“Sömürge kentlerin aysız geceleri”ni şiirle anlatmak

Hüseyin A. Şimşek’in ilk şiir kitabı “Sömürge Kentlerin Aysız Geceleri”nin yeni baskısı FAM Yayınları tarafından yapıldı. Kitap, “İstanbul’da sürgün gibi” ve “Sömürge kentlerin aysız geceleri” olmak üzere iki bölümden oluşuyor kitap.

İstanbul Sömürge Kentlerin Aysız Geceleri, Hüseyin A. Şimşek’in kitap olarak dördüncü, şiir olarak ilk kitabıdır. Kitabın birinci baskısı, 1992 yılında Alan Yayınları tarafından yapıldı. İkinci baskısı ise, yeni bir kapak çalışması ve iç tasarımla 2019 yılının son haftası içinde FAM Yayınları logosu ile yayınlandı.

İki bölümden oluşan 64 sayfalık bu eserde, toplam 23 şiir yer alıyor. “İstanbul’da sürgün gibi” adlı ilk bölümde, dokuz adet şiir var. Bu bölümdeki şiirlerin tamamı İstanbul, İstanbul’da bir sürgün olarak yaşamak, doğup belli bir yaşa kadar yaşanılan topraklara özlem çekmekle ilgili. İkinci bölümün başlığı kitaba da adını veren dize: “Sömürge kentlerin aysız geceleri.” Bu bölümde, hacim olarak kitabın üçte ikisini oluşturan 14 şiir var.

İçerikleri açısından bakıldığında, her iki bölümde yer verilen şiirler, bölümlerin kendi içinde birer “nehir şiir” şeklinde tanımlanabilir. Her bir bölümdeki şiirler, temaları açısından birbirini tamamlayan, birbirlerine eklenen bir özelliğe sahip. Öte yandan, ilk bölümdeki şiirlerin tamamı tek bir şehirle, İstanbul’la ilgili olmasına rağmen, ikinci bölümde onlarca şehir konuk olur dizelere. Az sayıda da olsa farklı ülkeler ve dünya şehirleri de yer bulur kendine. Yanı sıra, bugünkü şehirlerin yerinde, yakınında tarihin çok eski zamanlarında var olmuş şehirler de anılmadan geçilmez.

Her iki bölümdeki şiirlerin toplamından bir öykü çıkıyor ortaya. Sürgün gibi yaşadığı İstanbul’da, ayrıca bir de hapsedilmiş, yıllarca içeride tutulmuş bir özne var karşımızda. Günün birinde dışarı çıkmıştır çıkmasına ama artık bütün bir İstanbul’u “açık hapisane” olarak görmektedir. İstanbul’da yaşandığı sürece, gerçekleşen “yarım bir serbest bırakılmak”tır. Gözler, İstanbul’un dışına çıkmak arzusuyla yol çeker. Farklı bir trajedi devreye girecektir bu momentte. Hapisli yıllarda, “özlem topacı” kesilmiş İstanbullu -münkünü yok İstanbul’dan kopamayacak- sevgili de terk edilecektir mecburen.

İkinci bölümün, “nereye gitsek doğduğumuz kenti sarınmak isteriz“ adlı ilk şiirinde uyanılan bir sabah, İstanbul yoktur artık. İstanbul, “kusmuş”tur kendisinde sürgün gibi yaşayanı. Sürekli “yeni sihirli kentler arayan bir seyyah”la karşı karşıyayızdır. Kürtlerin, Zazaların, Arapların, Asurilerin yoğun olduğu kentlerdir.

İstanbul’dan gidişin, hayalen mi yoksa hayatın gerçek dilimlerinden biri olarak mı yaşandığı muallakta bırakılır. Okur, her şiirde ya da her bir şiirin farklı dizelerinde bu hallerden bazen birine bazen ötekine ihtimal verip duracaktır. Son şiirde, bu ihtimallerden birinde karar kılacaklar olabileceği gibi, İstanbul’dan gidişin hayalen mi yoksa hayatın gerçek dilimlerinden biri şeklinde mi yaşandığı konusunda kararsız kalanlar da olacaktır.*

……………………………………………

* Kaynak metin: FAM Yayınları

Haber Etiketleri
Yazılmış yorum yok

Yorum Bırakınız