Cenevizli tacirler, İpek Yolu üzerinden vebayı Asya’dan Karadeniz’e, İstanbul’a, Fransa’ya, İtalya’ya ve tüm Avrupa’ya taşıdıklarında feodal yapının temellerinden sarsılacağını öngöremezlerdi. Oysa veba geçtiği her yerde yaşayan nüfusun neredeyse yarısını yok etti. Ve bunun sarsıcı sonuçları oldu. Batı Avrupa, kolektif panikten köylü ve işçi haklarını kabul eden burjuva demokrasisine evrilirken, Doğu Avrupa aynı panikten toprak sahiplerini güçlendirip, köylüleri köleleştiren çok daha karanlık bir düzende karar kıldı.
Corona virüsü bize bir kez daha gösterdi ki, özel mülkiyete ve kâr a dayalı bir dünya düzeninin varacağı yer, bir an da toptan yok oluşun eşiğine gelmektir. Çünkü bu tür bir dünya düzeninde insan ve canlı yaşam amaç değil, sadece bir araçtır. Bu da demek oluyor ki, yaşamın aracı değil, öznesi olmak isteyenler kaderlerini kapitalistlere ve onların çıkarlarına bırakamazlar.
Bu küçücük virüs, gözü kâr dışında hiçbir şey görmeyen, miyadı dolmuş ve pis kokmaya başlamış, buna rağmen tam gaz giden dünya kapitalist sistemine el frenini çektiriverdi. Dünyada küçük bir azınlığın sürekli daha zenginleşmesine, kalanının da yoksulluğu birakin, açlık ve sefalet içinde yok olmasına doğru giden, dünyanın geleceğini tehdit eden bu ekonomi politiğin artık bu haliyle var olamayacağını gösterdi. Hepimizin bir gezegende yaşayan insanlar olduğumuz görüldü. Irk, din, mezhep ayrılığı nedeniyle yapılan savaşların anlamsızlığı, bu nedenle insan kardeşlerin birbirlerini öldürmelerinin saçmalığı ortaya çıktı-hala devam etmesine rağmen. Günü kurtarmak adına gezegenimizin zehirlenmesine göz yuman politikacıların, iktidarların son kullanma tarihlerinin geçmiş olduğunu
“Sadece itaat eden değil fakat sürünen sadece yönetilen değil fakat eziyet edilen; ne malı, ne ailesi ne de çocukları olan hatta kendilerine ait yaşamları bile olmayan bu kadar insanı görmek utanç verici değil midir?“
( ETİENNE DE LA BOETIE’ nin GÖNÜLLÜ KULLUK adlı kitabından)
Peki itaat eden ve sürünen bu kesimlerin hiçbir sucu hatası yok?
Yönetenler çıkarlarından dolayı Irkçılık, Dincilik, şovenizm, milliyetçilik ve inanç değerlerini kullanmak istediğinde bu yığınlar neden hiç düşünmeden Hazır kıta olmaya hevesliler.. Sonuçta bu Galakside sadece Dünya denen Gezegen, olmadığı bilinirken.
İstatiksel olarak bakıldığında Korona kriziyle ortaya çıkan ve var olan her Sol, sosyalist, Humaniter ,liberal yapıların önüne kocaman bir Soru koymaktadır.
Ne yapmalı?
Şimdiye kadar çıkan sonuçlara bakalım
- Acı ama gerçek yer küresel imkanlar Dünya Nüfusunu taşıyamamakta ve tüketim için yapılan üretim yetmemekte , tam tersine Hormonal Tarımsal üretim basta insan, doğa yaşamına yaşamsal tehdit olmaktadır.
GDO su değişmiş besin zinciriyle beraber Dünya yeni bir insan türüne de kapıyı çoktandır açmış durumda
- şimdiye kadar kabul edilen sistemi ve insanlığı değiştirmeye aday tüm Ekonomik,ideolojik ve sosyal düşünce ve projeler iflas etmiştir. Çünkü önerebilecekleri, günümüze ait olan aktüel hiçbir proje ve vaatleri yoktur. Klasik, Sosyalizm ve Komünizm dışında. Merak ettiğim Dünya Nüfusu 2035 lerde 15 Milyar olduğunda herkese ihtiyacı kadar projesi tutacak mi.
Günümüzün aktüel sosyal,siyasal,ekonomik sorunlarina bir şey vaad edemeyen ve sürekli kendini tekrarlayan Sol, Sosyal demokrat ve Sosyalist kesimin 2035 teki 15 Milyar Nüfus için bir planı vaadi ve diyeceği varmi?
- dar bir kesimin ferah ve iç çıkar çatışmalarını kapsayan, onların dışındaki yığınlara sadece ucuz ücretli kölelik ve Mezar hakki ( yakılarakta olur) tanıyan Kapitalist sistemi iflas etmiştir. Çünkü tehlike artık kapılarının önündedir ve ne yapacakları meçhuldür. Şimdilik Ulus-Devlet modeline geçerek sınırları kapatarak Global Dünyaya veda ederek ve kendi ırklarının derdine düşmüşlerdir. Bu bir Realite.
- Hala Dünya Nüfusunun büyük bir kesimi inançsal, siyasal, sosyal yaşam şekli olarak yeniye, moderniteye ve eşitlikçi toplumsal yapısal düşüncelere karşıdır . Ya kör bağnaz inanç düşünce üzerinden ya da kendinden başka ırkların, toplulukların düşünsel ve yaşamsal formlarına karsıdır.
(Savaş ve Korona günlerinde rafların tamamen bos olması sizce sadece korku ve telaş mi yoksa kapitalist egoizm bu yığınlara çoktan bulaşmış ve bir gün kendilerininde Kapitalistler gibi olma hayalimi ? Çünkü yönetilen kesimde Viral olan bir kelime vardir. Looser Bunu Toplum Bilimci sosyologlara bırakıyorum)
Bilimin geri olduğu dönemlerde Din her zaman bir “umut” veya teselli kaynağı olarak sunulmuştur.
Peki din gerçekten bir umut kaynağı mıdır – yoksa özünde ve tanımı gereği felç eden bir illüzyon mudur? Din, acılara yönelik teselli konseptini kendinde barındırır, başka bir dünyaya bakar ve bu diğer dünya insanların maruz kaldıkları bütün acılar için bir tür teselli sağlar.
Son Korona salgınıyla ortaya çıkansa , sığınılacak bir Liman varsa o da Bilimdir. Bu suretle de yüzyıllardır süren Din sömürüsüne ve kullanımına toptan karşı çıkmak zamanıdır. En basta ta Dinlere cesaretle karşı çıkmakla olabilir. Zaman ,İnanç sistemlerinin sorgulanması zamanıdır.
Yani her şey yeniden programlanıp Update olmalı
- Bu kesim hayati yer küresel krize rağmen öncelikleri hala ne ise yarayacakları meçhul ve sadece tüketime yönelik daha çok çocuk doğurmak ve doğurtmak üzerine düşünmektedir. Yani ırksal ve Dinsel çoğunluk oluşturmak, ne ise yarayacaksa-
Oysaki mesele; İnsanların ihtiyacı olan şey bu sistem altında maruz kaldıkları acılara teselli bulmak mıdır, yoksa ayağa kalkmaları ve bu acıyı dayatan ve güçlendiren sisteme son vermeleri ve bu sayede acıya, maruz bırakıldıkları gereksiz acılara teselli bulma ihtiyacına daha fazla gereksinim kalmayacak bir durumu sağlamak mıdır?
- Aşırı nüfus artışına rağmen nüfusun büyük çoğunluğu -ki sadece tüketim amaçlı ego sal &cinsel tatminkârlar yüzünden oluşan yığınlardır- bu Topluluklar modernizeye eşitlikçi ,demokratik yaşamsal projelere karşı olmalarına ve gerektiğinde insanoğlunun en modern ilerici sosyal eşitlikçi kesimi yok etmeyede cani gönülden hazırlarken, hiç çekinmeden zorlandıkları zaman insan hakları, yaşama hakki -siz tüketim hakki olarak algılayın- sloganlarını atabilmekte ve Sisteme kollektiflik ,eşitlik, Hak,Adalet,Demokrasi gibi argümanlar üzerinden karşı çıkan kesimlerle (ki ölümüne düşman belledikleri kesimdir) ittifak kurabilmektedir.Ta ki her şeyi ellerine alıncaya kadar. ( Ilımlı İslam örneğinde AKP çok uygun bir örnektir.) Yani kendi içlerinde bile Ahlaksal Normdan uzaklardır.
7.Artan nüfusla oluşan ve genişleyen başta modernizeye ve doğaya düşman olarak yetişen bu yığınlarla yeni modern bir yaşam olmayacağı kesinlikle ortadadır.
- Gelişen süper Robotik üretim araçları gittikçe artan yığınlara alternatif olduğu gibi üretimsel olarak ta artan çevresel .doğasal ve yığınsal kirliliklerede çözüm olacaktır. Ta ki insanoğlu bu araçları doğru hedefler için kullandığı sürece…
Yeni yasam formu hangi kesimlerle oluşturulabilir ?
Aklima ilk gelenler ; Modern anlamda Bilimsel Pozitif düşünce,Pozitif Devrimci sanat ve kültürü ,Seküler yasamı seçen, Sosyal Ahlak ve sermayeyi bu alanda kullanmaya hazır kesimlerdir. Bu kesimler dışındakilerle yapılabilecek bir ittifak. İnsanlık tarihinde defalarca görüldüğü gibi sonuç Hüsran olacaktır.
Kısacası biz bizi inşa etmeliyiz gelecek bir Dünya için…
Başlıkta da görüldüğü üzere 0 ( Zero ) noktasından yeni bir yaşam formunu örgütlemeye ne dersiniz ?
Hazırsanız sizde kapitalistler kadar acımasız, cesur ve radikal kararlar almak ve yeryüzünün daha iyi bir yer olması ve insanlığın geleceği içinse önce kendinizle ve düşünce biçiminizi değiştirmekle başlamak zorundasınız.
Ha yok herkese yasam hakki diyecekseniz, sizi yok etmeye yeminli Dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan ve Kapitalist elitlerin kör bağnaz sizi yok etmeye doğuştan yeminli bu Hazır Kıta yığınlarıyla ne yapacaksınız ?
Bugünden yarını kestirmek, tarihin yol göstericiliğine başvurulsa da pek mümkün değil.
Ama emin olduğumuz şey, rasyonel akla tutunan, ortak sorunlarının çözümünü de ortaklaşarak bulmaya çalışan dünyaya adım atacaklarıdır.
Karantina günlerinden daha eşitlikçi ve adil demokratik günlere uyanmak da var, çok daha baskıcı, otoriter ve karanlık günlere de.
Her şey bize bağlı…
Tartışmaya devam. Nasılsa evdesiniz ve vaktiniz var ama çok vaktiniz yok…
Veysel Tekin
19.Mart 2020











