Pazar, Temmuz 12, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

MUTLAK BUTLAN DEVLET KRİZİ VE KÜRDİSTAN GERÇEĞİ

Hamit Baldemir by Hamit Baldemir
28/05/2026
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
MUTLAK BUTLAN DEVLET KRİZİ VE KÜRDİSTAN GERÇEĞİ
0
SHARES
356
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Türkiye’de son yıllarda giderek derinleşen siyasal krizler, devlet içi çatışmalar, ekonomik çöküş, toplumsal kutuplaşma ve rejim bunalımı; yalnızca dönemsel yönetim sorunlarının sonucu değildir. Bu krizlerin kaynağı çok daha derin, tarihsel ve yapısaldır.

Sorunun merkezinde, genelde kapitalist sistemin evrensel krizi olsa da; özelde devletin sömürgeci karakteri bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar, Kürt halkı olmak üzere; ”Misaki Milli” sınırları içinde Türk olmayan bütün halkları, azınlıkları ve inanç toplulukları (gayri müslümin)  inkâr, imha, asimilasyon ve sömürgeleştirme politikaları; devletin temel karakterini belirleyen asli unsurlardan biri olmuştur. Bu nedenle bugün ortaya çıkan her siyasal kriz, her rejim çatışması ve her devlet bunalımı aynı zamanda çözümsüz bırakılan Kürt sorununun ve sömürgeci yapının krizidir.

Dolayısıyla mesele yalnızca egemenler arası iktidar değişimi değildir. Mesele, sömürgeci devlet yapısının tarihsel krizidir.

Bu nedenle “mutlak butlan” anlayışı yalnızca düzen içi klik çatışmalarında taraf olmama meselesi değildir. Aynı zamanda bütün bu krizlerin kaynağını doğru tespit ederek devrimci çözüm hattını ezilen ulusların özgürlük mücadelesiyle birleştirme meselesidir. Devrimci tutum; ”mutlak butlan” adaletsizliğini, egemen sınıfların ve düzen içindeki kliklerin kendi iktidar mücadelelerinde, hukuklarını hiçe sayarak birbirlerini tasviye operasyonlarına devrimci ve yurtsever hareketlerin taraf olmamasıdır. Burjuva hukukunda adalet aramak saflıktır ve sınınfsal yaklaşım değildir. Devrimci çizginin silikleşmesi ve burjuva etkisine girmektir. Burjuvazi arasındaki iktidar kavgasında adalet uygulanması kaygısına düşmek devrimcilerin görevi değildir. Egemenlerin birbirleriyle çatışmasında zayıf tarafı desteklemek ve kendi sınıfının bir kesimince ”haksızlığa uğramışın” yanında olmak devrimcilerin görevi değildir. Sistemin egemenlerinin bu kavgalarında zayıfın ve ”haksızlığa ” uğramış olmanın tarafında olma durumu burjuva hümanizminin ta kendisidir. Zira, sömürgeci devlet içindeki klik savaşları, sermaye gruplarının çatışmaları, düzen partileri arasındaki mücadeleler, halkın özgürlüğü için değil; sömürü düzeninin hangi güç tarafından yönetileceği üzerinde yürütülmektedir. Bu nedenle devrimci ve devrimci ulusal demokratik    (Kürt ulusal devrimci hareketi) hareket; herhangi bir sömürgeci burjuva odağın yedeğine düşmez ve düşmemelidir! Devrimci tutum, egemenler arasında mücadelede “Ehven-i şer” siyasetini reddeder; bağımsız sınıf  ve ulusal hattını korur, düzen içi kamplaşmalara eklemlenmez.

Ancak bu tutum pasiflik anlamına gelmez.

Tam tersine devrimci hareket, kitlelerin öfkesini örgütlemek, toplumsal hareketleri sistem karşıtı bir hatta taşımak,
halkın tepkisini devrimci demokratik mücadeleyle buluşturmak zorundadır. Kitleler farklı sınıf, tabaka ve bireylerden oluşur. Gelişen devrimci mücadeleye katılışı kendi ihtiyaç ve özlemleri paralelindedir. Net bir ideolojik politik hatta tabi olması gerekmiyor; gelişen kitlesel harekete katılması… Bu noktada da devrimciler, gelişen kitlesel tepkiyi devrimci çizgiye kanalize etmeye çalışır. Bu onların tarihsel, sınıfsal devrimci görveleridir.

 

Devlet Krizinin Asıl Kaynağı:

 Krizin asıl kaynağı, onun; kapitalist-emperyalist sömürgeci karakteridir. Türkiye’de yaşanan krizlerin temel nedeni yalnızca ekonomik çöküş ya da iktidar çatışmaları değildir. Asıl sorun; devletin kuruluşundan itibaren taşıdığı sömürgeci karakterdir.

Kürt halkının dili yasaklandı, kimliği inkâr edildi, coğrafyası ilhak edildi, siyasal iradesi bastırıldı; devrimci demokratik talepleri terörize edildi.

Bu nedenle Türkiye’de demokrasi sorunu ile Kürt sorunu birbirinden ayrı değildir. Bu nedenle Türkiye’de en basit demokratik sorun bir devrim sorunudur. Çünkü sömürgeci bir devlet gerçek anlamda demokratikleşemez. Sömürge ulus sömürgeci sistemi demokratikleştiremez. Sömürge ulus egemen ulusun burjva iktidarını ele geçirme ve demokratikleştirme gibi bir sorunu yoktur. Bu Türkiye halkının sorundur. Ezilen sömürge ulus kendi ulusal egemenliği için mücadele eder. Kendi kaderini kendi belirleme mücadelesi verirken, bu mücadeleyi güçlemdirecek ve başarıya götürecek olay ve gelişmeleri değerlendirir ve bu durumdan ulusal çıkarları için yararlanır.

Kuşkusuz, ezilen ulusları baskı altında tutan bir sistem; kendi halkına da özgürlük getiremez. Bu yüzden faşizm, militarizm, devlet şiddeti, baskı rejimi, hukuksuzluk, polis devleti uygulamaları yalnızca dönemsel tercihler değildir; sömürgeciliğin zorunlu sonuçlarıdır.

T.C.’nin Kürdistan’daki sömürgeci karakteri sürdükçe Türkiye’de gerçek demokratikleşme mümkün değildir.
Tarihsel gerçek şudur; ezilen uluslar özgürleşmeden egemen uluslar özgürleşemez. Çünkü sömürgecilik yalnızca ezilen halkı değil; egemen ulusun emekçilerini de zehirler. Milliyetçilik, şovenizm, ırkçılık, devletçilik, militarizm tam da bu sömürgeci ilişki üzerinden yeniden üretilir.

Bu nedenle devrimci demokratik mücadele, Kürdistan sorunundan bağımsız ele alınamaz. Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı, ulusal özgürlüğü, siyasal iradesi, demokratik talepleri devrimci dönüşümün temel sacayaklarından biridir. Hatta bugün Türkiye’deki bütün rejim krizlerinin düğüm noktası budur. Çünkü devlet, Kürt halkına özgürlük tanımadan varlığını sürdürebileceğini düşünmektedir. Ama tam da bu inkâr politikası sistemi sürekli kriz üretmeye zorlamaktadır.

Düzen İçi Çatışmalar ve Kürt Sorunu

Türkiye’deki düzen partileri arasındaki çatışmaların önemli bölümü doğrudan ya da dolaylı biçimde Kürt sorunuyla bağlantılıdır.

Devlet içindeki klikler; güvenlik politikaları, savaş stratejileri, uluslararası dengeler, Kürt hareketine yaklaşım üzerinden sürekli çatışmaktadır.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken temel nokta şudur:

Bu kliklerin hiçbiri Kürt halkının gerçek özgürlüğünü savunmamaktadır.

Aralarındaki fark, yalnızca sömürgeciliğin hangi yöntemle sürdürüleceği üzerinedir. Bu nedenle devrimci hareket, ne iktidar blokunun, ne liberal düzen muhalefetinin, ne de devletçi-ulusalcı çizgilerin arkasına dizilebilir.
Çünkü bu odakların tamamı, farklı tonlarda da olsa, sömürgeci devlet yapısını korumaktadır.

CHP ve Düzen Muhalefetinin Sınırları

Bu noktada CHP’ye özel olarak bakmak gerekir.

CHP, Cumhuriyet’in kuruluşu ile var olmuş bir devlet partisidir, inkâr, imha ve işgal politikalarının tarihsel taşıyıcılarından ve sorumlularındandır. Şeyh Sait Hareketi’nden, Dersim’e,  Ziland’dan Ağrı’ya;  Kürdistan’da gerçekleşen katliamlardan ve günümüze devletçi çizginin merkezinde yer almıştır. Bugün demokrasi söylemi kullansa da, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını savunmaz, devletin sömürgeci yapısını sorgulamaz,
sistem sınırlarının dışına çıkmaz. Dolayısıyla CHP, düzenin restorasyon gücüdür. Görevi sistemi dönüştürmek ve değiştirmek değil, kriz anlarında sistemi yeniden stabilize etmektir. Bunun için devrimci hareket açısından mesele, CHP’yi desteklemek değil, onun sınıfsal ve sömürgeci karakterini teşhir etmektir.

 Devrimci Görev:

Bugünkü temel görev; var olan krizleri yalnızca teşhir etmek değil, onları devrimci demokratik bir hatta kanalize etmektir. Çünkü kriz tek başına devrim yaratmaz. Krizin devrimci bir duruma dönüşebilmesi için, örgütlü halk hareketi, bağımsız sınıf siyaseti, ezilen uluslarla enternasyonalist dayanışma içerisinde bir mücadele hattı gereklidir. Gerçek anlamda; devrimci demokratik program bu içerikte olmak zorundadır. Burada Kürdistan özgürlük sorunu belirleyici önemdedir. Çünkü Kürt halkının özgürlük mücadelesi, yalnızca ulusal bir mücadele değil, aynı zamanda sömürgeci devlet yapısını çözen temel dinamiklerden biridir. Bu bağlamda, Türkiye’deki devrimci demokratik dönüşüm, Kürdistan gerçekliğinden bağımsız ele alınamaz. Kürdistan’daki özgürlük mücadelesini dışlayan her siyaset, kaçınılmaz olarak düzen içine hapsolur.

Sonuç olarak; bugün Türkiye’de yaşanan kriz: yalnızca hükümet krizi değildir. Bu kriz, sömürgeci devlet yapısının krizidir. Bu nedenle çözümde düzen içi restorasyonlarda, seçim hesaplarında, yeni burjuva ittifak projelerinde değil; ezilenlerin kitlelerin birleşik devrimci mücadelesindedir ve Kürt halkı ile enternasyonalist dayanışmadadır.
Gerçek demokratikleşme; Kürt halkının özgürlüğünden, ezilen ulusların kurtuluşundan, sömürgeci yapının tasfiyesinden geçer.

Çünkü,  ezilen uluslar özgürleşmeden, ezen uluslar gerçek anlamda özgürleşemez.

Bu yüzden devrimci hareketin görevi; düzen içi klik savaşlarında taraf olmak değildir; halkın öfkesini örgütlemek,
krizleri devrimci demokratik hatta taşımak, Kürdistan özgürlük mücadelesiyle  enternasyonalist devrimci çizgide dayanışma içinde olmaktır.

Bugün gerçek devrimci tutum budur.

Tags: hamit baldemir
Previous Post

BUTLAN DARBESİ HEGEMONYA KRİZİ VE DİĞER ŞEYLER

Next Post

SÜREÇ NE İDİ NE OLDU? (2. Bölüm)

Hamit Baldemir

Hamit Baldemir

Yazarın Diğer Yazıları

KÜRT ULUSAL SORUNUNUN DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ
Manşet Haberler

KÜRT ULUSAL SORUNUNUN DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ

19/06/2026
”SÜREÇ” PERSPEKTİFİNE ULUSAL VE DEVRİMCİ ELEŞTİREL YAKLAŞIM
Manşet Haberler

”SÜREÇ” PERSPEKTİFİNE ULUSAL VE DEVRİMCİ ELEŞTİREL YAKLAŞIM

17/05/2026
Next Post
SÜREÇ NE İDİ NE OLDU? (2. Bölüm)

SÜREÇ NE İDİ NE OLDU? (2. Bölüm)

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

YARALI BİR NİDÂ: AHMET TELLİ

YARALI BİR NİDÂ: AHMET TELLİ

by Sonhaber
11/07/2026
0

Ömrünü yoldaşlıkla mühürlemiş, kelimeleri yaşanmışlıktan ayırmadan; acıdan, vicdandan ve kayıptan süzerek getiren, kırılganlığı saklamayan ama teslimiyeti kabul etmeyen bir söz...

AHMET TELLİ’NİN ARDINDAN

AHMET TELLİ’NİN ARDINDAN

by Nebahat Akın
11/07/2026
0

Varsayım üzerine tutuklanan suçsuz günahsız ihsanların olduğu bir dünyada, umutlarını kaybetmeden barışa bel bağlamış ve mücadele etmiş kişiler, ufukta barış...

Ahmet Telli’nin Ardından

Ahmet Telli’nin Ardından

by Mehmet Yeşiltepe
11/07/2026
0

Bir Şairden Fazlası Eksildi Bazı ölümler vardır; yalnızca bir insanı alıp götürmez. Bir ses, bir bakış, bir vicdan eksilir. Öyle...

Kuyu Tipi Cezaevleri Kapatılsın!

Kuyu Tipi Cezaevleri Kapatılsın!

by Mustafa Kumanova
11/07/2026
0

Özgürlüğün olmadığı yerde ne ahlak olur ne eşitlik olur ne de adalet olur. Sadece baskı ve cezaevi olur. O baskı...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik