O eski Pulur / Ovacık’ın neşesi, Mustafa Kılınç…

Kimi insanın etrafı hiç boş kalmaz. Neşe kaynağıdır. Hoş sohbettir. Gözetendir, hatırlıdır. Dostluğu, hatırı, muhabbeti paradan puldan önde tutar. Yaşamı boyunca toplumunu gözetir ve topluma mal olur. İşte Mustafa amca da böyle bir insanmış. Bir kuşak Pulurlunun (Ovacıklının) rahmetle, saygıyla, mertlikle andığı bir şahsiyettir Mustafa Kılınç.
O’nu tanıyan, bilen, idrak eden neredeyse her Pulurlunun (Ovacıklının) Mustafa amca ile ilgili sırf güzel anılar biriktirmesi ise büyüklüğünü ve itibarını fazlasıyla gösteriyor. İşlettiği sinema salonunu çocuklara çoğu zaman ücretsiz açan, 70’li yılların rüzgarında gençler için savcının, komiserin karşısına bastonuyla dikilen koca yürekli bir insanmış Mustafa amca. Fötr şapkalı, bastonlu, nüktedan, kerli ferli, lafını esirgemez biriymiş.

Onunla ilgili duyduğum derlediğim hikayeleri aktaracağım bu yazıda. Ve siz okuyanlar da eminim karşınızda dağ gibi büyüyen bir insan göreceksiniz. Böyle bir Dersimliyle karşılaşırsanız şayet Mustafa amca ekolündendir demek yerinde olacaktır.

Pulurlu biri Mustafa Kılınç’ı mı anacak? Söze aynen şu şekilde başlar:
“Hayır yani Allah’a konuşuyorum.”

“BİZİM ALİ’DEN NEDEN BAHSETMİYORSUN HOCA?”

Yer, Pulur ilçe merkezi…
1980 Askeri darbesi sonrası Alevi köylerine cami yapmakla meşhur Kenan Güven’in, Tunceli valisi olduğu dönem.

Bir gün ilçe merkezinde bir anons yapılmış. Yapılan anonsta ilçe merkezindeki bütün kahvehane ve dükkanların kapatılması ve kasaba ahalisinin de havuzlu çay bahçesine toplanması istenmiş. İstenildiği gibi bütün Pulurlular havuzlu çay bahçesinde özel davetli, emekli Paris dini ataşesinin vaazlarını dinlemek üzere toplanmış. Kürsüde emekli dini ataşe, tahta sandalyeler dizili halde ön sırada dönemin Pulur (Ovacık) kaymakamı, savcısı, hakimi ve komiseri… Arkada ise genç, yaşlı Pulur ahalisi… Cübbesini giyinmiş emekli dini ataşe başlamış ezici çoğunluğu Alevi olan topluluğa vaaz vermeye. Ömer’in adaleti, Osman’ın büyüklüğü, Ebubekir’in dostluğu… Anlatmış da anlatmış. Ahaliden Mustafa amca, bir an oturduğu tahta sandalyeden kalkıp, “Hayır yani Allah’a konuşuyorum hoca. Bizim Ali’den niye hiç bahsetmiyorsun?der demez ortalık bir anda hareketlenmiş. Mustafa amca yatıştırılmış ama hoca Ömer, Osman dedikçe, Mustafa amca Ali’yle kalkmış “Hayır yani hoca, Ali’yi yine unuttun!

O esnada söz alan bir başka Pulurlu da başlamış dini ataşe ile tartışmaya. Fakat bu amcanın dili, ifadesi ve referansları güçlü olmadığından, emekli dini ateşe karşısında kem küm etmeye başlamış. Bu duruma da dayanamamış Mustafa amca, bu kez kalkıp hemşehrisine kızmış “Hayır yani ulan madem bilmiyorsun, ne diye kalkıp konuşuyorsun? Bizi de rezil ediyorsun!

İşte böyle Mustafa amcanın her ayağa kalkışı, her karşı çıkışı ortamı hareketlendiriyor, gençlere de gırgır şamata ortamı yaratıyormuş.

Emekli bir dini ataşeyi Alevi yerleşimlerinde gezdirmekle ne arzu edildi bilmiyorum? Fakat Pulur’da sert kayaya, yani Mustafa amcaya çarpmışlar.

Anı: İnan Çetin.

***

“TOSO’YA NE CEVAP VERECEĞİM?”

1980 öncesi…

Elazığ – Dersim arası bir yolculuk sırasında. Kovancılar – Gülüşkür köprüsünde yapılan güvenlik kontrolünde polisler Pulurlu bir genci otobüsten indirip, şoföre devam etmesini söylemiş. Ön koltukta oturan ve aynı zaman otobüs hattının da sahibi olan Mustafa amca: Hayır yani devam edelim de, bizim Toso’ya ne cevap vereceğim ben. O çocuğu almadan bir yere gitmem ben diye inatlaşıp, almış genci polislerin elinden öyle devam etmiş yoluna Mustafa amca.

“Toso” dediği kişi, otobüsten indirilen ve polislerce alıkonulmak istenen gencin babası olur.

Anı: İbrahim Demir

***

YANI BAŞINDA HÜKÜMET KURMUŞLAR VALİ!”

Bir zamanlar bizim Dersim otobüsleri, Elazığ’a bağlı Kovancılar mevkinden geçerken MHP’lilerce taşlanır. Yolcusu, şoförü indirilip darp edilirmiş. Bu durum Mustafa amcaya dokunmuş olacak ki, dönemin Tunceli valisinin karşısına dikilmiş ve “Hayır yani. Yanı başında hükümet kurmuşlar vali. Yol kesiyorlar, adam dövüyorlar. Sen ne iş görüyorsun burada!” Demiş.

***

“HAYIR YANİ ŞİMDİ SIRA ONDA”

Pulur’un (Ovacık’ın) karını neredeyse tüm ülke bilir. Dedem “Ölüm yalan olur, Pulur’un karı yalan olmaz” derdi. Eskiden daha fazla yağarmış ve yollar günlerce kapalı kalırmış. Yine karın çok yağdığı ve günlerce yolların açılmadığı bir gün Mustafa amca postaneye gitmiş ve memurdan Karayolları müdürlüğünü bağlamasını istemiş. Sanırım o dönem CHP ilçe başkanıymış kendisi. Karayolları müdürlüğü bağlanır bağlanmaz Mustafa amca: “Hayır yani kaç gündür yollar kapalı, ben sizin ta…” ağzına ne gelirse, basmış küfrü. Hemen de kapatmış telefonu. Orada bulunan kimseler: “Mustafa amca ne yaptın, ne ettin? Ne diye kapattın?” Der.

Mustafa amcanın cevabı:
“Hayır yani ben küfür ettim o duydu. Sıra ona geçti. O da bana edecekti ben duymayayım diye kapattım” olmuş.

***

KOÇ BANA NEDEN VURMUYOR ?
Ovacık- Tornova köyünde adamın biri sağlam bir dayak yemiş. Kafası yara bere içinde sağlık ocağına götürmüşler. Sağlık ocağında bir güzel pansuman edip, sargılamışlar. Adam kafası sargılı halde Mustafa amcanın işlettiği lokantaya gitmiş. Mustafa amca adamı o halde görünce yanaşıp ne olduğunu sormuş;
-Hayır yani kafana ne oldu, bu hâl ne?
-Koç vurdu.
-Hayır yani sizin koç o kadar yükseğe zıplıyor mu ?
Adam yine koç vurduğunu söylemiş. Mustafa amca inanmamış tabi.
– Hayır yani Allah’a konuşuyorum sen bi b.k yemişsin. Bu koç bana neden vurmuyor?

***

Bizim o küçük çarşının, toprak damlı dükkanlarının dizildiği, salkım söğütlerin döküldüğü o eski halinin neşesiymiş Mustafa amca.

Anısına saygıyla…

Akın SABUR

Yazar Profili

Akın Sabur
Akın Sabur
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x