Son günlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçeceği iddiaları dolaşıyor ortalıkta. Kendi siyasi geleceğini önceleyenlerin seçmende yarattığı hayal kırıklığının sonu gelmeyecek gibi. Tugay, iddiayı reddediyor ama böyle bir iddianın gündeme gelmesi bile son derece endişe verici.
Belediye başkanlarının seçildikten sonra CHP’den ayrılıp AKP’ye geçmeleri son zamanlarda neredeyse sıradanlaştı. Seçildikleri makamı korumaları bu geçişi kesinlikle kolaylaştırıyor. Elbette herkesin siyasi düşüncesini değiştirme hakkı var. Bir siyasetçi partisinden ayrılabilir, başka bir partiye katılabilir. Ama giderken seçmenini çanta gibi yanında götüremez, götürmemeli. Kimi istediğini, niçin istediğini sandıkta açıkça ortaya koyan seçmene ihanettir bu. Bir belediye başkanının sıkışınca partisini ve özellikle de seçmenini satması kabul edilemez.
İktidar, sandıkta alamadığı belediyeleri ya başkanlar üzerinde kurduğu baskıyla ya da başkanları soruşturmalar ve tutuklamalarla etkisizleştiren bir siyasetle ele geçiriyor. Seçmenin tercihine saygısı yok. Sandıkta verilen karar, baskı ve göz dağıyla kolayca değiştiriliyor.
İzmir, sadece CHP’nin kalesi olarak tanımlanabilecek bir şehir değildir. Geçmişte merkez sağ partilere oy vermiştir. Bu yüzden İzmirlinin sandıktaki tercihi sadece parti sadakatiyle açıklanamaz.
Özgür düşüncenin, laik yaşamın, modernleşmenin, farklılıklarla bir arada yaşamanın ve kendi hayatına müdahale edilmesini istemeyen bir şehir kültürünün simgesidir İzmir. Sandıkta, yaşam tarzını belirlemektedir. İzmirli için mesele, iktidarın hak ve özgürlüklere saygı duymayan yönetim anlayışıdır.
Konuşulanlar şimdilik iddiadan ibaret olsa da İzmir’in sandıkta yaptığı tercihin Cemil Tugay’ın kararıyla değiştirilmesi asla kabul edilemez.
Bir İzmirli olarak Başkan’dan beklediğim, seçmenine sadakat göstermesi ve bu iddiaya kesin bir dille son vermesidir.
Oylarımız ona emanettir ve emanete hıyanet etmemelidir.












