Nato zirvesi ve Yeni cepheler : Global Medyadan

HomeDünya

Nato zirvesi ve Yeni cepheler : Global Medyadan

Nato üyesi ülkeler, pazartesi günü Brüksel’de bir araya geldikleri zirvenin sonuç bildirgesinde sisteme meydan okumakla nitelendirilen Çin’e karşı ilk kez açık tavır aldı. Nato Genel Sekreteri Jens Stoltenberg bunun, Çin’in bir rakip ya da düşman olarak görüldüğü anlamına gelmediğini söyledi. Bildirgede ayrıca Rusya’nın saldırgan tutumunun transatlantik güvenliği tehdit ettiği dile getirildi. Zirve Avrupa basınına birbirinden farklı yorumlarla yansıdı.

Çifte Soğuk Savaş

NATO’nun artık iki düşmanı var, diyor La Stampa: Diplomaside ip cambazlığı, sonuç bildirgesinin tonunu yumuşatabilir ama özünü değiştiremez:

“Rusya ve Çin ‘sistemik rakiplerdir.’ … İki otokrasiye karşı durmak için ikili bir model gerekiyor. Nitekim bu yaklaşım NATO zirvesinin ordövr tabağı sayılan Cornwall’daki G7 zirvesinde de kabul gördü. Bu model ‘aynı anda iki cephede yürütülen savaş doktrinini’ – yani Soğuk Savaşın Amerikan ayağını- yeniden düzenliyor ve zamana ve eldeki imkanlara uyarlıyor.”

Avrupa, Pekin karşıtı rotayı desteklememeli

Les Echos, Çin’in Avrupa için çok önemli olduğunu söylüyor:

“Avrupa ticarette ve enerji teknolojilerinde, Amerikan’ın çıkarlarına körü körüne boyun eğmek zorunda kalmayacak kadar Çin’e ve Moskova’ya bağımlı. Hele de geçen yıl Pekin’in Washington’un önüne geçerek Avrupa’nın en önemli ticaret ortağı olmasından bu yana. Üstelik Çin iklim değişikliğiyle mücadelede vazgeçilemeyecek bir ülke. Avrupa Birliği 450 milyon nüfuslu bir pazar olması nedeniyle Çin’e daha ölçülü bir güç dengesi kurulması konusunda baskı yapabilir. Bu bile kendi başına yeterince zor. Bu durumda Washington’un Pekin’le aramıza inşa etmeye çalıştığı yeni duvar reddedilebilir.”

Dünya artık tek kutuplu değil

Público, Çin’e karşı Batılı bir ittifakın anakronik olduğunu söylüyor:

“[Biden’ın] stratejisi haleflerininkinden daha akıllıca görünüyor. Ama temel düşünce aynı: Artık tek kutuplu olmayan bir dünyada Amerikan hegemonyasını devam ettirmek. Demode olan bu yaklaşım, AB’nin dış politikasını bağımsız olarak geliştirme hedefiyle örtüşmüyor. … G7, Çin’in hedeflediği Yeni İpek Yolu ile rekabet edecek bir yeşil ticaret ilişkileri ağı hayali kuruyor. Ancak bu girişim, – Çin’inkinin aksine – ayrıntıları, mali kaynakları ve stratejisi henüz tamamlanmamış bir proje. Washington’un birçok müttefiki, açıkça Çin’e karşı bir planı desteklemek niyetinde değil.”

Coğrafi merkez kayması

Zeit Online’a göre bu zirvenin verdiği en önemli mesaj, güvenlik kavramının Kuzey Atlantik bölgesinin sınırlarını aşmış olması:

“NATO Hint-Pasifik bölgesini izliyor ve oradaki ‘partnerleri’ olan Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda’yla işbirliğini yoğunlaştırmak istiyor. … Çoğu Avrupalı NATO ülkesi ise Rusya’yı bir tehdit olarak görmeye devam ediyor. Çin’in yarattığı zorluklardan çok da huzursuz değiller sanki. Brüksel zirvesinde Amerikan dış siyasetinin merkezinin sonunda Hint-Pasifik bölgesine kaydığını anlamış olmalılar. … Washington’dan dünya siyasetine bakıldığında, bilinen NATO bölgesinin giderek çepere kaydığı görülüyor.”

Batı’nın önde olduğu günler geride kaldı

WPolityce.p, güvenlik politikalarının siyaset gündeminin birinci sırasında yer alması gerektiğini düşünüyor:

“NATO üyesi devletlerin güncel durumu eskiye göre çok daha zor ve karmaşık. Çünkü Batı’nın bütün olarak teknolojide potansiyel düşmanlarından önde olduğu günler artık tarih oldu. Yeni silah türleriyle ilgili araştırmalar, yapay zekanın askeri amaçlarla kullanılması ya da gelecekte nesnelerin interneti ile ilgili yaşanacak teknolojik devrimler Batı’nın elinden sahip olduğu avantajları alıyor. Bu da güvenlik politikalarının temel varsayımlarının gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.”

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments