Dün, Kemalist çizgide olan günlük bir gazetede köşe yazıları yazan bir yazarın son süreçle ilgili videosunu izledim. Özetle dediği şuydu: Öcalan, kurnazlıklarıyla Kürt Hareketi lehine küçük kazanımlar elde etmek için ve bu sayede ileride yeniden kârlı bir şekilde yoluna devam etmek amacıyla bu süreçte çabalıyor…
Bu iş yazarın lafı getirdiği yer kadar basit değil bence. Kurnazlıkla nereye kadar? Ayrıca karşı tarafta Öcalan’ı cebinden çıkaracak kurnaz/lar var. Hem, tilki de kendini kurnaz sanır ama pazar onun postlarıyla doludur!
Bize göre işin özü şu: ABD emperyalizmi Kürt Hareketine ve iktidara görev verdi; benim bölgeyi planlamam doğrultusunda aranızdaki sorunu iki tarafın da onurlu bir şekilde masadan kalkacağı tarzda çalışın bakalım… İşte bu yeni süreçte olan budur: iki tarafa emperyalizmin ağa babası tarafından homework verilmiş, onlar da eskiden ilkokullarda olan küme çalışması metoduyla ev ödevlerini hazırlamaktadırlar. Ödevin teslim süresi geldiğinde ödevi veren; o günkü dünya, Ortadoğu, İran ve Asya Pasifik hattındaki gelişmelere bakıp kendisine sunulan ödeve son şeklini verecektir; hazırlanan ödevde üstü çizilecek ve eklenecek yerlere öğrencilerin itiraz etme hakkı yoktur. Çünkü onlar emperyalizmin uysal öğrencileridir. Onların yaptığı politik arzuhalciliktir.
***
Bu bağlamda son İmralı tutanaklarından anladığımıza göre; İsrail, Barzanilerdeki İbrani damarının da pozitif etkisine ilâveten, PKK ve Suriye’deki uzantılarına güvenmeyip, ileride sorun çıkartacaklarını düşünüp, tercihini Barzani tarafından yana yapmıştı; bunu gören Öcalan baktı ki güme gidecekler, İsrail’i reddederek süreç teklifini kabul ettiğini anlatmaya başladı.
Şunu da gördü: Suriye’de ileri gitmeye başladıklarında, zaten İsrail tercihini Barzani tarafından yana yaptığı için ve iktidarın da bu durumda sınırının dibinde olan Kürt örgütlenmesini askeri operasyonla hızla yok edeceğini ve böylelikle kendisinin de boşa çıkacağını gördü ve en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız, söylemini geliştirdi, diye düşünüyoruz.
***
Bugünlerde inkâr edilmeye başlanmış olan İmralı tutanakları konusunda birçok şey yazılabilir elbette ama öncelikle merak ettiğimiz bir husus var: bizim feministler ve DEM’deki feministler, Öcalan’ın bu tutanaklarda da ortaya çıkan, kadınlara ve onlarla konuşmalarında nasıl bir dil kullandığını okuyup duymadılar mı? Normal hayatta metroda bacaklarını ayırarak oturan erkekleri neredeyse idam edecek oluyorlarken, Öcalan’ın bu söylemlerine sağır ve dilsizler. Partide olanların maruzatlarını biliyoruz da serbest radikallere ne oldu? Bir toplumda çürüme varsa bundan hiçbir oluşum azade değil…












