STK’lara kayyum atama yetkisi veren yasaya tepki!

Muhalefet partileri ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK), Meclis Adalet Komisyonunda kabul edilen “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi”nin dernek ve vakıflarla ilgili bölümlerine tepki gösterdi.

Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. Hükümet teklifin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesine yönelik yaptırım kararlarının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyeceğini iddia ediyor. Ancak muhalefet partileri ve STK’lar yasa ile İçişleri Bakanlığı’na dernek ve vakıflara kayyum atama yetkisi verileceğini ve bunun Türkiye’yi otoriterleşmeye götüreceğini ileri sürüyor.

“Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi”nin Meclis Genel Kurulu’nda yapılacak oylamada kabul edilmesi durumunda İçişleri Bakanlığı, dernek ve vakıflara da kayyum atama yetkisine sahip olacak.

Rûdaw Ankara Temsilcisi Şevket Herki’nin konu ile ilgili sorusunu yanıtlayan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşgenel Başkanı Mithat Sancar, “Evet bu sistem 16 Nisan 2017 referandumu ile kalıcı hale getirildi. Kurulan sistem kalıcı olağanüstü hal sistemidir. Her geçen gün bunu daha da kurumsallaştıracak adımları attı bu iktidar atmaya devam ediyor. Burda otoriterliğini pekiştirilmesinden sonra totariterliğe de gelecektir. Toplumun her alanda baskı altına alınması ve toplumda itirazların tümüyle susturulması için bu iktidar bir planı devreye sokmuştu. Bu planda dahilinde tutarlı bir biçimde ilerlemeye devam ediyor. Meclis’e gelen son kanun teklifi ‘kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesi kanun teklifi’ de bu planın bir parçasıdır” dedi.

Mithat Sancar, Türkiye’de sistemin totaliterlik yönünde hızla ilerlemekte olduğunu belirtti.

Davutoğlu: Sivil toplumu tehdit altına alan uygulamalar söz konusu

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “İçişleri Bakanlığı’na dernek ve vakıflara kayyum atama yetkisini genişleten ve sivil toplumu tümüyle tehdit altına alan uygulamalar söz konusu. Hızlı bir otoriterleşme trendi içerisindeyiz ve bu otoriterleşme trendi karşısında insan hak ve özgürlüklerini savunan hukuku, ekonomiyi ve toplumun geniş kesiminin kaygılarını, değerlerini önceleyen bir yaklaşıö benimsemek lazım. Bütün siyasi partilerin bu değerler etrafında ve insan haklarına dayalı demokratik hukuk düzeni etrafında bir araya gelmesini, istişare etmesinda büyük fayda mülahaza ediyoruz. Keşke iktidar partileri de böyle görüşmelere açık hale gelseler” değerlendirmesinde bulundu.

Öztürk Türkdoğan: Değişiklik derneklerle proje yapan vakıfları ilgilendiriyor

İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Getirilmesi düşünülen değişiklik dernekleri ilgilendiriyor, meslek örgütleri ve sendikaları kesinlikle ilgilendirmiyor. Baroları ilgilendirmiyor. Sadece avukatların sır tutma yükümlülüğüyle ilgili bir değişiklik yapılmak isteniyor. O da zaten Anayasa Mahkemesi’nden döner” ifadelerini kullandı.

Değişikliğin derneklerle proje yapan vakıfları ilgilendirdiğini belirten Türkdoğan, “Yasaya en önemli itiraz noktamız şu: Türkiye tabiki terörle mücadele edecek, terörün finansmanını önleyecek, kara para ile mücadele edecek, bu konularda hemfikiriz. Fakat bu temel kriterler gözetilmeden doğrudan doğruya dernek yöneticilerinin görevden alınmasını gerektirecek ve derneklerin kapatılmasını sağlayacak geniş yetkinin İçişleri Bakanlığı’na tanınmasına karşıyız” diye konuştu.

Başkan Türkdoğan, Türkiye’nin terörle mücadele konusunda yeteri kadar kanun ve mevzuata sahip olduğunu ifade etti.

“Bu bahaneyle dernek yöneticileri hakkında örgüt üyeliği soruşturması açılıp, o soruşturma kapsamında MASAK raporuyla para konusunda olumsuz ifadeler geçerse o zaman terörün finansmanının önlenmesi kanunu devreye sokulabilir” diyen Türkdoğan, sözlerine şunları ekledi:

“Bu şekilde dernek yöneticileri görevden alınıp derneğin faaliyetine son verilebilir. Derneklerin kullandığı yabancı kaynaklar zaten devletin bilgisi dahilinde kullanılıyor. Yasa dışı yollar ve kara para aklamayla mücadelenin yolu bu değil. Kamuoyuyla ilgili istişare süreci işletilmediği için karşı çıktık. Ayrıca da ‘terörle mücadele kanunu’ndaki terör tanımının belirsizliği nedeniyle karşı çıkıyoruz. Kanun öngörülebilir ve ölçülü değil. İtiraz noktalarımızı bizzat AK Parti yöneticilerine ileterek kanunun geri çekilmesini istedik.”

“Terörün finansmanının önlenmesiyle ilgili zaten yasalarda yeteri kadar madde var”

Alternatif Düşünce Kuruluşu Başkanı Fazilet Çuhadar ise, terörün finansmanının önlenmesiyle ilgili zaten yasalarda yeteri kadar madde olduğunu kaydetti.

Fazilet Çuhadar,  “Yasa daha çok sözlerini geçiremedikleri ya da dünya kamuoyu tarafından izlenen sivil toplum kurumları var, Tabipler Odası gibi, barolar gibi, mimar ve mühendisler odası gibi, jeoloji mühendisleri odası gibi toplumda etkisi olan kurumlar var. Esas konu Tabipler Odası, vaka sayılarını yanlış açıklıyorlar ve Tabip Odası bu anlamda çok ciddi verilerle açıklama yapıyor. Bu yasanın temel çıkış noktası bu tür yapılara kayyum atama olduğunu düşünüyoruz. Operasyonel bir yasaya, kendi siyasetine zarar verdiği, kendi hareket kabiliyetine müdahale ettiğini düşünen yapılara operasyonel bir yapı olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“Anayasasızlık süreciyle karşı karşıyayız”

KESK Eski Başkanı Mehmet Bozgeyik de, “15 Temmuz darbe girişiminden sonra adeta bir anayassızlık süreciyle karşı karşıyayız” dedi.

Bozgeyik, anayasaya aykırı bir çok düzenleme yapıldığını belirterek, “Muhalif emek meslek örgütlerine yönelik baskılar oldu. Barolara yönelik baskılar oldu, yasaları değiştirildi. Bu pandemi sürecinde Türk Tabipler Birliği’nin halkın ve toplumun sağlığı konusunda şeffaf bilgilerin kamuoyuna açıklanması çabaları nedeniyle onları itibarsızlaştıran, marjinalize eden ve onların üyelerine yönelik de gözaltı tutuklamalarla baskı altına almaya çalıştı. Yine Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası’nın yetkilerini sınırlandırarak onları da ablukaya almaya çalıştı. Doğal olarak belediyeler kayyum politikasıyla, demokratik anlamda seçilen, halkın iradesini ortadan kaldıran yasadışı bir kayyum politikası gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı.

Baskıcı ve otoriter rejimlerde tüm muhalif kesimleri zapturapt altına almaya yönelik çeşitli düzenlemeler yapıldığını vurgulayan Bozgeyik, “Son yasada uyuşturucu ve silahlara yönelik bir mücadele yasası olarak algılansa da torba kanun olarak getirildiği için aralarda, derneklerin özellikle soruşturması devam eden yöneticilerin benzer şeyler varsa bunların görevden alınması yerine kayyum atanması gibi bir çok hukuksuz Anayasa’da güvence altına alınan temel örgütlenme özgürlüğüne aykırı bir yasal düzenleme hazırlığı içindeler” diye konuştu.

Bozgeyik, iktidarın bu yanlışından vazgeçmesi gerektiğini aksi takdirde yasanın anayasaya aykırı olduğu nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceğini düşündüğünü söyledi.

Dernek ve vakıflarla ilgili hangi değişiklikler olacak?

Merkezi yurt dışında olup Türkiye’de faaliyette bulunan vakıfların da yabancı dernekler gibi kanun kapsamına alınarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla Dernekler Kanunu’nda değişiklik yapıldı.

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan suçlar ile Türk Ceza Kanunu’nda yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ya da suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından mahkum olanlar derneklerin genel kurul dışındaki organlarında görev alamayacaklar. Dernek organlarına seçildikten sonra bu suçlardan mahkum edilenlerin görevi sona erecek.

Derneklerin denetimlerinin periyodik yapılmasını teminen, risk değerlendirmelerine göre denetimlerin üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl ve kamu personeli tarafından yapılması öngörülüyor.

İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri ve dernekler denetçileri hariç, denetimlerde görevlendirilecek kamu görevlilerine verilecek ücretin tutarı İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca birlikte tespit edilecek ve İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacak.

Denetim ile görevlendirilenler, kamu kurum ve kuruluşlarından, bankalar dahil gerçek ile tüzel kişilerden denetim görevi kapsamına giren hususla sınırlı olarak ilgili bilgi ve belgeyi isteme yetkisine sahip olacak. Talepte bulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamayacak.

İçişleri Bakanlığınca veya mülki idare amirliğince talep edilmesi halinde, demekler ile derneklere ait her türlü tesis, müessese ve ortaklığı bulunan kuruluşlar, görev alanları ile sınırlı olmak üzere ilgili bakanlık ve kuruluşlar tarafından denetlenecek.

Denetim sırasında, uzmanlık veya teknik bilgi gerektiren durumlarda İçişleri Bakanlığı, valilikler ve kaymakamlıklar tarafından bilirkişi görevlendirilebilecek.

Personel hakkında soruşturma başlatılırsa görevden uzaklaştırılabilecek

Teklifle, dernekler tarafından yurt dışına yapılacak yardımların şeffaf ve hesap verilebilir şekilde yürütülmesi, ayrıca suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, bildirim esasına dayalı olmak üzere Türkiye’den yurt dışına yapılacak yardımlara ilişkin düzenleme yapılıyor. Buna göre, yurt dışına yapılacak yardımlar, yardım gerçekleştirilmeden önce dernekler tarafından mülki idare amirliğine bildirilecek. Bildirimin şekli ve içeriği ile yurt dışına yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenecek.

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan suçlar ile Türk Ceza Kanunu’nda yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ya da suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından dolayı derneğin genel kurulu dışındaki organlarında görevli olanlar veya ilgili personel hakkında soruşturma başlatılması halinde bu kişiler yahut bu kişilerin görev yaptığı organlar geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilecek.

Bu tedbirin yeterli olmaması ve gecikmesinde sakınca bulunması durumunda İçişleri Bakanı, demeği geçici olarak faaliyetten alıkoyabilecek ve derhal mahkemeye başvuracak. Mahkeme 48 saat içinde faaliyetten geçici alıkoymaya ilişkin kararını verecek. İlgililer her zaman faaliyetten geçici alıkoyma kararının kaldırılmasını talep edebilecek. Mahkeme başvuruyu gecikmeksizin karara bağlayacak.

İdari yaptırımlar artacak

Teklifle dernekler üzerinden suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçlarıyla daha etkin mücadele için idari yaptırımlar yeniden düzenleniyor ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla yaptırım miktarı artırılıyor.

Buna göre, tutulması zorunlu olan defter ve belgelerin, okunamayacak hale gelmesi veya kaybolması halinde, öğrenme tarihinden itibaren 15 gün içinde dernek merkezinin bulunduğu yerin yetkili mahkemesine zayi belgesi almak için başvurmayan veya bu belgeyi denetim sırasında ibraz edemeyenler 3 aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacak.

Denetim sırasında istenen belgelerin gösterilmemesi durumunda, 5 bin Türk Lirasından 20 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek.

Mülki idare amirliğine önceden bildirimde bulunmadan yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım alanlara, 5 bin Türk lirasından 100 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek.

Yedi bin Türk lirasını aşan her türlü gelir, tahsilat, gider ve ödemelerini bankalar ve diğer finans kuruluşları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla yapmayan dernek yöneticilerine her bir işlem için işleme konu tutarın yüzde 10’una kadar idari para cezası verilecek.

On beş yaşını bitiren ancak yasal temsilcilerinin yazılı izni olmadan çocuk dernekleri kuran veya üye olanlar için ve bu kişilerin görevlerini yazılı uyarıya rağmen 7 gün içerisinde sonlandırmayan dernek yöneticilerine 1500 Türk lirası İdari para cezası verilecek. Mülki idare amirince yapılan ikinci yazılı uyarıya rağmen 30 gün içinde bu kişilerin organlardaki görevlerinin sonlandırılmaması halinde Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme, derneğin feshine karar verebilecek.

El konulan malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilecek

Ticaret Bakanlığı, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin elektronik ortamda tutulmasını zorunlu kılabilecek.

TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi ile Dernekler Kanunu’nda değişikliğe gidilerek, yasa hükümlerinin, yurt dışında bulunan tüm sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de yapacakları faaliyetlere de uygulanabilmesi sağlanıyor. Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınıyor.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar bakımından muhafaza altına alınan veya el konulan malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilecek.

Düzenlemeyle Kabahatler Kanunu’nda sayılan tüzel kişilerin sorumluluğu bakımından suçların bir özel hukuk tüzel kişisinin organ/temsilcisi ya da organ/temsilci olmamakla birlikte tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında idari para cezası yaptırımı uygulanması sonucunu doğuran suçlar arasına uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti de ekleniyor.

Teklifle terörizmin finansmanı suçu bakımından da uyum düzenlemesi yapılıyor. Buna göre, terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’da tanımlanan “terörizmin finansmanı suçu”nun, tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, bu tüzel kişiye iki milyon liraya kadar verilebilecek idari para cezasının üst sınırı 50 milyon liraya yükseltiliyor. Söz konusu ceza, işleme veya eyleme konu menfaatin iki katından az olamayacak.

Daha ağır idari para cezasını gerektiren bir kabahat oluşturmadığı hallerde, bir özel hukuk tüzel kişisinin organ/temsilcisi veya organ/temsilci olmamakla birlikte bu tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından bir tüzel kişinin yararına işlenmesi durumunda, tüzel kişi hakkında idari para cezasına karar verilebilmesi için fiili gerçekleştiren kişi hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturmanın tamamlanması beklenmeyecek. Soruşturma veya kovuşturma sonucunda suçun tüzel kişinin yararına işlenmediğinin anlaşılması halinde idari para cezası kaldırılacak, tahsil edilmiş ise iade edilecek.

“Finansal grup” tanımı ekleniyor

Teklif, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’da da değişiklik yapıyor. Buna göre, “yükümlü” tanımına, “savunma hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak ve 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması, idaresi ve devredilmesi gibi işlerle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar” ibaresi ekleniyor.

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x