Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı 11750 sayılı karar, 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararla Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) sorumluluğunda bulunan otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine ilişkin daha önce alınmış kararların kapsamı genişletildi ve uygulanacak yeni çerçeve belirlendi.
Üç güzergâh daha özelleştirme programına alındı
Kararla Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı ile Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümü bağlantı yollarıyla birlikte özelleştirme kapsam ve programına alındı.
Kapsam yalnızca yolun kendisiyle sınırlı olmayacak. Güzergâhlardaki bakım ve işletme tesisleri, hizmet alanları, ücret toplama merkezleri, yük aktarma merkezleri ile diğer ilgili varlıklar da özelleştirme işlemine dahil edilebilecek.
2010’da programa alınan köprü ve otoyollar da kapsamda
Yeni karar, 2003 ve 2010 yıllarında alınan Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına da doğrudan atıf yapıyor. Böylece daha önce programa alınmasına rağmen özelleştirme işlemleri sonuçlandırılmayan büyük otoyol ağı ile iki Boğaz köprüsü de yeni sürecin içinde yer alıyor.
2010 tarihli karar ve Özelleştirme İdaresi kayıtlarına göre kapsamda bulunan başlıca ulaşım varlıkları şöyle:
Edirne-İstanbul-Ankara Otoyolu
Pozantı-Tarsus-Mersin Otoyolu
Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu
Toprakkale-İskenderun Otoyolu
Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu
İzmir-Çeşme Otoyolu
İzmir-Aydın Otoyolu
İzmir ve Ankara çevre otoyolları
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Çevre Otoyolu
15 Temmuz Şehitler Köprüsü — kararın alındığı dönemdeki adıyla Boğaziçi Köprüsü
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
Bunlara ait bağlantı yolları ve ilgili tesisler
Özelleştirme İdaresi’nin geçmiş dönem resmi raporlarında bu ağın 2010/88 sayılı kararla özelleştirme programına alındığı belirtiliyor.
Mülkiyet devredilmeyecek
Karardaki kritik düzenlemelerden biri özelleştirme yöntemine ilişkin. Buna göre otoyol ve köprülerin mülkiyetinin devri mümkün olmayacak.
Bunun yerine varlıklar tek tek ya da gruplar halinde; işletme hakkının verilmesi, kiralama, mülkiyet dışındaki ayni hakların kurulması, gelir ortaklığı veya mevzuatın izin verdiği diğer yöntemlerden biri ya da birkaçı kullanılarak özelleştirilebilecek.
Bu nedenle gelişmenin “köprü ve otoyollar satıldı” şeklinde aktarılması doğru değil. Henüz bir işletmeciye fiili devir de yapılmış değil. Karar, özelleştirmenin hukuki çerçevesini ve süresini belirliyor; bundan sonraki aşamada ihale ve devir işlemlerinin yürütülmesi gerekiyor.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da 2025 yılında yürütülen hazırlıklar tartışma konusu olduğunda, otoyol ve köprülerde mülkiyetin devlette kalacağını, gündemdeki modelin belirli süreli işletme ve bakım hakkı devri olduğunu açıklamıştı.
Sözleşme süresi 30 yıl
11750 sayılı kararla özelleştirme sözleşmelerinin süresi 30 yıl olarak belirlendi. İşlemlerin ise en geç 31 Aralık 2031’e kadar tamamlanması öngörüldü.
Devir gerçekleşene kadar otoyol ve köprülerin bakım, onarım ve işletilmesinden KGM sorumlu olmaya devam edecek. Devir sonrasında özel işletmecilerin bakım, onarım ve işletmeye ilişkin yükümlülüklerinin belirlenmesi ile bunların denetlenmesi de KGM tarafından yürütülecek.
2012’deki ihale iptal edilmişti
Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi Türkiye’nin gündemine ilk kez gelmiyor. 2012 yılında yaklaşık 2 bin kilometrelik otoyol ağı ile iki Boğaz köprüsünün işletme hakkı için ihale düzenlenmişti.
İhalede Koç Holding-UEM Group-Gözde Girişim ortaklığı 5 milyar 720 milyon dolarla en yüksek teklifi vermiş, ancak ihale 2013 yılında Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından iptal edilmişti. O dönem planlanan işletme hakkı süresi 25 yıldı. Yeni kararda bu süre 30 yıla çıkarıldı.
Fizibilite çalışması yürütülüyordu
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesine yönelik hazırlıklar 2026’da yeniden gündeme gelmişti. Temmuz ayında yaklaşık 2 bin 300 kilometrelik KGM otoyol ağı üzerinde fizibilite çalışması yürütüldüğü, o tarihte henüz kesin ihale ve paketleme kararı bulunmadığı bildirilmişti. 5 Eylül’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla süreç, fizibilite aşamasının ötesine geçerek özelleştirme yönteminin ve 30 yıllık sözleşme süresinin belirlendiği yeni bir aşamaya taşındı.












