Mustafa Koçak öldü, İbrahim Gökçek ölecek, ölmesin!

Ama önce bir tekzip.
“Sevgili dostlar, son günlerde sosyal medya da benim ile ilgili paylaşılan fotoğraflar bana ait değildir. Benim fotoğraflarımı paylaşmak istiyorsanız önce izin almalısınız ve sonrada kendi profil fotoğraflarınızı seçerken gösterdiğiniz titizliği göstermelisiniz”
İmza :
İbrahim Gökçek.

Bu bir kurgu elbette. Benim kurgum. Hani biriyle fotoğraf çektirirsin, paylaşırken de izin alırsın. Burada gösterilmesi gereken nezaket neden İbrahim Gökçek ve diğer ölüm orucu direnişçilerinin fotoğraflarında gösterilmiyor? İnsanlar bekleniyor adeta yeterli (zayıflamış) görüntüyü yakalamak için. Görüntü ne kadar “vahim” se o kadar iyi sanki. O, uzun boyu, bass gitarlı o heybetli görüntüleri neden paylaşılmıyor ? Bir insanın fiziksel olarak en kötü fotoğraflarını paylaşmak ne derece doğru? O, avurtları çökmüş, gözleri büyümüş, eti kemiğine yapışmış, kaburgaları sayılan, “bir deri, bir kemik” ve de çıplak fotoğrafları neden paylaşılıyor? Bu paylaşımlarla ne amaç edinebilir insanlar?
Görenlerde acıma duygusunu satın almayı mı? Propaganda malzemesi olarak kullanmayı mı ?
“Bakın dalyan gibi adam ne hale geldi, kurtarın onu ölmesin, lütfen ne olursunuz” demek mi? Yada “biz işte böyle ölürüz, kararlıyız. Ya haklarımız, ya ölüm!” Başka ne olabilir, bilemiyorum.
Tek bildiğim hakların verilmediği, zorla alındığıdır. Verilse bile verilen hiç bir hak kalıcı değildir. Faşizm, 300 üncü günde haklarını verir, bir süre sonra geri alır. Bu defa ölüm oruçları 350 günlere dayanır. Eğer ortada bir zor, her güzel şeylere gebe bir zor yoksa hiç bir hak alamazsınız. Alsanızda o hak emanet bir haktır, sonunda kaybedersiniz. Kalıcı olabilmesi için o hak’kın arkasında bir güç olması gerekir. Hele bu hak verilme yöntemleri, pasif yöntemlerin (ÖO) “mağduriyet” içerikli fotoğraflarıysa vah ki ne vah! Bu fotoğraflar üzerinden ajitasyon ve propaganda yapılabilir mi hiç? Hele bu fotoğraflar irade koyabilecek, sağlıktan yoksun bir yiğit savaşçınınsa hiç paylaşılmaz öyle değil mi?
Tarık Akan, akciğer kanserinden öldü. Ölmeden az önceki hallerini bilmiyoruz. O hep Tarık Akan. Hep genç, hep yakışıklı. James Dean, gibi.
Bizim ruhumuzdaki, bizim gözlerimizde ki ve bizim kulaklarımızdaki İbrahim Gökçek iyi insan, genç, yakışıklı, iyi müzisyen, gitarist, solist ve de tabii devrimci. Gitarının akorlarında onbinlerce insani etrafında toplayan, milyonları hedefleyen devrimci. Uzun boyu, dik duruşu, güzel bakışlarıyla gözlerimizin tualinde her zaman. Kulaklarımızda Cemo, dilimiz de Çav bella…
Helin’in sesi, ruhu ve kararlılığı gibi. Helin güzel, İbrahim yakışıklı. Mustafa güzel gülüşlü. Helin, yanık türküler okur, dağlara çağırır insanları.
Dağlar özgürlüktür, zılgıttır, yakar yürekleri.
Helin, ah Helin!
İbrahim güzel insan.
Ve diyor ki Helin: “ben öldüm! Mustafa öldü! İbrahim de ölmesin. Türkü söylesin.
Ben toprak oldum.
Üzerimde çiçekler, çiçeklerde arılar, arılarda bal, oldum, tadabilirsiniz. Ama İbrahim Gökçek ölmesin! Türkü söyleyebilsin. Bunu varlığımı yok ederek öğrendim : ” hak verilmez, alınır!”.
Ve bir ricam var sizlerden, fotoğraflarımız genç, güzel, yakışıklı olsun dik duruşmuzu yansıtsın.
Mustafa Koçak da öldü.
İbrahim Gökçek de ölecek, ölmesin!
Bir kaç ünite serum. Ilık süt, bisküvi. Sıcak kemik suyu çorba içine doğranmış ekmek, bir selvi hayat kurtarabilir. Bir ayda yürür. Birkaç ayda gitarını omuzlar. Geç kalınmış değil.
Ey “karar alıcılar”, sizlere sesleniyorum. “Zafer” ilan edin. “taktik, değiştirdik, geri çekiliyoruz” deyin. Başka platformlarda gene biz mücadele edeceğiz! Onlar türkü söyleyecekler, türkü olacaklar, deyin. Sesleri dağlarda akisler yaratacak. Bir “Cemo” diyecekler, bin “Cemo” yankılanacak. Yüzbinleri değil, milyonlar toplanacak meydanlarda, stadyumlarda…” deyin..
Mustafa Koçak öldü. O genç, o gülen yüz soldu. Aklımızda kararlılığı, gözlerimizde gülen yüzü kaldı.
İbrahim Gökçek ölecek, ölmesin!




![“ADALET(SİZLİK)”İN TEORİ/ PRATİĞİ ÜSTÜNE[*]](https://sonhaber.ch/wp-content/uploads/2024/01/Birgul-Cay-1-5-350x250.jpg)





