Perşembe, Ekim 8, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Ekonomi

Orta Vadeli Programın (2027-2029) Ayırıcı Özelliği (1)

Mustafa Durmuş by Mustafa Durmuş
11/09/2026
in Ekonomi, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Orta Vadeli Programın (2027-2029) Ayırıcı Özelliği (1)
0
SHARES
237
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Önümüzdeki üç yıla ilişkin Orta Vadeli Program (OVP 2027-2029) açıklandı (1). Program üzerine ekonomi basınında çok sayıda değerlendirme yer aldı. Bunlar daha ziyade; programın hedeflerinin (büyüme, enflasyon, işsizlik, mali ve finansal istikrar gibi), ülke ekonomisinin gerçekleriyle uyuşup uyuşmadığını irdeleyen köşe yazılarından ve emek karşıtı yönlerine yapılan eleştirel değerlendirmelerden oluşuyor.

Zayıf Büyüme, Yüksek Enflasyon, Yüksek İşsizlik ve Kemer Sıkma

Yeni Programda 2026 ekonomik büyüme tahmini yüzde 3,3 ve 2027 tahmini yüzde 4,2 olarak yer alıyor. Yani siyasal iktidar daha önce hedeflediği yüzde 5’lik ekonomik büyüme hızını yakalayamayacağının farkında.

Buna karşılık enflasyonun yukarı doğru güncellendiği görülüyor. Daha önceki Programda bu yılın enflasyonu yüzde 16 olarak hedeflenmişken, yeni Programda bu oran yüzde 28’in üzerine çıkıyor. 2027 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde ise 21 olarak açıklandı. Oysa 12 Şubat 2026’da yayımlanan TCMB raporunda 2027 sonu için konulan hedef yüzde 9 idi. Bu durum iktidarın OVP’lerde, enflasyon gibi halkı doğrudan ilgilendiren konularda, rakamları düşük hesaplama yoluna gittiğinin bir delili. Ancak bu kez mızrak çuvala sığmıyor ve iktidar yüksek enflasyonla mücadele etmediği ya da edemediğini zımnen kabul ediyor.

İşsizlik oranının bu yıl sonunda dar anlamda, yüzde 8,1 olacağı ifade edilen programda, hedef; gelecek yıl için yüzde 8, 2028 için yüzde 7,8 ve 2029 için yüzde 7,6 olarak belirlendi. 2,1 milyon ilave istihdamla işsizliğin azaltılması hedefleniyor.  Yeni istihdamınsa, “yeni nesil çalışma biçimleri ve sektörel dönüşümlere uyumun sağlanması” adı altında, güvencesiz çalışma pratiklerinin yaygınlaştırılmasıyla sağlanmasının hedeflendiği anlaşılıyor. İş ve yatırım ortamını başlığı altında sıralanan “idari süreçlerin kolaylaştırılması, düzenleyici kalitenin ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi” önlemleri, devletin emek yanlısı düzenlemelerden iyice çekileceği anlamına geliyor.

Bütçe açığının 2027 yılında yüzde 3,5; 2028’de yüzde 3,1 ve 2029’da yüzde 2,8 olarak hedeflenmesi ise (sadece halk ile sınırlı kalan) kemer sıkma politikasının sürdürüleceğini gösteriyor.

Yeni Programın Ayırıcı Özelliği

Oysa yeni programın bir ayırıcı özelliği var: mevcut otoriter rejimi tahkim ederken, kemer sıkmayı sürdürüp, halkın demokratik siyasete olan güveninin iyice azaltarak, uzun vadede faşizmin kitle tabanını oluşturmaya dönük çok büyük tehlikeler içeren düzenlemelere sahip bulunması.

Bu anlamda program ekonomi politik bir değerlendirmeyi gerekli kılıyor. Bunu programda yer alan kaynak (ödenek) tahsisine ve bunun finansman biçimlerine bakarak yapacağız. Aşağıdaki görsel bu amaçla hazırlandı.

Ayrıca sonraki yazılarımızda, Almanya ve İngiltere’de sırasıyla AfD ve Reform (UK) olarak adlandırılan faşist partilerin oylarındaki büyük artışın nedenlerinden yola çıkarak, Türkiye’deki orta vadede ortaya çıkabilecek riskleri bu Program bağlamında ele alacağız.

Finans Kapitalin Gücü Pekişiyor!

Öncelikle, 2027-2029 Merkezi Yönetim Bütçelerine de aynen yansıtılacak olan Orta Vadeli Programın kamu harcamaları kısmına bakıldığında; önümüzdeki üç yıl boyunca en büyük payı faiz harcamalarının oluşturduğu görülüyor.

Öyle ki, önümüzdeki üç yılda faiz için bütçeden 13 trilyon 914 milyar TL harcama yapılacak. Yani bu üç yılda faiz harcamaları yüzde 32 oranında artırılacak. Bu durum, halkın ihtiyaçlarını karşılamak ve kalkınmayı sağlamak için harcanabilecek devasa bir kaynağın, izlenen neo-liberal birikim stratejisine kurban edilerek, nasıl finans kapitale peşkeş çekileceğini gösteriyor. Bu da otoriter rejimin finans kapital boyutunun ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Savunma, İnşaat ve Maden Çıkarma Harcamalarındaki Süper Artış!

En hızlı artacak olan savunma harcamaları ise (yüzde 229), bir yandan jeopolitik gerilimler ve olası bir dünya savaşı karşısında, iktidardaki oligarşinin çıkarlarını koruma hedefini gösterirken, diğer yandan alt-emperyal amaçlarla hareket eden rejimin militarist karakterini sergiliyor.

Savunma harcamalarını; yüzde 150’lik artışla sosyal konut, yüzde 139’luk bir artışla maden arama harcamaları ve yüzde 103’lük bir artışla organize tarım bölgelerine yapılan harcamalar takip ediyor.

Böylece inşaata ve ranta dayalı piyasa ekonomisi üzerinden sermaye ve servet birikimi sürdürülecek. Ayrıca MTA’nın yapacağı maden aramaları sonucunda bulunacak madenlerin, gelecekte yerli ve yabancı özel sektör şirketlere devri söz konusu olabilecek.

Gıda Arzının Güvenliği Büyük Sermaye Şirketlerine Teslim!

“Gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılığın artırılması” başlığı altında ise; tarımsal üretimde verimlilik ve rekabet gücünün artırılması amacıyla üretim, işleme ve lojistik altyapısının bütünleşik olarak planlandığı Organize Tarım Bölgeleri yaygınlaştırılacak, bu bölgelerde jeotermal ve yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı ile kaynak ve enerji verimliliği desteklenecektir” deniliyor.

Programda yer alan bu ifadelerden; bu sektörlerdeki piyasacı özel sektör faaliyetlerinin devlet desteğiyle sürdürüleceği, yani özel sermaye birikiminin destekleneceği anlaşılıyor.

Örneğin, gıda arzı güvenliğinin ve sürdürülebilirliğinin; tarımı demokratik yerelleştirme, kooperatifleşme, tarım ve toprak reformu gibi mülkiyet yapısını toplumsallaştıracak önlemlerle sağlanması hedeflenmiyor. Tersine, Organize Tarım Bölgelerinin yaygınlaştırılmasıyla, tarım sektörünün daha da kapitalistleştirilmesi ve böylece büyük sermaye çevrelerinin sermaye birikimini tarım sektöründe de sürdürebilmeleri amaçlanıyor. (Nitekim Ege Bölgesi’nde hali hazırda devasa boyuttaki arazilerin büyük inşaat şirketlerince satın alınıp kapitalist tarıma başlanılması çok çarpıcı). Sulama yatırımlarındaki yüzde 71’lik artış bunu destekleyecek bir strateji olarak işlev görecektir).

Bu stratejik öncelikli (!) harcamaların analizi bize; inşaata ve doğa tahribatına dayalı rant esaslı mevcut neo-liberal birikim stratejisinin, savunma sanayi yatırımlarıyla güçlendirilerek sürdürüleceğini anlatıyor. Bu strateji, kârı ve rantı toplumun ihtiyaçlarının önüne koyduğundan, daha fazla otoriterlikle sürdürülecektir. Başta ABD ve NATO üyesi ülkeler olmak üzere, Batılı devletlerin rejime olan destekleriyle, iç siyasetin tasarımı da buna göre yapılıyor zaten.

 Halkın Üzerindeki Mali Yük Artırılıyor!

Kamu gelirleri açısından ise durum şu: Öncelikle, “devletin diğer gelirleri” adı altında sıralanan (cezalar ve teşebbüs gelirleri gibi) gelirlere yüklenmeye devam edilecek.

Örneğin bu üç yıl boyunca toplam olarak 71 trilyon 599 milyar TL’lik bir vergi geliri, bunun yanı sıra 11 trilyon 939 milyar liralık diğer kamu geliri toplanması hedefleniyor. Ayrıca, vergi yükünün artırılarak geniş anlamda vergi yükünün 2027’de yüzde 24,8’e, 2028’de yüzde 24,9’a ve 2029’da yüzde 25,1’e yükseltilmesi hedefleniyor. “Vergi tahsilatlarının tabana yayılması hedefi” altında, matrah artışlarının yanı sıra, taban genişletmesinin, yani yeni vergilerin de gündeme getirileceği anlaşılıyor.

Yeniden Özelleştirmeler

Ülke tarihinin özelleştirme şampiyonu AKP iktidarı bu Program paralelinde, yeni özelleştirmeleri gündeme getiriyor: 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleriyle 8 otoyol ve 5 çevre otoyolu veya kesimi, mülkiyet devri olmadan 30 yıllığına özelleştirilecek. (2)

Bu özelleştirmelerin, “alt yapının daha etkin ve daha verimli olarak kullanılmasını sağlamak amacıyla” yapılacağı ileri sürülse de dünya örneklerinden de özelleştirmelerin böyle bir işlevinin olmadığı biliniyor. Özel işletmeciler, yenileme yatırımlarından ve bakım ve işçilik maliyetlerinden kısarak ve kullanıcı ücretlerini artırarak kârlarını maksimize etme peşinde olduklarından, bu ifade gerçeği yansıtmıyor.

Kaldı ki bu özelleştirme kapsamına alınan bu işletmelerin zarar etmeyen işletmeler olduğu biliniyor. (15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden yıllık 184 milyon 173 bin dolar kâr sağlandığı (yüzde 96 kâr) ileri sürülüyor). (3) Özelleştirmeler sonrasında, maksimum kâr sağlama amacı gereği, kullanıcı ücretlerinin hızla artması da söz konusu olacaktır.

Ayrıca, buradan elde edilecek olan gelirlerin bütçe açığını kapatmaya yetmeyeceği de biliniyor. Nitekim bu üç yıl boyunca toplam yaklaşık 12 trilyon 396 milyar TL’lik bir   bütçe açığı verilmesi planlanırken, sağlanacak özelleştirme geliri sadece 490 milyar TL civarında olacak.

Bu gerçeğe rağmen bu özelleştirmelerin yapılmasının nedeninin (bütçe açığını kapatmaktan ziyade), gemi artık iyice azıya almış olan siyasal iktidarın, özellikle de yandaş büyük sermaye gruplarına ve siyasal yapılara servet transferini sürdürmek istemesi olduğunun altını çizmek gerekiyor.

 

Devam edecek…

 

Dip Notlar:
  1. C. Cumhurbaşkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Orta Vadeli Program (2027-2029), Eylül 2026.
  2. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/09/20260905-20.pdf (11 Eylül 2026).
  3. https://dokuz8haber.net/yeni-partili-yavuzyilmaz-ozellestirme-kararina-tepki-gosterdi-yillik-karlari-paylasti (7 Eylül 2026).
Tags: faizOrta Vadeli Program (2027-2029)OtoriterleşmeÖzelleştirmeSavunma harcamaları
Previous Post

SATIR ARASINDAN HAMİŞLER*-1

Next Post

İki beraatin ardından İmamoğlu’na 2 yıl 1 ay hapis

Mustafa Durmuş

Mustafa Durmuş

Akademisyen, yazar, ekonomi politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş, 1956 yılı Kelkit'te doğdu. 1977 yılından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nden mezun oldu. 'Güney Kore'de İhracata Dönük Sanayileşme Modeli' üzerine doktora tezi yazdı (1989). TÜRK-İŞ'e bağlı YOL-İŞ Federasyonu'nda eğitim uzmanı, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde asistan, Birleşik Krallık York Üniversitesi'nde misafir araştırmacı/öğretim üyesi, A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Gazi Üniversitesi İİBF'de ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü öğretim üyeliği ve özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı. Şu an emeklidir. T24 ve Yeni Yaşam Gazetesi yazarı. Makalelerini yayımladığı 'Alternatif Akademi' adlı bir bloğu ve “Kamu Ekonomisi” (2008), “Kapitalizmin Krizi” (2009), “Kriz Darbe Savaş Kıskacında Türkiye Ekonomisi” (2018), “Büyük Değişim-Popülist Otoriterlik” (2019) ve “Demokratik Katılımcı Ekonomi” (2023) adlı kitapları ve çok sayıda yayımlanmış makalesi bulunmaktadır. Durmuş, “Yaşamın Temel Ekonomisi” (2021), “Dünya Ekonomisini Anlamak” (2021), “Türkiye Üzerine Politik İktisat Yazıları” (2022) ve “Siyasi Ekoloji” (2022) ve “Sosyo Ekolojik Bir Toplum İçin Ne Yapmalı” (2024) adlı editörlü kitapların da yazarları arasında bulunuyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Yol-İş özelleştirmeye karşı eyleme hazırlanıyor
Manşet Haberler

Yol-İş özelleştirmeye karşı eyleme hazırlanıyor

11/09/2026
Merkez Bankası faizi yüzde 37’de sabit tuttu
Ekonomi

Merkez Bankası faizi yüzde 37’de sabit tuttu

11/09/2026
Özelleştirme hız kesmiyor: Boğaz köprüleri ve otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı
Manşet Haberler

Özelleştirme hız kesmiyor: Boğaz köprüleri ve otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı

05/09/2026
Sümer Holding’e ait 12 taşınmaz satışa çıkarılıyor
Manşet Haberler

Sümer Holding’e ait 12 taşınmaz satışa çıkarılıyor

03/09/2026
Ortadoğu gerilimi doları güçlendirdi
Ekonomi

Ortadoğu gerilimi doları güçlendirdi

03/09/2026
Kamu Taşınmazlarından 7 Ayda 11,7 Milyar TL Gelir
Manşet Haberler

Kamu Taşınmazlarından 7 Ayda 11,7 Milyar TL Gelir

30/08/2026
Next Post
İki beraatin ardından İmamoğlu’na 2 yıl 1 ay hapis

İki beraatin ardından İmamoğlu’na 2 yıl 1 ay hapis

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Mahkeme işe iade dedi, Dersim Belediyesi işçileri görevlerine dönemedi

Mahkeme işe iade dedi, Dersim Belediyesi işçileri görevlerine dönemedi

by Sonhaber
07/10/2026
0

Dersim Belediyesi’nde 9’u 31 Aralık 2024, 4’ü ise 24 Mart 2025’te olmak üzere toplam 13 işçinin işine son verildi. İşçiler,...

ABD-İran geriliminde yeni açıklamalar: Washington uranyum şartını yineledi

ABD-İran geriliminde yeni açıklamalar: Washington uranyum şartını yineledi

by Sonhaber
07/10/2026
0

ABD ile İran arasında yedi aydır devam eden çatışmaları sona erdirmeye yönelik dolaylı temaslar sürerken taraflardan yeni açıklamalar geldi. ABD...

Suudi Arabistan-Husi gerilimi tırmanıyor

Suudi Arabistan-Husi gerilimi tırmanıyor

by Sonhaber
07/10/2026
0

Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasındaki gerilim, karşılıklı hava saldırıları ve kara operasyonlarıyla büyüyor. Suudi Arabistan Sivil Havacılık Otoritesi, 5...

DTCF’de saldırı ve gözaltı iddiaları

DTCF’de saldırı ve gözaltı iddiaları

by Sonhaber
07/10/2026
0

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde (DTCF) 6 Ekim’de öğrenciler arasında başlayan gerginlik arbedeye dönüştü. Öğrencilerin ve olayı izleyen basın...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik