Sibel Şahin/MERSİN – Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Yeşilovacık ve Işıklı Mahalleleri, son günlerde sadece yerel değil, ulusal çapta da dikkat çeken bir çevre ve halk sağlığı mücadelesine sahne oluyor. Camiş Madencilik A.Ş. tarafından planlanan “Ovacık Maden Atık Depolama Tesisi” projesi, bölge halkını, meslek odalarını ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren geniş çaplı bir direnişe dönüştü.
Proje, Şişecam grubuna ait cam fabrikalarından çıkacak yıllık 300 bin ton ince kuvars (silika kumu) atığının, ömrünü tamamlamış eski bir maden ocağı boşluğuna depolanmasını öngörüyor. Ancak Aralık 2025’te Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) “Olumlu” kararı alınmasına rağmen, uzmanlar ve yerel halkın dikkat çektiği hayati riskler, projenin kaderini tartışmaya açtı.
“Toplumsal Rıza Yok”
21 Şubat 2026 tarihinde projenin uygulanacağı alanda bir araya gelen Yeşilovacık – Işıklı Halk İnisiyatifi, muhtarlar, Mersin Tabip Odası ve Mersin Çevre Platformu üyeleri, ortak bir basın açıklamasıyla tepkilerini dile getirdi. Açıklamayı okuyan Mersin Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ali Koray Kenziman, projenin sadece bir çevre meselesi değil, aynı zamanda bir “yaşam hakkı” sorunu olduğunu vurguladı.
Üç Temel Risk Başlığı
Uzmanlar ve bölge halkı, projenin üç temel risk noktasına dikkat çekiyor:
1. Heyelan Riski: Tesisin kurulacağı bölgenin jeolojik yapısının heyelan karakterli olması, en büyük endişe kaynağı. Olası bir sızdırma veya yapısal çökme, “ekolojik felaket” boyutunda sonuçlar doğurabilir.
2. Tozlanma ve Hava Kirliliği: Taşıma ve depolama sırasında havaya karışacak mikroskobik silika tozları, yerleşim yerlerini doğrudan tehdit ediyor. Rüzgârla taşınacak bu partiküllerin, bölgedeki tüm canlılar için ciddi bir sağlık riski oluşturacağı belirtiliyor.
3. Su Kaynakları ve Tarım: Atık sahasının içme suyu kaynaklarına ve hassas Akdeniz ekosistemine yakınlığı, yeraltı sularının kirlenme ihtimalini gündeme getiriyor. Bu durum, bölgenin temel geçim kaynakları olan tarım ve hayvancılığı da tehdit ediyor.
Sağlık Boyutu: Silikozis Tehlikesi
Mersin Tabip Odası’nın sürece dahil olması, tartışmayı bilimsel ve tıbbi zemine taşıdı. Dr. Kenziman’ın açıklamasında vurgulanan en kritik nokta, Silikozis hastalığı oldu.
Silika tozuna maruziyet; sadece akciğer hastalıklarına değil, akciğer kanseri ve kronik solunum yetmezliğine yol açan, tedavisi olmayan bir süreci tetikliyor. Uzmanlar, bu riskten en çok çocuklar ve yaşlıların etkileneceği konusunda uyarıyor. Tozun sadece işçileri değil, rüzgâr vasıtasıyla yerleşim yerlerindeki tüm halkı etkileme potansiyeli, projeyi bir halk sağlığı krizine dönüştürme riski taşıyor.
Bölgesel Kümülatif Etki
Bölgenin zaten sanayi baskısı altında olduğuna dikkat çeken çevre örgütleri, Akdere Çimento Fabrikası ve mevcut liman faaliyetlerinin yarattığı kirlilik yüküne bir de atık tesisinin eklenmesi halinde bölgenin “ekolojik taşıma kapasitesinin” aşılacağını belirtiyor. Bu durum, turizm, tarım ve hayvancılığı sürdürülemez hale getirebilir.
Hukuk Mücadelesi Başladı
Aralık 2025’te Bakanlık tarafından verilen “ÇED Olumlu” kararı, bölge halkı tarafından kabul görmedi. Projenin yer seçiminin; Anayasa’nın 56. Maddesi’ndeki (Sağlıklı çevrede yaşama hakkı) hükme, tarım arazilerinin ve zeytinliklerin korunması yasasına, orman dokusu ve turizm potansiyeline aykırı olduğu ifade ediliyor.
Ocak 2026 itibarıyla çevre dernekleri ve bölge halkı, ÇED olumlu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması için hukuki süreci resmen başlattı.
Halkın Talebi Net: “Proje Durdurulsun”
Yeşilovacık – Işıklı Halk İnisiyatifi adına yapılan açıklamada, bilimsel belirsizliklerin ve halk sağlığı risklerinin bu denli yüksek olduğu bir projede, ekonomik getirinin kamu sağlığının önüne geçemeyeceği vurgulandı.
Halkın talebi şöyle sıralandı:
· Proje derhal durdurulmalıdır.
· Atık yönetimi için yaşam alanlarından uzak, bilimsel kriterlere uygun alternatif alanlar belirlenmelidir.
· “İhtiyat İlkesi” gereğince, riskler tam olarak ortadan kalkana kadar projeye izin verilmemelidir.
Silifke halkı için bu mücadele, sadece bir toprak parçasını korumak değil; “sağlıklı bir gelecek” inşa etmek olarak tanımlanıyor. Gözler, yetkililerin bu haklı taleplere vereceği yanıtta ve yargı sürecinin sonucunda.








Ülkemizin cennet köşeleri malesef patronlara peşkeş cekilerek yok ediliyor yazık çok yazık.