Her renk bir sözcük.
Ve her sözcük bir resim ve masal:
Serçenin ürkek sesi.
Mavinin derinliğindeki
sessizlik ve destansı masal ise
benim gerçeğim.”
“İptida söz vardı” diye başlasa da kutsal kitap, başlangıçta renk vardı. Anlamlı sözcükler için uzun yıllar geçmesi gerekirdi. İnsan, renkle iletişimi başardı ilkin. Rengin önemini, gerekliliğini, hatta anlamını her seferinde yeniden yakalayıp yeniden kavrıyoruz. İşte, Gürol Sözen, rengin renkliliğinden el alarak, “Siyahın Karası, Beyazın Akçası” adıyla sergiliyor yapıtlarını.
… ama öyle bir ad koymuş ki sergisine, rengin her hâli, her biçimi, her duygusu iç içe… Gelin, biz buna “ebruli” diyelim… İnsanın ve doğanın gerçekliğiyle geniş bir pencere açıyor önümüze. Serginin açıldığı Cihangir’in ara sokakları üzerindeki villanın Boğaz görünümü bu “pencere”yi somutluyor. Her ışıkta renk, her renkte ışık, ikisinde birden gerçekçi bir estetik anlam buluyoruz.
Gürol Sözen, ressam, heykeltıraş, sanat tarihçisi ve genç sanatçıların rehberi olarak yapıtlarında, kendi çok yönlülüğünü yansıtıyor. Kendi içinde bir düzeni ama en çok da dur durak bilmeyen bir hareketliliği, dinamizmi harmanlıyor. Resim eğer bir duygu aktarımıysa, Gürol Sözen’in yapıtlarında, görünenin ötesinde (altında ve üstünde) görkemli bir duyarlılık var (bana göre). Bu duyarlılık hem renklerin bi(r)leşiminde hem de hareketliliğin uçuculuğunda… Belli ki, tuvalin karşısına geçtiğinde aklında bir figür, bir renk, bir biçim, bir duygu var sanatçının ve renklerle el ele onu anlamlandırıyor.
“Yılların İçinden Bir Arınma” üst başlıklı sergide, geçmişten gelen -ağırlıklı- ahşap parçaların değerlendirilmesiyle yapılmış “ikon”lar da var, insanı alıp kendi dünyasına götüren heykeller de… Bir çerçeveye de kuş konmuş; talih kuşu besbelli, güzel günleri çağıran. Resimlerle heykellerin iç içeliğine ikonlar da katılınca düş(ünce) dünyasında yüzüyorsunuz.
Nasıl söylenir ki… Balaban geliyor aklıma. Babasıyla gittiği tarlada uzaktaki çift sürenleri çizmiş, babası çok beğenmiş ve kendisini de çizmesini istemiş. Balaban bir kâğıda, kağıdın küçüklüğüne, babasının heybetine, karasabana ve çeken öküzlerin azametine bakmış… “Bunları kâğıda sığdıramam demiş. Şimdi, her mekânda, her ışıkta, her bakışta bambaşka çağrışımlar yapan, buna da bağlı olarak sanatın yaşamı taşıyıcılığını somutlayan Gürol Sözen’in yapıtlarını anlatmaya sözcük mü yeter?
Gürol Sözen’in resminde (ikonlarında, heykellerinde) sadece duygu yok; tarihin bin yıllık bilgi ve görgü birikiminden, mitolojinin evrenselliğinden, toplumsal yaşamın günümüze süzülen belgelerine kadar bir yaşam var. Gürol Sözen, ders verdiği arkadaşlarından, çalışmalarına destek olduklarından, küratörlük ve seçicilik yaptığı insanlardan aldıklarını yoğurup üretiyor. Sosyal, siyasal, ekonomik, ekolojik, kültürel öneri, eleştiri ve geleceğe yönelik ipuçları da sergiliyor. Karanlıklar arasından belli belirsiz görülen o kuş, yelelerini rüzgâra salmış doru atlar ve daha nice ayrıntıyla yeni düş(ünce)lere koşuyoruz, yanımızda olmasa bile Gürol Sözen de…
Yılların İçinden Bir Arınma, “Siyahın Karası Beyazın Akçası”
Gürol Sözen
Sergi
Sergi tasarımı: Gülfem Köseoğlu
Ark Kültür Merkezi Kılıç Ali Paşa Mah, Batarya Sk. No:2, Cihangir












