İnsanlar, bilfiil yapmadıkları birçok şeyi yapabileceklerini düşünüyor. Oysa yapmış olmakla yapabilecek olmak arasındaki mesafe fazladır. Böyle insanlara denk gelmekle kalmıyor, bazen onları en yakınımda bulduğum oluyor:
İstese çok başarılı olacağını söyleyen ama hiç risk almayan biri,
Yazabileceğini düşünen ama hiç yazmayan biri,
Başkalarına akıl veren ama söylediklerini hayatına geçirmeyen biri,
İyi bir ekonomist olduğunu iddia eden ama bir köşede parası olmayan biri…
Peki, insanlar neden yapabilecekleri şeyleri abartma eğiliminde? Bunda modern dünyanın, insanı sürekli bir potansiyel deposu olarak görmesinin etkisi olsa gerek.
“Değişebilirsin, gelişebilirsin, daha iyi bir versiyonuna ulaşabilirsin.” gibi mottolarla yarattığı aşırı özgüven insanları planlama, eylem, emek olmaksızın kendini olduğundan büyük görme yanılgısına sürüklüyor. Böylece potansiyel, gerçekleştirilecek bir şey olmaktan çok olduğu varsayılan bir kimlik biçimine dönüşüyor. Üstelik başarı garantili.
Ne de olsa gerçekleşmemiş potansiyel, başarısızlığa uğramamış potansiyeldir. Yazmazsanız kimse kötü bir yazar olduğunuzu söylemez, risk alıp iş kurmazsanız o işi batırmazsınız, başlamazsanız bitirmek zorunda kalmazsınız… Yani zihninizde yarattığınız o “başarı algısı” bozulmaz.
Eyleme geçirilen her potansiyel gerçek boyutlarına döner.
Belki insanları korkutan budur. Çünkü eyleme geçtiğinizde umduğunuzu bulamayabilir hatta kendinizi yetersiz hissedebilirsiniz. Balon söner; potansiyeliniz ortadan kalkar.
Tabii modern dünya düzeni böyle olsun istemez. O, insanları sınırlarını kendi belirlediği bir potanın içinde tutmak ister. Bu, eksik ama sürekli gelişebilir insan potasıdır. Önce eksiklik duygusu yaratır, sonra eksikliği giderecek ürünleri pazarlar. Sınırsız potansiyelinizi gerçekleştirmeniz için ihtiyacınız olan ürünleri önünüze serer. Yeteneğinizin olup olmadığını, o işe uygunluğunuzu ya da o şeyi gerçekten isteyip istemediğinizi önemsemez. “Başkaları yapabiliyorsa sen de yapabilirsin.” der.
İşin ilginç tarafı, o pota insan zihninin içine de yerleşmiş durumda. Potadan çıkabilmek derinlikli bir bakış gerektiriyor. Tamamlanmamış işler yerine bitirilmiş işleri konuşmayı.
Modern dünya, bize sınırsızlıktan söz ediyor; bense daha anlamlı bir hayat için sınırları belirlemekten yanayım. Olabileceğim her şeyi olmayacağım ama olmak istediğimi gerçekten yaşayacağım.












