Cumartesi, Eylül 5, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Münferit Değil

Rabia Baldemir by Rabia Baldemir
28/08/2026
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Münferit Değil
0
SHARES
499
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Zonguldak’ta Kürt mevsimlik işçilere yönelik saldırı haberlerini okuduğumda dikkatimi çeken olayın kendisinden önce kullanılan dil, münferit.

Zonguldak Valiliği yaşananları “münferit bir anlaşmazlık” olarak açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek de olayın “münferit bir hadise” olduğunu söyledi.

Münferit; sözlük anlamı tek başına olan, kendi başına duran, başka olaylarla bağlantısı olmayan demek.

İnsanın kendi hayatına, çevresine yaşananlara bakınca bu kelimeye itiraz etmemesi mümkün değil.

Çünkü biz bunu ilk kez yaşamıyoruz. İlk defa duymadık, görmedik

O zaman insan ister istemez soruyor: Birkaç kuşağın yaşadığı olaylar nasıl münferit olabilir?

Bazılarımız sustu. Bazılarımız göçtü. Şehir değiştirdi, mahalle değiştirdi. Bazılarımız ismini değiştirdi. Bazılarımız dilini değiştirdi. Bazılarımız yaşadıklarını çocuklarına anlatmadı. Bazılarımız anlatacak kelime bulamadı. Bazılarımız sadece dilini, kültürünü, dinini yok sayarak, unutarak, gizleyerek sadece hayatta kalmayı başararak geldi bugüne. Ama hiç unutmadan.

Bu nedenle Türkiye’de bugün yaşanan herhangi bir ırkçı saldırıyı, bir linçi münferit diyerek geçiştiremeyiz. Çünkü bu ülkede Kürtçe konuştuğu için saldırıya uğrayan, Kürtçe şarkı söylediği ya da dinlediği için hedef alınan, yalnızca Kürt olduğu için öldürülen, linç edilen insanlar oldu. Başka kentlere çalışmaya giden Kürt işçilerin karşılaştığı saldırılar da bunun bir parçası.

Zonguldak’ta ne olduğunu elbette bilmek, bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkarmak gerekiyor. Kim saldırdı, nasıl saldırdı, kimler sorumlu; bunların hepsi soruşturulmalı. Fakat eşit yurttaşlığın olmadığı yerde hukuk da taraftır.

Çünkü itirazım yalnızca Zonguldak’ta ne olduğuna değil. Olan biteni tarif ederken kullanılan dile de itiraz ediyorum.

Bir olayın daha soruşturması tamamlanmadan “münferit” olarak tanımlanması, o olayı yalnızca tarif etmiyor. Onu kendi gerçekliğinden de ayırıyor. Algıyı dağıtıyor, olayı önemsizleştiriyor.

Bu ülkede Kürtlere yönelik ilk kez saldırılar yaşanıyor.

Türkiye’nin tarihine baktığımızda Ermenilerin, Rumların, Süryanilerin, Yahudilerin, Ezidilerin, Alevilerin ve Kürtlerin; yaşadığı katliamları, sürgünleri, zorla yerinden edilmeleri, inkarı ve baskıyı görüyoruz. 1915 Ermeni , 1938 Dersim, 1978 Maraş ve daha sonra Çorum, Sivas… Her dönemde katliam var. Türkiye’de her dönemin ötekisi var.

Ermeni ötekiydi, Rum ötekiydi, Kürt ötekiydi, Alevi ötekiydi. Bu ötekileştirme kimi zaman inkârla, kimi zaman sürgünle, kimi zaman zorunlu göçle, kimi zaman dilin yasaklanmasıyla, kimi zaman da doğrudan katliamla kendini gösterdi. Dönemler değişti, hedef alınan halklar, diller, dinler değişti, yöntemler değişti; fakat ötekileştirme siyaseti hep orta yerde kaldı.

Ve yaşamak hep direnmek olarak miras kaldı.

Bugün Zonguldak’ta Kürt işçilerin saldırıya uğramasını konuşurken bizi geçmişe götüren şey de tam olarak bu süreklilik. Mesele yalnızca bugün birkaç insanın doğudan batıya mevsimlik işçi olarak çalışmaya gitmesi orda “ münferit “ saldırıya uğraması değil.

Amed Spor maçında sarı torbalar sallandı.

Bu saldırıyı mümkün kılan ırkçılıktır. Ötekilik halidir. ve ötekileştirme tarihi münferit değildir.

İnsanların Kürtçe konuştuğu için dövüldüğü, Kürtçe şarkı dinlediği için hedef alındığı, yalnızca Kürt olduğu için öldürüldüğü, yalnızca Kürt olduğu için yıllarca cezaevinde kaldığı, başka bir kente çalışmaya gittiği için saldırıya uğradığı bir ülkede, her yeni saldırıyı yalnızca kendi gününün olayı olarak tarif etmek, yaşananların sürekliliğini görmemek demektir.

Bugün Türkiye’de yeniden barıştan söz ediyoruz. Bu sürecin başlaması ve barış ihtimalinin konuşulması önemli. Ama barış üzerine konuşmakla toplumun barışın dilini kurması aynı şey değil.

Çünkü barış yalnızca siyasal aktörlerin ülkeyi terör ve teröristlerden temizleyeceğiz diyerek gelmez. Barış dilini kurmak kelimeleri özenle seçmek gerekiyor. Toplumun birbirine saygı ve eşit bir yerden bakmasını gerektiriyor.

Bir Kürt işçinin çalışmak için başka bir kente gittiğinde kendisini güvende hissedebilmesi, kendi dilini konuşurken bunun bir sorun olmayacağını bilmesi, çocuklarının kimlikleri nedeniyle hedef alınmayacağını düşünebilmesi de toplumsal barışın meselesidir.

Tam da bu nedenle, bugün konuştuğumuz barışın yalnızca siyasi aktörler arasındaki bir müzakere başlığı olarak kalmaması gerekiyor. Toplumsal barış, geçmişte yaşananları susarak geçmekle değil, herkesin kendi hafızasını, varlığını ve acısını inkâr etmek zorunda kalmadan ortak bir yaşam kurabilmesiyle mümkün.

Bunun için devletin de toplumun da yaşananı kendi tarihinden koparan “münferit”, “istisna”, “anlaşmazlık” gibi bir dilden vazgeçmesi; ırkçılığı ve ötekileştirmeyi açıkça tanıyan, eşit yurttaşlığı esas alan ve herkesin kendisini bu ülkenin eşit yurttaş olarak görebileceği yeni bir ortak dil kurması gerekiyor.

Henüz bu dili kurmuş değiliz.

Ama toplumsal barışın gerçek anlamı da tam olarak burada: birbirimizin hafızasını susturmadan, birbirimizin acısını inkâr etmeden, kimsenin kimliği nedeniyle kendisini daha az yurttaş hissetmediği bir ortak hayatı kurabilmek.

Kürtler barışın değerini ve ne kadar elzem olduğunu biliyor.
Yaşananlar geçmişte kalmış bir hikâye değil.
Bu yüzden Zonguldak’ta yaşananları “münferit” olarak okuyamıyorum.

Birkaç kuşağın hayatına değen, bir halkın hafızasında karşılığı bulunan, benzerleri farklı zamanlarda tekrar tekrar yaşanan bir şiddeti tek bir sözcüğün sınırları içine koyamayız.

Çünkü mesele yalnızca Zonguldak’ta ne olduğu değil.

Mesele, bu ülkede bir Kürt yurttaşın başka bir kente çalışmaya giderken kendisini güvende hissedip hissedememesi.
Kendi dilini konuşurken başına bir şey gelip gelmeyeceğini düşünmek zorunda kalıp kalmaması.

Çocuğunun kendi kimliğiyle büyüyüp büyüyememesi.

Ve bütün bunların hâlâ mümkün olduğu bir ülkede gerçekten toplumsal barıştan söz edip edemeyeceğimiz.

Münferit olan belki bir olaydır.

Ama ırkçılığın tarihi münferit değildir.

Ötekileştirme münferit değildir.

Ve artık bunları münferit diyerek geçiştirmemek gerekiyor.

Tags: rabia baldemir
Previous Post

Nepal–Tibet sınırındaki selde en az 165 can kaybı

Next Post

KKM’de beş yıllık dönem kapandı: Bakiye sıfırlandı

Rabia Baldemir

Rabia Baldemir

1974 yılında Adana’da doğdu. Çalışma yaşamına erken yaşlarda başladı. İşçi olarak edindiği deneyimler, sendikal mücadele içerisinde aktif görevler üstlenmesine ve emek mücadelesinde yer almasına zemin hazırladı. 2005 yılından bu yana mülteci olarak Avrupa’da yaşamını sürdürüyor. Avrupa’daki yaşamı boyunca Kürt Kadın Hareketi içerisinde aktif olarak yer aldı; kadın özgürlüğü, toplumsal eşitlik ve demokrasi mücadelesine katkı sundu. Feminist aktivist kimliğiyle çalışmalarını sürdüren yazar, yaklaşık beş yıldır Gazete Avrupa’da köşe yazıları kaleme alıyor. Yazıları Özgür Politika gazetesinde de yayımlandı. Çalışmalarında ağırlıklı olarak kadın mücadelesi, toplumsal adalet, demokrasi ve özgürlük konularını ele alıyor. Avrupa’da sürdürdüğü yaşamı boyunca feminist mücadeleye ve kadın özgürlük hareketine hem yazılarıyla hem de aktivist çalışmalarıyla katkı sunmaya devam ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Cezalandırılan Kadın Bedeni, Cezasızlık ve Kadınların Hafızası
Manşet Haberler

Cezalandırılan Kadın Bedeni, Cezasızlık ve Kadınların Hafızası

20/08/2026
Avrupa’nın İnsan Hakları Sınırları
Kadın

Avrupa’nın İnsan Hakları Sınırları

08/08/2026
Güvenli ülke mi?
Kadın

Güvenli ülke mi?

24/07/2026
Next Post
KKM’de beş yıllık dönem kapandı: Bakiye sıfırlandı

KKM’de beş yıllık dönem kapandı: Bakiye sıfırlandı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

AĞUSTOS ENFLASYONU: GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY VAR!

AĞUSTOS ENFLASYONU: GARP CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY VAR!

by Mustafa Durmuş
05/09/2026
0

TÜİK, ENAG ve İTO tarafından hesaplanan ağustos ayına ilişkin aylık ve yıllık enflasyon oranları arasındaki farklılıklar sürüyor: TÜİK’in yıllık enflasyonu...

10 Ekim Barış Derneği’nden Savaş Yıldız çağrısı: 25 Eylül’de mahkemeye getirilsin

10 Ekim Barış Derneği’nden Savaş Yıldız çağrısı: 25 Eylül’de mahkemeye getirilsin

by Sonhaber
05/09/2026
0

10 Ekim Barış Derneği, 10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı davasının firari sanıklarından Savaş Yıldız’ın Türkiye’ye getirildiğine ilişkin haberlerin ardından...

ODTÜ’de yol projesine karşı nöbet yeniden başladı

ODTÜ’de yol projesine karşı nöbet yeniden başladı

by Sonhaber
05/09/2026
0

Ankara Büyükşehir Belediyesine (ABB) ait iş makinelerinin Orta Doğu Teknik Üniversitesi arazisindeki yol çalışmalarını yeniden başlatması, öğrenciler ile kent ve...

Özelleştirme hız kesmiyor: Boğaz köprüleri ve otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı

Özelleştirme hız kesmiyor: Boğaz köprüleri ve otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı

by Sonhaber
05/09/2026
0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı 11750 sayılı karar, 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararla Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM)...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik