Pazar, Ağustos 16, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Newroz meydanındaki kardeşime mektup

Mehmet Yeşiltepe by Mehmet Yeşiltepe
22/03/2024
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
1
Newroz meydanındaki kardeşime mektup
0
SHARES
1.2k
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

 

İnsan, doğa ve Newroz el ele vermiş
“Kesk û sor û zer”i dalgalandırıyor.
Bugün 21 Mart.
Newroz deyip geçmemek gerekiyor.
Tarihin en ak sayfalarından âna gün ışığı damlıyor.
Bin yıllardır iki gözü iki nehir.
Mezopotamya’nın damarlarında
Halkın baharı tomurcuklanıyor.
Dalda yeşil, toprakta özsu değildir sadece yaşam.
Artık günümüzün esmer yüreklisi,
Ne oyalamalara kanıyor,
Ne çelmelerle düşüyor.
Kawa’dan bugüne birikenleri kendine
Düstur edinmiş
Eken de biçen de olmak istiyor…

 

Sevgili kardeşim,

Sevgili yol arkadaşım, daha dün İstanbul’da yüzbinlerce beden, binlerce ses, binlerce akıl, niyet, talep, düş ve gerçek yan yana geldi. Farklılıklar bile kardeşleşti, renkler birbirine gülümsedi. Gerçekte bu bir pusulaydı; nereye, nasıl ve kimlerle gidilmesi gerektiğinin tarifiydi. Bugün pek çok yerde ve Diyarbakır’da yine aynı “Buluşma” gerçekleşiyor.

Bu mücadelenin geçmişinde kimler yoktu ki; itiraz etmiş, dövüşmüş, bedel ödemiş, kaybetmiş veya kazanmış tüm insanlar gerçekte birer Kawa’dır. Karşılarındaki zorbalık zincirindeki her halka ise farklı biçimlerde varlık göstermiş birer Dehak’tır.

 

Berxwedan Jiyane/Direnmek yaşamaktır

Bugün Newroz. İçinde senin de olduğun, Ortadoğu ve Kafkasya halkları bugünü doğanın uyanışının (baharın) müjdecisi olarak kutluyor. Yüzyıllardır bitmeyen savaşların ve paylaşım mücadelelerinin merkezi olan Ortadoğu’da ulusal hak eşitliği talebiyle mücadelelerini sürdüren Kürtler, Newroz’u ulusal uyanışın sembolü olarak kutluyor. 2600 yıllık Newroz efsanesi bu mücadelenin her kavşağında yeni anlamlar kazanıyor.

Newroz mitolojisi, sanıldığının aksine bir halkın etnik kimliğine değil, ezilen halkların direnişine, zalimin zulmünü kırma ve mazlumların kaderini eline alma iradesine, bir arada hareket etme potansiyeline işaret eder. Direnmek, dayanışmak, kardeşleşmek halklara yakışıyor. Ve günümüz Dehakları en çok bundan korkuyor.

 

Newroz’un anlamı ve halkların Kawalaşması

Senin de bildiğin gibi sevgili kardeşim, zulmün bir kralla özdeş olduğu tarihsel dönemlerde, zalimin de mazlumun da direnişin de tanımı kolaydı, hedef netti. Kölecilikte, hatta feodal düzenlerde de benzer bir durum, sınıfsal çelişmelerin örtük olmadığı kolaylıkla görülebildiği bir toplumsal yapı söz konusuydu. Bugün ise mücadele çok daha zorlu, karmaşık boyutlar almış, zorbalık bir kişiden bir kurumsal düzene dönüşmüş durumda. Bu koşullar, farkındalık yaratmayı güçleştirirken, mücadele araç ve yönetmelerini de çeşitlendiriyor.

Bugün, Newroz’un temsil ettiği bütün değerlerin çiğnenmeye çalışıldığı karanlık bir dönemden geçiyoruz. Afrin’in merkezi işgal edildiğinde ilk iş olarak Demirci Kawa heykelinin yıkılması, bu karanlık dönemin ve işgalcilerin neyi temsil ettiklerinin de sembolü gibiydi adeta.

Günümüzde Dehak’ı; pek çok bağlamda iktidar, İliçte Çalık, Gazze’de İsrail ve NATO’nun ayak izlerinde emperyalizm temsil ediyor. Özetle Kawa, nasıl tüm ezilenlerin ismiyse, Dehak da ezenlerin ortak ismidir.

 

Hem Fırat hem Asi’dir Newroz

Tarihin koynunda mayalanmış özgürlük tarifidir Newroz. Ne hikaye, ne masaldır. Gerçekliğin âna en yakışan uyanış tarihidir. Bilenler için ne Mart’ın 8’i ayrılır 21’inden, ne Dersim’in 38’i Halepçe’den. Ama biz, değerlerimizi süzebilmeliyiz, en karanlık iklimden. Birimiz susadığında diğerimiz Dicle, Fırat veya Asi kesilebilmeli yanı başında.

Che olabilmeli örneğin tüm yabancılaşmaların, bireycileşmelerin ve tekleşmelerin karşısında. Arkadaşı Jean Cormier’in Che için söylediği “Hiç kuşkusuz Che ‘çoğul’dur. ‘Ben’i bilinçli olarak ve ısrarla, azimle, ‘biz’e doğru götürmüştür,” sözlerindeki gibi çoğul olabilmek, “ben”i “biz”e taşımak, muhtemel tıkanmaların panzehridir. Bilinir ki rekabet, yarış gibi olgular mülkiyet ilişkilerinin yansımalarıdır; bu etkilerle baş etmenin yolu, bireycileşmenin antitezini geliştirmektir; kolektif irade, el, akıl ve gönül birliği bunun somut ifadesidir.

 

Halkın ateşle dansıdır Newroz

Değerlerin halay çektiği gündür Newroz. Göğü öpen alevde, bütün bir yılın haberleri okunuyor. Halkın alevle dansıdır newroz. Doğa, insan ve ateş, aynı mimikte gülümsüyor. Halkın itiraz şenliğidir newroz.

Boyun eğmemenin bin yıllardır bitmeyen şarkısı yazılıyor. Özgürlük senfonisidir Newroz. Henüz finale varılmamış da olsa. Akıl ve yürek, aynı tınıda birbirini tamamlıyor. Toplumsal bir aşktır Newroz. Kapitalizme sırtını dönmüş halklar, birbirini, sınıfsız sömürüsüz bir sevgiyle kucaklıyor. Halkın ateşle imtihanıdır Newroz. Binlerce yıllık zulme karşı direnmenin mirasını büyütüyor…

 

Çözüm, Dehakların yakasını bırakmamaktır

Özellikle emperyalizm çağında, sistemin bir bütün halinde gericileşmesi sebebiyle parçalı çözüm ihtimali kalmamıştır; birbirini tanımıyor olan ve hatta çeşitli nedenlerle aralarında mesafeler bulunan kesimler dahil tüm ezilenler, demokratik talebi olan tüm halk kesimleri aynı program altında aynı saflarda ortak düşmana karşı mücadele etmek zorundadır. Bu duruş, bugünün Dehak’ını doğru tespit etmeyi ve halkın Kawalaşmasını kavramayı gerektiriyor. Aksi takdirde mücadele imkanlarının ve birikmiş halk enerjisinin sistem içi kulvarlarda tüketilmesi kaçınılmaz hale gelir.

Uyanan, ayağa kalkan ve değerlerini sahiplenmenin yolunun mücadeleden geçtiğini, ağır bedeller ödeyerek öğrenen Kürt halkını, bulunduğu yerden aşağı çekmek, elbette ki kolay olmayacaktır. Özgürlüğe giden yolda, bir kez daha dikenlerin ve çalıların yoğunlaştığı zorlu bir viraja gelinmiştir. Bu bir sınavdır. Ezilenler, tarihsel basamakların hiçbirini acele ve kolay çıkmadılar. Aslında, sanıldığının aksine durum, hiç de yürek karartıcı değildir.

Kürt halkı, ihanetleri de kahramanlıkları da yaşamış; ateşin her biçimiyle tanışarak bugünlere gelmiştir. Tarihindeki tüm ihanet örneklerine rağmen, “ben senin hile ve yalanlarınla başedemedim, bu bana dert oldu. Ama senin önünde diz çökmedim, bu da sana dert olsun” diyen Seyit Rıza gibi yüreklerin en güzel köşesine yerleşmiş değerlere sahiptir. Bunları söküp atmak, mümkün değildir. Kürt halkı, kendisine zerk edilmek istenen teslimiyet zehrine yenik düşmeyecek; yarınını karartmaya yönelik hesapları boşa çıkaracaktır; çıkartmalıdır.

Sömürücü egemenliğin uluslararasılaşan eli, ülkemizin her karış toprağına kelepçe ve kirlilik eşliğinde uzanırken; toplumsal değişimde tarihsel devrimci rolünü oynayacak olan sınıf ve tabakaları, örgütlü bir zeminde buluşmaya, güç ve olanaklarını ortaklaştırmaya zorluyor. Ülkemizin bir çiftlik, değerlerimizin sahipsiz olmadığını gösterecek güç ve imkanlar vardır; önemli olan, bu olguların örgütlü bir karşı-duruşta buluşmasıdır.

Tarihin derinliklerine dek uzanıp baktığımızda göreceğiz ki insanlığın yaşam sürdüğü her zaman diliminde ve her coğrafyada devrimcilik; potansiyel halde veya çeşitli biçimlerde açığa çıkarak varlık göstermiştir. Diğer bir ifadeyle devrimcilik, tarihin hiçbir kesitinde kötülüğün yakasını bırakmamıştır. Ve bu nedenle en az onun kadar eskidir. Kötülüğü, tüm kaynakları ile beraber yok etmeden de tarih sahnesindeki yerini terk etmeyecek; insanlığı, mutlaka o görkemli finalle tanıştıracaktır. Kısacası devrimcilik; sınıflar mücadelesi, ezilenlerin lehine sonuçlanana dek varlık gösterecek; daha sonra da önü bütünüyle açılan insanlık nehrinin doğal akışına dönüşecektir.

 

 

 

 

Tags: 21 Martdayanismahalkların kardeşliğiMehmet YesiltepeNewroz
Previous Post

Filistinli sivillere karşı ‘sahada infazlar’

Next Post

Suriye ve Lübnan’daki İran destekli milisler: Jeopolitik oyunun ayrıntıları (2)

Mehmet Yeşiltepe

Mehmet Yeşiltepe

1960 yılında Antakya’da dünyaya geldi. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi mezunu. Halen çeşitli gazete ve dergilerde yazıyor. Ayrıca Nasıl Yapmalı, Kadın Sevgi Özgürlük, Direniş ve Umut Odağı Haziran, Yabancılaşma, Dünyaya ve Ülkeye Sınıfsal Bakış adlı kitapları yayınlandı.

Yazarın Diğer Yazıları

Suzan Okar’ın Ardından
Manşet Haberler

Suzan Okar’ın Ardından

13/08/2026
Mercedes Sosa’yı Yazmak
Manşet Haberler

Mercedes Sosa’yı Yazmak

12/08/2026
Gelin bugün kapitalizm konuşalım
Manşet Haberler

Gelin bugün kapitalizm konuşalım

07/08/2026
Sokak Hayvanları Meselesinin Sınıfsal, Ekolojik ve Ahlaki Haritası
Manşet Haberler

Sokak Hayvanları Meselesinin Sınıfsal, Ekolojik ve Ahlaki Haritası

02/08/2026
Aydın Matur’un Ardından
Manşet Haberler

Aydın Matur’un Ardından

20/07/2026
Gündelik Hayatın Sömürgeleştirilmesi
Manşet Haberler

Gündelik Hayatın Sömürgeleştirilmesi

17/07/2026
Next Post
Suriye ve Lübnan’daki İran destekli milisler: Jeopolitik oyunun ayrıntıları (2)

Suriye ve Lübnan'daki İran destekli milisler: Jeopolitik oyunun ayrıntıları (2)

Comments 1

  1. Salih Zeki Tombak says:
    2 yıl ago

    Eline saglık Mehmet kardeşim.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Dünyanın En Yoksul Lideri: José Mujica

Dünyanın En Yoksul Lideri: José Mujica

by Medine Dinçer
16/08/2026
0

Dünyanın en yoksul lideriydi, dediler ona. Oysa belki de dünyanın en zengin insanlarından biriydi. Çünkü zenginliği parayla, makamla, saraylarla değil;...

Rusya ve Ukrayna karşılıklı hava saldırılarıyla vuruldu

Rusya ve Ukrayna karşılıklı hava saldırılarıyla vuruldu

by Sonhaber
16/08/2026
0

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta karşılıklı hava saldırıları yeniden yoğunlaştı. Ukrayna’ya ait yüzlerce insansız hava aracı, Moskova çevresi ile Rusya’nın...

EMEK-AR raporu: Eğitimde güvencesiz istihdam yaygınlaşıyor

EMEK-AR raporu: Eğitimde güvencesiz istihdam yaygınlaşıyor

by Sonhaber
16/08/2026
0

Emek Araştırmaları Derneği, ücretli öğretmenler ile usta öğreticilerin çalışma koşullarını inceleyen Ağustos 2026 raporunu yayımladı. Sercan Çelik tarafından hazırlanan çalışma,...

Bedelini Millet Öder

Bedelini Millet Öder

by Banu İmer
16/08/2026
0

“Terörsüz Türkiye” adı verilen süreç, Meclis’te kabul edilen yasal düzenlemeyle yeni bir aşamaya girdi. Elbette silahlar sussun. Elbette barış olsun....

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik