Çarşamba, Mayıs 20, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Su-suzluk Mücadelesi ve Konya Ovası

Sibel Şahin by Sibel Şahin
02/09/2025
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Su-suzluk Mücadelesi ve Konya Ovası
0
SHARES
1k
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Pamuk bulutların güneşin ardına saklandığı bir eylül öğlesi, Rezzan’ın lastik çizmeleri, Konya Ovası’nın en derin, en hüzünlü çatlaklarına basıyordu. Burası onun ikinci evi, en büyük savaş meydanıydı. Ellerinde bir GPS cihazı ve TDS metre, sırtında numune şişeleri ve pH ölçerle, ovadan gelen her numuneyi, geleceğe dair bir uyarı mektubu olarak analiz ediyordu.

Konya Ovası, sadece bir tarım arazisi değil, binlerce yıllık tarihi, güçlü gelenekleri ve derin çelişkileriyle nefes alan devasa bir canlı organizmaydı. Rezzan ise bu organizmayı iyileştirmeye çalışan bir bilim elçisiydi.

Ovanın ekonomisi neredeyse tamamen yüksek su ihtiyaçlı monokültür (tek ürün) tarıma dayanıyor, bu da büyük bir risk oluşturuyordu. Devlet alım garantisi olan şeker pancarı ve buğday, çiftçiyi sürekli artan mazot, gübre ve su maliyetleriyle borç batağına sürüklüyordu. Hüseyin Ağa’nın dediği gibi, “Hasattan elde ettiğimiz, borçları ancak kapatıyor.”

Sulu tarımın yayılmasıyla besi ve mera hayvancılığı gerilemiş, geçim kaynakları çeşitliliğini yitirmişti. Köylerde genç nüfus büyük şehirlere göç etmiş, geride ortalama yaşı 50’nin üzerinde, modern yöntemlere uzak bir nüfus kalmıştı. Bu durum, Rezzan’ın projelerini anlatmasının önündeki en büyük engellerden biriydi. Şehirde yaşayıp tarlalarını uzaktan yönetenler ise aidiyet duygusu zedelenmiş bir nesil yaratıyordu. Köy okullarının kapanması, tarım ve su bilimleri gibi kritik bölümlere olan ilgisizlik ve imece usulü yardımlaşmanın zayıflaması, sosyal dokuyu da eritiyordu.

Rezzan’ın hidrojeolojik modellemeleri, yeraltı su seviyesinin her yıl alarm verici derecede düştüğünü gösteriyordu. On binlerce kuyu, yüzlerce metre altındaki “fosil sulara” ulaşmış, bu kadim rezervleri tüketmeye başlamıştı. Her yıl artan obruklar, yeraltındaki boşluğun çarpıcı kanıtlarıydı. Rezzan, bu çukurları toprağın attığı bir çığlık olarak kayıt defterine işliyordu.

Vahşi sulama sadece suyu tüketmiyor, aynı zamanda toprağın altındaki tuzu yüzeye çıkarıyordu. Rezzan’ın yaptığı ölçümler, verimli toprakların giderek tuzlandığını ve birkaç nesil sonra çoraklaşacağını ortaya koyuyordu.

Rezzan’ın masası, “yapılamaz” denilen, onun için ise bir zorunluluk olan projelerle doluydu. Onun projeleri teknik çizimlerden ibaret değil, insanı ve doğayı merkeze alan bir kalkınma manifestosuydu. Ana başlıkları şunlardı:

· Ürün Deseni Değişikliği ve Desteği: Rezzan’ın planı, su tasarrufu teknolojileriyle eş zamanlı yürütülmesi gereken en hayati projeydi. Şeker pancarı, mısır gibi aşırı su tüketen ürünler yerine, kuraklığa dayanıklı, daha az su isteyen ve toprağı azot bakımından zenginleştiren kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye), aspir, kenevir ve benzeri ürünlerin devlet tarafından daha cazip fiyatlarla desteklenmesi için raporlar yazıyor, çiftçiyi ikna etmeye çalışıyordu. Amacı, ovaya hem ekolojik hem de ekonomik olarak sürdürülebilir bir üretim modeli kazandırmaktı.
· Toprak Nemi Sensör Ağı: Çiftçinin cep telefonuna anlık sulama uyarıları gönderecek bir sistem.
· Uydu Tabanlı Sulama Yönetimi: Hangi tarlanın ne kadar suya ihtiyacı olduğunu makro ölçekte gösteren haritalama.
· Kapalı Devre Basınçlı Sulama Sistemleri: Devlet desteğinin bu sistemleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi.
· Atık Suyun Geri Kazanımı: Köylerde arıtılan atık suların tarımda yeniden kullanılması.
· Yağmur Suyu Hasadı: Her evin çatısına sistem kurulması ve yağmur sularının yeraltını beslemek üzere toprağa yönlendirilmesi (“suyu toprağa iade etmek”).

Rezzan’ın mücadelesini zorlaştıran en büyük engel, yabancı uyruklu kişi ve şirketlerin arazi satın alması veya kiralamasıydı. 2012’de gevşetilen yasalarla, özellikle Orta Doğu ülkelerinden gelen yatırımcılar, kendi gıda güvenliklerini sağlamak için Konya Ovası’nda verimli arazileri hedef alıyordu. Buna “tarımsal kolonicilik” deniyordu.

Bu durum, Rezzan’ın projelerini doğrudan tehdit ediyordu, Finansal güçleri yüksek olan bu şirketler, 800-1000 metre derinliğinde kuyular açarak yerel çiftçinin erişemeyeceği fosil suları tüketiyor, obruk oluşumunu hızlandırıyordu. Rezzan’ın tasarruf projeleri ve ürün deseni değişikliği çağrıları, bu sınırsız çekim karşısında etkisiz kalma riski taşıyordu.

Yabancı şirketler yüksek fiyatlarla araziyi ele geçirerek, Rezzan’ın yerel çiftçileri organize etme ve havza bazında suyu ortak yönetme fikrini imkansız hale getiriyordu.

“Döviz girdisi” ve “yatırım” söylemiyle yüksek mercilerden destek gören bu projeler, Rezzan’ın “su kaynaklarımız tükeniyor” uyarılarını gölgede bırakıyordu. Yabancı şirketlerin yonca, mısır gibi yüksek su isteyen ihraç ürünleri yetiştirmesi, Rezzan’ın kuraklığa dayanıklı ürünler vizyonuyla tamamen tezat oluşturuyordu.

Cevat’ın da dediği gibi, “Sen bana ‘damlama sulama’yı anlatıyorsun, ama onlar varken, benim tasarrufum neye yarayacak?” Artık Rezzan’ın mücadelesi sadece teknik bir problem değil, küresel sermaye ve gıda stratejileriyle mücadele eden bir “su ve toprak egemenliği savunusu”ydu.

Ankara’daki bir bürokrata projelerini anlattığında, “Çok masraflı” yanıtını aldı. Rezzan, dosyasındaki obruk fotoğraflarını ve çürümüş fideyi göstererek, “Bugün ‘masraf’ olarak gördüğünüz şey, yarın çökmüş köyleri telafi etmek için harcayacağımız paranın yanında devede kulak kalacak. Ben size bir ‘yatırım’ raporu sunuyorum: İnsana, gıdaya, geleceğe yapılacak bir yatırım” dedi. “Destekler pancara değil de nohuta verilse, hem çiftçimiz kazanacak hem de toprağımız ve suyumuz…”

Odasına döndüğünde, duvardaki uydu görüntüsünde yeşil ve kahverengi lekelerin savaşını izledi. Bilimi politik iradeyle buluşturma savaşı yorucuydu ama her veri onun silahıydı. Rezzan, Konya’nın kurak topraklarına umudu, damla damla, tohum tohum, proje proje, inatla ve bilimle işlemeye devam edecekti. Çünkü o, sadece suyun bilimini yapan bir mühendis değil, suyun sesini duyan bir nehirin damlasıydı.

Tags: sibel şahin
Previous Post

Kadıköy Moda’daki 12 bin metrekarelik arazi lüks konut ihalesine çıkıyor: Mahalleli tepkili

Next Post

Batı medeniyetini nasıl bilirsiniz?

Sibel Şahin

Sibel Şahin

12 Mayıs 1968 Silifke doğumlu, Türkiye’de Hemşirelik eğitimi aldıktan sonra İngiltere’de Sağlık Yönetimi alanında eğitimini sürdürmüştür. Halen Almanya’da yaşamaktadır ve sağlık sektöründe devlet memuru olarak görev yapmaktadır. Sanata ve edebiyata duyduğu ilgiyle tanınan Sibel Şahin, fotoğrafçılıkla ilgilenmekte, iyi bir şiir okuru olarak kendini sürekli beslemektedir. Zaman zaman öykü, şiir ve köşe yazıları kaleme almaktadır. Evrime ve devrime olan inancını açıkça dile getiren, sanatın ve sanatçının dünyayı daha yaşanabilir kıldığına, toplumsal değişimin ise bir zorunluluk olduğuna inananlardandır.

Yazarın Diğer Yazıları

8 Mart’ta Kutsal İttifaka Karşı
Kadın

8 Mart’ta Kutsal İttifaka Karşı

08/03/2026
Silifke Yeşilovacık’ta “Silika” Alarmı
Ekoloji

Silifke Yeşilovacık’ta “Silika” Alarmı

22/02/2026
“Zamanın Seyri” Okurla Buluşuyor: Zamanı Bir Karaktere Dönüştüren Öyküler
Manşet Haberler

“Zamanın Seyri” Okurla Buluşuyor: Zamanı Bir Karaktere Dönüştüren Öyküler

01/02/2026
Nadir Elementler, Vicdan ve Eskişehir’in İki Yüzü
Manşet Haberler

Nadir Elementler, Vicdan ve Eskişehir’in İki Yüzü

15/10/2025
Nairobi’den Adana’ya Bir Atık Öyküsü
Ekoloji

Nairobi’den Adana’ya Bir Atık Öyküsü

18/08/2025
AKDENİZ ve İKİ GEMİ
Manşet Haberler

AKDENİZ ve İKİ GEMİ

16/06/2025
Next Post
Batı medeniyetini nasıl bilirsiniz?

Batı medeniyetini nasıl bilirsiniz?

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Gazeteci Alican Uludağ yarın hakim karşısında: İlk duruşmaya SEGBİS’le katılacak

Gazeteci Alican Uludağ yarın hakim karşısında: İlk duruşmaya SEGBİS’le katılacak

by Sonhaber
20/05/2026
0

Sosyal medya platformu X üzerindeki paylaşımları nedeniyle tutuklanan gazeteci Alican Uludağ, yarın ilk kez hakim karşısına çıkacak. Yargılama, Ankara 57....

NYT’den çarpıcı iddia: ABD ve İsrail, İran’da Ahmedinejad formülünü masaya koydu

NYT’den çarpıcı iddia: ABD ve İsrail, İran’da Ahmedinejad formülünü masaya koydu

by Sonhaber
20/05/2026
0

The New York Times, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaş planlarının yalnızca askeri hedeflerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Tahran’da yeni...

SÖMÜRGECİLİK VE İSYAN: SALOZ’UN MAVALI

SÖMÜRGECİLİK VE İSYAN: SALOZ’UN MAVALI

by Ümit Özdemir
20/05/2026
0

Ezop’un şu lanetli dilinden bahset bana / kan var bütün kelimelerin altında… Cemal Süreya Peter Weiss’ın oyunu Saloz’un Mavalı, Portekiz medeniyetinin...

Şi ve Putin Pekin’de buluştu: Çok kutuplu dünya ve İran mesajı

Şi ve Putin Pekin’de buluştu: Çok kutuplu dünya ve İran mesajı

by Sonhaber
20/05/2026
0

Vladimir Putin’in Çin ziyareti kapsamında, başkent Pekin’de Xi Jinping ile bir araya geldiği bildirildi. Xinhua’nın aktardığına göre, Putin için Tiananmen...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik