Bilgisayarımın başına oturdum. Pazar yazımı yazacağım. Gündemi gözden geçirdim. Yazabileceğim çok şey var ama canım hiçbiri hakkında yazmak istemiyor. Çünkü olaylar ve kişiler farklı olsa da değişen bir şey yok. Hepsinin ardında ya bir hukuksuzluk ya toplumun sinir uçlarına dokunacak bir açıklama ya da tahammül sınırlarını aşan bir zihniyet var.
Ekonomik zorluklar, hukuksuzluk, şiddet, yozlaşma… içinde yaşamak radyasyona maruz kalmak gibi. Tek seferlik düşük doz belki zararsız olabilir ama her gün azar azar alınırsa vücut bir yerden sonra iflas eder. Bizler her gün alıyoruz. Ruhumuz, bedenimiz sürekli zarar görüyor. Bugün aldığımız doz öncekinin üzerine ekleniyor. Çoğumuzun stres hormonları sürekli devrede, bağışıklığı düşük, uyku düzeni altüst. Patlamaya hazır bomba gibiyiz, sanki pimi çekecek bir el bekleniyor.
Nasıl bir denk geliş?
Ben bu satırları yazarken iktidarın kuklası haline gelen yargı, KK’yi CHP’ye “mutlak butlan” atayarak pimi çekivermiş. Türkiye tarihinde görülmeyen bir şekilde CHP yönetimine darbeyi indirmiş. Ortalık epey karışık.
Türkiye’de artık siyaset yapılmıyor, acımasız saldırıların söz konusu olduğu bir savaş politikası yürütülüyor. Bu kararın ekonomik sonuçlarının aleyhimize olacağını öngörmek zor değil. Önümüzdeki günlerin yaşamaktan çok hayatta kalma mücadelesi veren bizler için çok sıkıntılı olacağını söylemek de karamsarlık olmaz.
Butlanın yarattığı depremden sonra bir de artçı geldi. 1996’da kurulan Bilgi Üniversitesi tek bir imza ile kapatıldı. Eğitim- öğretim sezonunun bitmesi beklenmeden. 20 bini aşkın öğrenci ne yapacağını bilemez durumda. Gençlerin geleceğiyle oynanmış, insanlar bir gecede işsiz bırakılmış kimin umurunda?
Şimdi KK de iktidarın tüm politikalarını destekleyen, meşrulaştıran ve tamamlayan bir aktör olarak sahnede. Bakalım önümüzdeki günler ne tür olaylara gebe?












