Son sürecin tarafı olan Kürt Hareketi’nin yetkilileri -açıklamalarından anlaşılıyor ki- devlete entegre olma hususunda çok heveskâr görünüyorlar. Ancak hayatta hevesler çoğu zaman kursakta kalıp gözü yüksekte olanın ayağı çukura düşebiliyor. Bu heveskârlıkta aşırı konsantrasyon insanı ne görev verilirse yaparım noktasına taşıma tehlikesini de bağrında taşır. Doğal olarak bu süreçte güçlü olan tarafın istekleri belirleyici olacaktır. Herkes ağırlığına, gücüne göre…
Durum böyle olunca oligarşik yapının solu tehlike olarak görme dürtüsü ortadan kalkmadığına göre, bu istekler ve görevler silsilesi içinde solu dizayn etme aparatı olma ve hatta sol sözden anlamazsa zor kullanarak tıpkı 78’de Siverek’te başlatılıp Kürt illerine iradi olarak yayılan sola karşı yöntemlerle gerekenler yine yapılacak mıdır?
Bu kullanma metodları tüm devletlerde olduğu gibi bizde de Osmanlı’dan beri devletin hafızasında var ve sonuç almak da bu hafızayı canlı tutuyor. Osmanlı zamanındaki Hamidiye Alayları, Cumhuriyet boyunca ise ülkücülerin, mafyanın ve Hizbullah’ın örgüt olarak ve buralardan itirafçı çıkararak onları kullanmalarına şimdi Kürt Hareketi’ni örgüt olarak devlete entegre edip devletin ve iktidarın sürekliliğini temin için aktif bir şekilde kullanmanın planı yapılmış ve bu senaryoya göre de yapılacakların takvimlendirildiğini düşünebiliriz.
Bu süreçte karşılaşacağımız entegrasyonun sadece IRA ve FARC siyasi entegrasyonlarındaki gibi salt terör bitsin, insanlar ölmesin saikleriyle hayata geçirileceğini düşünmemeliyiz; her devlet- iktidar kendi ihtiyaç ve hedeflerine göre davranacaktır. Ana hedefin devlet var olsun ve iktidarları ilelebet sürsün de nasıl olursa olsun anlayışında olunduğunun düşünüldüğü bir yerde bu entegrasyonla devletin- iktidarın elinde muhalifler karşısında tecrübeli bir silah olacağını tahmin etmek hayal değildir.
Bu entegrasyon sürecinin karakter olarak 1990’lardaki Sicilya’daki “pentito” yasasıyla adli iş birliği ve yine Rusya’da doksanlardaki emilmeye ve 2000’lerde Kolombiya’daki (AUC) emilime benzer yanlarının olacağı muhtemel olmakla birlikte kendi özelinde, devletin- iktidarın iç muhalefeti sindirmek ve Ortadoğu’da alt emperyal güç olma hevesi ile entegre olacak, emilecek yapının deneyimi ve bölgenin “dilini” bilme avantajıyla daha cesur tasarruflarda bulunmak isteyeceği de aşikârdır. Sözkonusu entegre olacak, emilecek yapı bu aparat olma hâlini devlette ve bölgede Kürt halkı adına paydaş olma olarak pazarlarken devlet de barışı sağladık ve zarar verici yapıyı devletin çarklarında öğütüp onlara da devlet terbiyesi kazandırdıklarını bıyık altından gülümseyerek halka nakledeceklerdir.
Bu kompozisyon içinde işin başındaki çekirdek kadro yanlış politikalarının hesabını mağdur ettikleri Kürt ve Türk halkına ve de devletin kanunlarına vermeden kalan ömürlerini yeni ünvanlarıyla tamamlamaya çalışacaklardır. İki taraf da kazanırken evlâtlarını yitiren Kürt ve Türk aileler boş gözlerle bu üstün marifetlilere dalgın dalgın bakacaklardır.
***
Sürecin taraflarına ilişkin vaziyet bu iken ülkedeki sosyalist hareketlerin bu süreçte aldıkları tavır ve beyan ettikleri fikirleri de onlar için turnusol kağıdı olmaktadır.
Bu meyanda ülkedeki sol odakların kimi yetkilileri sürece tam cepheden karşı çıkma durumuna düşmüşken, diğer bir kesimin yetkilileri de 46 yıldır oksijen çadırında olduklarını unutup, bir zamanlar örgüt lideri olduklarının hatrını da hiçe sayarak methiyeciliğe devam eder hâldedir.
Madem bu kadar methiyeye teşnesiniz kapatın küçük tabela partinizi ve aynı yola revan olun! 21. yüzyılın değişkenliğini anlatıp, bu yüzyılda hâlâ eski argümanlarla olayların, politik gelişmelerin izah edilmesi de ayrı bir dert… Bağımsız hatçılıktan uzaklaşan hareketin yetkilisinin zamanında herkes başının çaresine baksın, diyerek dükkânın kepenklerini indirme tavrı yıllar sonra entegrasyonun pirine ikiz kardeş yapıyor demek ki insanı! Teşbihte hata olmaz; biri ufak bir dükkânı kapatmışken, diğeri çok şubeli bir yapıyı tasfiye edip entegrasyona gönül veriyor. Evet, eski bir sosyalist liderin sık sık tekrarladığı gibi: aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde…












