Otuz üç kurşundan bir fazlası beni vurdu

Yukarı çevrili bakışlarından tanıdım bu genç çocukları. Halaya durmuş, göğün altında mendil sallıyorlardı. Gençlik ateşlerinin etrafını çevirmiş alevlerin yalımında Yezidilerin mistik dansları eşliğinde selama duran çocukların bakışlarını kana buladı; karanlığın derin çeteleri. Gül kokuyordu gülüşleri, habersiz bir mutluluk yayıyordu dört bir yana. Dağların doruklarında kartal bakışlar, çocukların danslarına mercek tutmuş, bu güzel ahengi keyifle izlemeye koyulmuştu.

33 yürek sustu dile kolay. Dil lal olur, bu söylencenin suskunluğunda. 33 genç yürek, karanlıkta ortalığı yakan bir gümbürtüyle yaktı kan gölünde buladı suskun öykülerin yarım kalmış hikayesini. Benim yüreğimde gitti onlarla Suruç eline. Bir yanım burada bir yanım halayda ki kan kızılı gölcükte kaldı. Ve yürek ağladı tam 33 kere. 33 ana yüreği çığlık olup babaların göğsüne ağladı. İkisini tanıdım bu çocukları en büyüğü üniversitenin hukuk bahçesinde, bir eylemde. Aynı diğer çocuklara benziyordu asi öfkeleri. Ama gözleri ışıl ışıl bakıyordu ve güzellikleri.

‘Cihan’ın egemeni ülkelerin gözleri önünde; aşırı kavganın asi çocukları coşkularına karışıp yola çıkmıştı Suruç’a doğru. Hangi türküydü halaya durdukları bilemem ama halayın ritmine karışmıştı otobüs yolculuğundaki coşkulu bakışları. Suruç’un çocukları çıkınlarına doldurdukları oyuncakların rüyalarını sanki dünyayı alaya alıp saklıyorlardı, halaya durdukları umutlarının öyküsünü.
Bu öykü nesilden nesile anlatılacaktır, kuşaklar boyu. Benim dilimde yazıya duran bu coşkulu genç çocukların öyküsü daha kim bilir kaç temmuz sonunun satırlarını süsleyecek, kaç bahar düşlerimiz üzülecek ve hangi devrimin kavgalarını bu hikayeler öyküleyecek, ben de bilmiyorum.
Ama biliyorum ki son sözü sokaklar söyleyecek 33 yüreğin hatırına, saygıyla…

Levent Kaçar

Yazar Profili

Levent Kaçar
Levent Kaçar
Sivas’ın Zara’sında Bağlama isimli, 48 yaşına kadar hiç bilmediğim bir köyde doğurmuş anam beni.
Küçük yaşlarda ve erken büyüdüm İstanbul’da. İçeri düşene değin, çoğu derneklerde geçti çocukluğumun. Oralarda aldım ilk eğitimimi diyebilirim. Hapse düştüğümde de çocuktum hala. On altı, on yediye değmemişti daha. Yarım kalan lise eğitimini, hapisten sonra dışardan tamamladım. Sonrası sinema, ille de sinema. Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi SinemaTV Bölümü’nü bitirdim (1995-1999) birincilikle (inek bir öğrenciydim anlayacağınız). Sonrası, yüksek lisans(2003-2005) ve aynı bölümde öğretmenlik (2003-2006). Üç beş kısa film, üç beş klip, bir uzun metraj (Şellale) film, piyasa dönemi epey bir reklam filminde asistanlık, en son Onur Barış’ın yönettiği Benden Hikayesi isimli Sait Faik Belgesel ’inde senaryo danışmanlığı.
Yazılar, çiziler, projeler, değişik dergilerde yayınlanan çalışmalar halen devam eden olgun eğitim dönemi. Bir de Simurg News var (ilk düzenli yazarlık ve yazı kurulu deneyimi). Bir bitmiş film senaryosu; “AlGözüm Seyreyle” Yılmaz Güney kurmaca belgesel proje, kaynak aranıyor. Bir film projesi (Görülmüştür Kimlikli Çocuklar) yazıldı, hazırlıklar ve görüşmeler devam ediyor. Sinema ile ilgili akademik çalışma (Sinema ve Gelecek Toplum Tasarımı ve PPT sunumu, iki adet sosyal sorumluluk projesi (Çocuk Oyunları Festivali ve Çerçi).
Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x