Hava iyiden iyiye ısındı. Ben bilgisayar başında önüme gelen her şeyi izliyorum. HEİDİ’yi bile izledim.
Yeşilçam haberleri düştü ekrana, arayıp da bulamadığım bir konu; hem de “Yollara Düştük” belgeseli. O dönemlerde yapılan filmlerin sansürlendiğini hatırlıyorum. Kim bilir filmin aslı ne güzeldir diyerek üzüldüğümüzü söylüyorduk birbirimize. Bir yolunu bulurlar diye de düşünüyorduk.
Sansür o boyuta varmış ki, yapımcılar, yönetmenler, senaristler kendi kendilerini dizginlemeye, başlamış. Öyle ki, yönetmenler tedirgin, çekim sırasında bile sansüre takılmasın diye cümleleri çıkartıyormuş senaryolardan. Belgeseli izlerken öğrendim.
Sinema emekçileri, yeni sansür yasasına karşı, hep birlikte, “bu böyle gitmez, bir şey yapmalıyız” diye toplandı. 5 Kasım 1977’de oyunculardan set işçilerine, yapımcılardan yönetmenlere kadar 400’ü aşkın sinemacı, yürüyerek Ankara’ya gidip Meclis Başkanıyla görüşme kararı aldılar. Hazırlıklarını tamamlayıp, gerekli pankartları yazarak yürüyüş gününü belirlediler. Büyük bir heyecan ve merakla yola koyuldular.
Çevreden halk duyan duymayana haber vererek sinemacıların geçiş yollarında pencerelerde, sokakta kaldırımlarda yoldan geçenler sanatçıları görmeğe çalışıp alkışlıyor. Sinema sanatçılarını görmek için okuldan kaçan çocuklar, o sırada geçen arabaların kornaları arasında müthiş bir kalabalık, alkışlar bağrış çağrış içinde halkla birlikte müthiş bir yürüyüş… Görülmeye değer. Seyrettim, şimdi yazarken bile o heyecanım sürüyor. Hele Yılmaz Duru’nun karısının kolunda hasta yatağından kalkıp gelmesi ve “siz yürürken ben hasta yatabilir miyim” deyişi beni bile etkiledi aradan geçen bunca yıl sonra.
İşte böyle halkın, aydınların, sokaktaki insanların, mitinglere katılmaları, hakkını arayan eylemcilerin yanına gidip destek vermeleri ile ya hep beraber, ya hiç birimiz diyebilmek başarmanın olmazsa olmazıdır. Hele buna görsel basın da katılmışsa başarı kaçınılmazdır.
Haklarını aramak için yürüyen sinema emekçileri ve sevdikleri sinema yıldızlarını görmek için gelen halkın birlikte ve iç içe olması çok güzel ve görülmeğe değer bir durum. Mutlulukları gözlerinden okunuyor müthiş. Ve sonunda Ankara’ya ulaştılar. Sinema emekçilerinin sözcüleri Meclis’e girip isteklerini duyurabildiler. Aradan geçen 50 yıl sonra demokrasimizin durumu da ortada.
Belgeselde, Fatma Girik, Türkan Şoray, Hale Soygazi, Kadir İnanır, Tarık Akan, Cüneyt Arkın, Vedat Türkali ve isimlerini bilemediğim sanatçıları, yorumları büyük bir keyifle izledim. Herkesin izlemesini öneririm. “Yollara Düştük” belgeseli hem bir dönemi hem de birlikte mücadelenin başarıya ulaşacağının göstergesi olarak izlenmeli.












