İran’da İslam Cumhuriyeti yönetimine karşı yaklaşık üç aydır devam eden protestolarla bağlantılı olarak verilen ilk resmi ölüm cezası infaz edildi. Adalet yetkilileri, 23 yaşındaki Muhsin Şikari’nin eylül ayında gerçekleştirilen bir sokak protestosunda, paramiliter Besic milis güçlerinden bir kişiyi yaraladığını ve perşembe günü idam edildiğini duyurdu. Yorumcular dehşete kapılmış durumda.
Açık terör
Corriere della Sera yeni bir döneme girildiğinden yakınıyor:
“Adı Muhsin Şikari’ydi, 23 yaşındaydı. … İran’ın uyguladığı bu yeni ve acımasız baskı rejiminin idam edilen ilk muhalifi olarak tarihe geçecek: Suçu ise ‘Allah’a düşmanlık’. Milislerin açıkça gerçekleştirdiği infazlar ve şimdiye dek gizliden gizliye yaptıklarının ortaya çıkarılması, çatışmanın varoluşsal bir hal aldığını gösteriyor. Bir tarafta sisteme artık boyun eğmek istemeyen gençler var. … Diğer tarafta ise Humeyni devriminden doğan ve bu gençlerin meşruiyetini, otoritesini ve geleceğini tanımayı bıraktığı rejim. Ama liderlerinin sahneyi terk etmeye niyeti yok.”
Tipik bir gözdağı girişimi
The Spectator şöyle diyor:
“İran devletinin, mahkemeleri ve cezaları adaleti sağlamaktan ziyade terör mesajı vermek için kullandığı herkesçe biliniyor. Rejim geçmişte eski güreşçi Nevid Efkâri gibi insanları idam ettiyse, bunu bariz bir biçimde siyasi nedenlerle yaptı. Efkâri, 2018’de hükümeti protesto etmiş, ancak daha sonra suçlandığı gibi bir güvenlik görevlisini öldürmemişti. … İnfazın amacı, o dönemde hükümete karşı gösteri düzenleyenlerde Allah korkusu uyandırmaktı.”
Tahran köşeye sıkışmış durumda
Hospodářské noviny bundan sonra neler olabileceğini irdeliyor:
“Otoriter ve diktatöryal yönetimler, yalnızca çok az anlam ifade ettiğinde veya hiçbir anlam ifade etmediğinde tavizde bulunurlar. Bu nedenle sokaklardaki protestolar, dinsel saiklerle baskı uygulayan ahlak polisinin lağvedildiği duyurulduktan sonra bile dinmedi. Aksine büyüdü. … Tahran’daki yöneticiler, daha doğrusu dini liderler zor bir kararla karşı karşıya. Bir yandan daha fazla baskı uygulayarak, devam eden çatışmaların tırmanması riskini alıyorlar. Diğer yandan, gerçekten ikna edici herhangi bir taviz vermeleri halinde, konumları sayesinde güç, ekonomik nüfuz ve önemli gelirler elde eden paralel bir Devrim Muhafızları ordusunu karşılarına alma ihtimalleri var.”











