da Padova Üniversitesi, İspanya’da Katalonya Teknik Üniversitesi’nde rotasyonlu olarak ‘Tarihi eserlerin yapısal analizleri’ üzerine ileri master çalışması yürüttüm. Halen ileri deprem teknolojileri üzerinde lider bir İtalyan firmanın Türkiye temsilcisi olarak aktif bir şekilde yapıların depreme karşı korunması alanında çalışıyorum.

Ali ihsan Aksamaz : Siz Türkçe şarkılar da, Lazca şarkılar da söylüyorsunuz. Türkiye’de de Gürcistan’da da herkes sizi tanıyor.  Dünyanın diğer ülkelerinden insanlar da sizi tanıyor. Modern formla otantik şarkıları söylüyorsunuz. Şarkı söylemeye ne zaman başladınız?  Lazca söylemeye ne zaman başladınız?

Mircan Kaya: Yaşam yolculuğuma her daim müzik doğuştan getirdiğim bir özellik olarak eşlik etti. Bebeklik yıllarımdan beri şarkı söylüyorum. Müzik hayatımın ayrılmaz bir parçasıdır. Yaşamış olduğum ortamın çok dilli, çok kültürlü olması yaptığım müzik üzerinde çok etkili olmuştur. Elbette, insanın yarattığı şeyler üzerinde içine doğduğu ortam, coğrafi, kültürel sosyal yapı, atalardan devralınan genetik yapı yansıyor.

Ali İhsan Aksamaz: Yayınlanmış çok değerli müzik albümleriniz var. Bize, bu müzik albümlerinizden bahsedin, lütfen! Müzik albümlerinizin adlarından ve içeriklerin de lütfen! Bu müzik albümleriniz ne zaman piyasaya çıktı?  Repertuvarınızda kaç adet Lazca şarkı var? Türkçe ve Lazcadan başka hangi dillerdeki şarkılar var repertuvarınızda?

Mircan Kaya: Müzik albümü olarak çalışmalarımın yayınlanması Anadolu ninnilerini yorumladığım “Bizim Ninniler” albümüyle başladı. Bebekler için yapılan bu çalışmayı bu kez Anadolu, Bosna, Gürcistan’dan eserlerin geleneksel eserleri yorumladığım “Kül” albümü izledi. İkinci albümü yayınladıktan sonra kendi müzik yapım şirketimi kurdum. Bunun amacı, müzik yaratırken ticari kaygılardan bağımsız hareket edebilmekti. O gün bugündür albüm yayınlamaya devam ediyorum. Üçüncü albümüm “Sala” tamamen kendi bestelerimden oluşan bir albümdür. Bu albümde yurt içinden ve yurt dışında usta müzisyenleri buluşturdum ve anadilim olan Lazca’yı ilk kez daha önce yapılmamış bir şekilde evrensel bir müzikal bakış açısıyla yorumladım. Bu albüm yurt dışından ve içinden çok övgü aldı. Her ne kadar “Cazla Ülke Kuran Laz” başlığıyla bir gazete skandal yaratmaya çalıştıysa da sanıyorum, yurt dışından bu kadar övgü alan ve müziğe odaklı bir sanatçıyı ve çalışmalarını kösteklemenin yanlış olacağı kanaatiyle meselenin üzerinde kötü bir niyetle gidilmedi. Bu albümde iki adet Lazca parça bulunuyor.

“Sala” albümün ardından yoğun olarak psikanaliz kitapları ve Rumi okuduğum bir dönemde “Numinosum” albümünü yayınladım. Bu albümü, İngiltere’nin Bristol şehrinde kaydettim. Değerli akordeon ustamız Muammer Ketencoğlu da albümde yer alan müzisyenlerden. Bu albüm de tamamen benim bestelerime yer veriyor.

“Numinosum” albümünde sonra tamamen Lazca eserlerden oluşan “OUTIM-Once Upon a Time in Mingrelia” (Bir Zamanlar Megrelya’da) albümümü yayınladım. Yayın tarihi 2008’dir. Yaklaşık üç yıla yayılan, Gürcistan dahil olmak üzere Doğu Karadeniz bölgesine yaptığımı defalarca seyahat boyunca kaleme aldığım kısa öyküleri de kapsayan Lazca, Türkçe, İngilizce olarak basılmış külliyatlı bir kitapçık da albümün içinde yer alıyor. Bu albümü de tamamen İngiltere’nin Bristol kentinde Limbo grubu ile kaydettim. Albüm çalışmasını yürütürken bir taraftan da doğduğum köy olan Borçka’nın Cxala’da (ben her zaman Cxala derim) bir ahşap ev yaptırmak üzere girişimleri başlattım ve hala atalarımdan kalan topraklarımıza düzenli olarak imkânlarım ölçüsünde yatırım yapmaya devam ediyorum. Yatırım elbette yalnızca parasal olarak algılanmamalıdır. Çocuklarıma kültürel mirası, doğayla ilişkimizi aktarabilmek için onları oraya götürmek de bir yatırımdır. Şu an İtalya’da Milano Üniversitesi’nde master yapan kızım Setenay ile yaz tatilimizi köydeki evimizde ve Batum’da geçirdik. Oğlum Kanada’da doktora yaptığı için bu yıl bize katılamadı ancak kısmetse seneye.

Takip eden albümlerim, “Elixir”, “Minor”, “Nanni”, “Insula”, “Kırmızı Gül”, “Hush” ve “Tatlı Dilli / Sweet Talker”. “Elixir” albümünde en iyi film müziği ödülü almış olduğum “Kar Beyaz” filminin müzikleri de var. Gülten Akın şiirleri üzerine yaptığım bu albüm Türk Müziği motiflerini flamenko müzik ve caz ile harmanlıyor.

“Minor “albümü ülkemizde yaşayan azınlık halklarının geleneksel ezgilerini yorumladığım bir albüm olup albümde yer alan müzisyenler de ülkemizde yaşayan farklı halklardandır. Albümde alfabetik sırayla; Abazca, Azerice, Boşnakça, Ermenice, Gürcüce, Kürtçe, Ladino Espanol, Lazca, Megrelce, Zazaca ezgiler bulunuyor.

Trans Golabal World Music Chart (Küresel Dünya Müziği Listesi) kurucularında olan World Music Central (Dünya Müziği Merkezi) albüm için övgü dolu, uzun bir yorum yazmıştır.

Takip eden “Nanni” albümü, tüm sözlerini benim yazdığım ve bestelediğim Lazca ninnilerden oluşuyor ve Londra’da İngiliz müzisyenler Alcyona Mick (piyano), Ivan Hussey (piyano) ve John Wygens (gitar) ile kaydedildi. Amacı, yeni nesil Laz çocuklar için çağdaş ninniler yayınlamak ve dilin yaşatılmasına katkı sağlamaktır.

“Nanni” albümüden sonra 4 yıl kadar albüm yapmadım. 2014 yılında “INSULA” albümünü yaptım. Yine yurt dışından ve bizden ustaları buluşturarak yaptığım albüm Küresel Dünya Müziği listesine girdi. Albümde klarnette Maarten Ornstein (Hollanda), piyanoda Alcyona Mick (İngiltere), çelloda Ivan Hussey (İngiltere), udda Mehmet Polat (Hollanda) ve Türkiye’den gitarda Merih Aşkın, perküsyonda Gürkan Özkan, vokalde Skaia (kızım Setenay Kaia) yer alıyor.

“Kırmızı Gül” albümü Merih Aşkın ile birlikte yaptığım, büyüklerimizden dinlemeye alıştığım eski Anadolu türkülerini yorumladığımız albümdür. Olabildiğince yalın bir müzikal bakışla yapılmış olan albümü annelerimize ithaf ettim. “Hush” albümünün çıkış öyküsü nahoştur ancak olumsuz bir deneyim albümün ortaya çıkmasına yol açtığı için iyiye evrilmiştir. Dünyanın farklı dillerinde ninniler yorumladığım albümü dünya barışına katkı olarak yaptım çünkü bebeklik yıllarından itibaren farklı dillere, kültürlere, dolayısıyla farklı olan şeylere açık olarak yetiştirilmiş insanlar sonunda barışçıl, hoşgörülü, sevgi dolu bireyler oluyorlar. Dünya’da barışın temeli ancak böyle sağlamlaştırılabilir.

Bu albümlerin arasında “Çinka” adında yalnızca dijital olarak yayınladığım ve içinde bugüne kadar yayınlamış olduğum Lazca, Megrelce eserleri bulunduran derleme albüm yayınladım. Albümün adı Çinka benim takma adımdır. Çocukluğumda ebeveynlerim ve kardeşlerim bana Çinka derlerdi. Biliyorsunuz, orman cini anlamını taşıyor.

En son albümüm ise “Tatlı Dilli / Sweet Talker” Anadolu’nun işveli, cilveli ezgilerini minimalist bir üslupta yorumladığım albümdür. Elektro bağlama kullanıp özellikle düğün salonu soundu yaratmak istedim. Elektro bağlamayı Cem Varveren çaldı. Klarnette yine Maarten Ornstein var, çelloyu Ivan Husset çalıyor. Perküsyonda ise hem her albümümde ve performansımda birlikte çalıştığım İsmet Kızıl var. Albüm New York’tan yayın yapan ve Küresel Dünya Müziği Listesi panelistlerinden olan Mergin Arts Radyo tarafından geçtiğimiz hafta açıkladıkları Dünya Müziği listesinde 1 numaraya çıktı.

Bu arada, “Insula” ile başlayarak, takip eden tüm albümlerin grafik tasarımlarını aynı zamanda müzisyen olup ilk albümü Clouds yayınlanmış olan sevgili kızım Setenay Ece Kaya (SKAIA) yaptı. Setenay, İtalya’da Bolonya Güzel Sanatlar Akademisi’ni başarıyla bitirdikten sonra şu an Milano Üniversitesi’nde master yapıyor ve piyano çalıp şarkı söylemeye ve kendi şarkılarını yazmaya devam ediyor.

Ali İhsan Aksamaz: Yayınlanmış bir de kitabınız var. Gece, Karanlık, Çekirge ve sen (Seri, Mʒ̆k̆upi, K̆oli do Si); Çiviyazıları Yayınevinden çıktı. Bu kitabınız ne zaman yayınlandı? Bu kitabınızla bize neler anlatıyorsunuz?

Mircan Kaya: Kitabım, gerçekçi bir dille yazılmış, yüz sayfaya yüz yıllık bir yaşamı sığdırma çabasıdır. Annemle doğduğum köydeki evimde, dış dünyaya kapalı olarak geçirdiğimiz 15 günlük birliktelik sırasında annemin belleğine girip, onu asla olamadığı bilge hatuna dönüştürüp kaleme aldığım bir mini roman diyebiliriz.

Ali İhsan Aksamaz: Biliyorum, başka ülkelerde de konserler veriyorsunuz. Bu konserlerinizden de bahsedin bize, lütfen!

Mircan Kaya: Çok sık konser veren bir müzisyen olduğum söylenemez aslında. Bunun en önemli sebebi, yaşam biçimimin yalnızca müzik performansı vermek üzerinde kurulu olmamasıdır. Bilinçli bir tercih bu. Neden böyle bir tercih diye soracak olursanız, benzer kararlar almış Dünya çapında ünlü, değer verdiğimi bir müzisyeni örnek verebilirim. Kanadalı piyanist Glen Gould (1952-1982) çocukluk yıllarından başlayarak, alışılmadık tarzı, eksantrik kişiliğiyle dikkat çeken bir piyanistti. Doğayı, kuzeyi, bir başına olmayı severdi. Bir sanatçı için vazgeçilmez şeylerdir bunlar. Benim için de öyle. 1964 yılında konser vermeyi felsefi ve bilinçli bir kararla bıraktı. İnsanın sürekli sahnelerde boy göstermek isteyişinin egoyla ilgili hastalıklı bir durum olduğunu düşünüyordu. Kendisini stüdyo kayıtlarına verdi ve radyo programları yaptı. Kendimi bu düşünce yapısına çok yakın buluyorum. Nadiren konser veriyorum. Gönüllü işler yapıyorum. Film müzikleri yapıyorum. Televizyon programı yapıyorum. İnşaat Mühendisleri Odası için kuruluşuna öncülük ettiğim, inşaat mühendislerinden oluşan müzik grubuna direktörlük yapıyorum ve bu grupla senede bir veya iki kez konser veriyorum. Davet üzerinde Üsküp ve Arnavutluk’ta konserler verdim.

Ali İhsan Aksamaz: Yeni müzik albümü, kitap ve konser projeniz var mı?  Bize müjdeli haberler verecek misiniz?

Mircan Kaya: Müzik beni hiç bırakmayacak. Ben de onu. Bunu biliyor ve bundan dolayı şükrediyorum. Çalışmalarım hem kendim hem de kızım Setenay (SKAIA) için devam edecek. Ancak mutlak bir dinginlik, bir başınalık, olgunluk hali içinde kendiliğinden bir içe doğuşla geldiğinde. Koşullar kendiliğinden oluştuğunda. Asla zorlayarak değil. Hayat zorlamaya, hırsa gelmez.

2019 yılını yeni bir bestemi “single” olarak yayınlayarak kapatacağım. Bestenin adı: “Sevemem Seni Eskisi Gibi.” Londra’dan müzisyen arkadaşlarım Alcyona Mick (piyano) ve Ivan Hussey (çello) çaldılar. 28 Kasım 2019 tarihi itibariyle tüm dijital müzik servis sağlayıcıları üzerinden dinlenebilecek (Amazon Apple musk, Deezer, Spotify, Tidal, Youtube gibi)

Bir de kitabım var, ancak üzerinde biraz daha çalışmam gerek. O “biraz” ne kadar bir zaman dilimine tekabül ediyor, gerçekten bilmiyorum. Zamanı doğrusal algılamıyorum. Bir zaman sonra, hazır olduğunda, koşullar oluştuğunda yayınlarım sanıyorum.

O kadar çok projem var ki… Hepsini gerçekleştirmeye bu kısa ömür yeter mi? Sanmıyorum.

Ali İhsan Aksamaz: Bu söyleşi için size çok teşekkür ederim, Mircan Hanım. Sorularımı cevapladınız. Siz de isterseniz, söyleşimizi sonlandıralım!  Ancak sizin söyleyecekleriniz varsa, buyurun söyleyin, lütfen! Her zaman yüzünüz gülsün, yüz yaşınıza kadar yaşayın, göğe çıkın!

Mircan Kaya: Çalışmalarıma değer verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x