Çarşamba, Ekim 7, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Sürecin Dili, Hatimoğulları’nın Kritik Rolü

Musa Özuğurlu by Musa Özuğurlu
16/09/2026
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Sürecin Dili, Hatimoğulları’nın Kritik Rolü
0
SHARES
634
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Öcalan’’a atfedilen “Yavuz-İdris-i Bitlisi ittifakı” referansı büyük tartışmalara yol açtı. Bu tartışmayı sadece “kim ne dedi” polemiği olarak görmek, meselenin asıl önemini kaçırmak olur. Çünkü konuşulan şey, yaşadığımız tarihsel sürecin, dönemecin hangi dille, hangi hafızayla inşa edileceği.

Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki 16. yüzyıldaki işbirliği, kuru bir tarih sayfası değil. Bu işbirliği Anadolu’daki Alevi nüfusa yönelik ağır bir şiddet dönemiyle de anılır – ki Alevilerin coğrafyanın tümünde çeşitli tezahürler ile zulme uğramasının başladığı ve yüzyıllardır müesseseleştiği bir işbirliğidir.

Bugün bu ittifaka olumlu bir atıf yapıldığında, bunu duyan bir Alevi vatandaş için mesele akademik bir tartışma değildir; atalarının hafızasından kendi hafızasına aktarılan bir travmanın yeniden canlanmasıdır.

Bu nedenle, kaynağı ve bağlamı ne olursa olsun, bu tür tarihsel referansları güncel bir siyasi model ya da örnek olarak sunmaktan kaçınmak gerekiyor.

Ama bu referans (kaynağı ne / kim olursa olsun) gündeme geldiğinde bunu tartışan, görüş bildiren, tartışmanın muhatabı olanlara yönelik olarak ifrat ile tefrit arasında gidip gelmekten de  kaçınılmalı.

Elli üç Alevi aydının yayınladığı bildirge, “sürece karşı çıkış” değil, meşru kaygılar taşıyan ve süreçte alınacak yol düşünüldüğünde zamanlaması uygun bir uyarıdır.

Ne var ki Alevilerin bu haklı hassasiyetinin, yanlış bir hedefe yönlendirilmesi riski de var (bunu yapmak isteyenler var). İddia konusu tartışmalı tutanakların doğruluğu belirsizken ve DEM Parti bizzat bu yaklaşımı benimsemediğini açıkça ifade etmişken, partiyi ya da yetkililerini bu söylemin sahibi ilan etmek stratejik bir hatadır.

DEM Parti, kuruluşundan bu yana toplumsal çeşitliliğe (Kürt, Alevi, sosyalist, laik kesimlere) dayanan geniş bir tabana yaslanıyor. Bu partiyi “Sünni-Kürt ittifakı”nın taşıyıcısı gibi göstermek, hem gerçeği çarpıtır hem de sürecin en güçlü toplumsal destekçilerinden birini gereksiz yere yıpratır. Eleştiri, isabetli bir şekilde söyleme yönelmeli; kişilere ya da partiye değil.

TÜLAY HATİMOĞULLARI’NA SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Bu noktada özellikle DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’’nın hedef gösterilmesi, hem haksız hem de stratejik açıdan büyük bir hata.

Hatay Samandağ doğumlu bir Arap Alevi olan Hatimoğulları, tartışmalı referansın failiymiş gibi sunulmak yerine, neden meselenin çözümünde en kritik köprülerden biri olarak görülmüyor?

Bu tartışmanın bir başka boyutu da sınırların ötesinde. Suriye’deki dönüşüm sürecinde, kimi kötü niyetlilerce Nusayri ismi ile anılan (Arap) Alevi toplumu ağır bir baskı, belirsizlik ve güvensizlik yaşıyor. Türkiye’deki Alevi toplumunun tarihsel hassasiyetleri ile Suriye’deki Alevilerin bugün yaşadığı somut baskı arasında, görmezden gelinemeyecek bir paralellik var.

Hatimoğulları uzun bir süredir Suriye’deki (Arap) Alevi toplumunun maruz kaldığı saldırılarla ilgili  ses yükselten siyasetçilerden biri.

Üstelik bugün Suriye’de kritik bir pencere açık: SDG’nin feshedilmesinin ardından, Suriye Kürt hareketinin lideri Mazlum Abdi, Şam yönetiminde Ahmed eş-Şara’nın “Kürt işlerinden sorumlu cumhurbaşkanlığı danışmanı” olarak göreve başladı. Bu, Kürt hareketinin Şam’daki yönetime sadece Kürtler ile ilgili değil, başka başlıklar ile de ilgili sözünü duyurabileceği bir mekanizmanın var olduğu anlamına geliyor.

Hatimoğulları’nın bir siyasetçi ve bir partinin eş genel başkanı olmasının yanısıra yaşadığımız bu kritik süreçte kritik rol almış isim olarak hem Türkiye’’deki Kürt hareketi hem de mensubu olduğu Arap Alevi camiasıyla kurduğu bağ, tam da bu eşikte bir Kürt-Alevi diyaloğunu başlatabilecek bir fırsat sunuyor.

Kürt hareketi, Abdi’’nin danışmanlık koltuğunu da kullanarak Şam’’da Alevilerin güvenliği ve temsili konusunda ağırlık koyabilir, koymalıdır da.

DEM Parti’nin bu yönde çaba göstermek için zemin arayışı içinde olduğu da tahmin edilebilir.

Bu nedenle bu tartışmada Hatimoğulları’’nı (Abdülkadir Selvi gibi)  hedefe koyan kötü niyet sahiplerinin özellikle yapmak istediği şekilde bir zafiyet noktası gibi sunmaya çalışanlara karşı yapılması gereken şey onu savunmakla sınırlı kalmamalı.

Onun bu çok yönlü konumundan (hem Türkiye’de hem Suriye’de)  Kürt-Alevi diyaloğunu güçlendirmek için fiilen yararlanılabilir.

Burada tekrar etmekte fayda var: bu tartışma, barış sürecinin olup olmaması gerektiği üzerine bir tartışma değil sürecin hangi anlatı ve anlayış ile inşa edileceğine dair bir eleştiri / uyarı üzerine başlayan tartışmadır ve olması gereken de budur. Bu nedenle bildiri sürece “hayır” bildirisi olarak değil “doğru zeminde ilerlenmesi gerekir” uyarısı olarak okunmalı.

Bu bildiri ve daha sonra bu bildiriye destek amaçlı imzalanan bildirilerde dile getirilen kaygıları devletinden Kürt hareketine kadar sürecin siyasi aktörlerinin ciddiye alıp kapsayıcı bir dile geçme sorumluluğu var.

Kapsayıcı bir barış dili ise; yani Kürt’ü de, Türk’ü de, Alevileri de dışarıda bırakmayan bir dil ancak farklı toplulukların tarihsel hafızasına saygı göstererek kurulabilir.

Kısaca Türkiye’’de yürütülen barış sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi, yalnızca ülke içindekileri değil, bölgedeki Alevi nüfusun geleceğini de ilgilendiriyor.

Bu nedenle, hem Türkiye’deki Alevi örgütleri ile hem de Suriye’deki Alevi toplumu ile doğrudan, saygıya dayalı bir diyalog hattının kurulması, sürecin bölgesel meşruiyeti açısından da önem taşıyor.

Tülay Hatimoğulları gibi isimlerin önemi burada daha da belirginleşiyor.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, ne bu tartışmayı büyütmek ne de görmezden gelerek geçiştirmek. İhtiyaç duyulan, geçmişin yaralarını unutmadan geleceğe dair umudu büyüten bir olgunluk. Barış, ancak bu olgunlukla kalıcı olabilir.

Tags: Musa Özuğurlu
Previous Post

Bir Amforanın İçinden Çıkan Destan

Next Post

SYKP Eş Genel Başkanı’nın da aralarında bulunduğu 39 kişi gözaltında

Musa Özuğurlu

Musa Özuğurlu

Mesleğe 1994 yılında adım atan Özuğurlu; Skytürk, CNN Türk, Pusula TV, Best FM, Tele1, Artı TV, Radyo Sputnik, GazeteduvaR gibi pek çok farklı radyo, televizyon ve dijital mecranın haber merkezinde muhabirlik, editörlük ve program sunuculuğu üstlenmiştir. 2010 yılında TRT Türk'ün Suriye temsilcisi olarak göreve başlamış; 2011'de ülkede patlak veren savaş sürecini 2016 yılına kadar kesintisiz ve yerinde takip eden az sayıdaki yabancı gazeteciden biri olmuştur. Ağırlıklı olarak Suriye ve Ortadoğu siyaseti üzerine analizler, yazılar yazmaya ve çeşitli mecralarda ve dijital platformlarda güncel gelişmelerle ilgili yorumlar yapmaya devam etmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Zürih`te Emperyalist Savaş kıskacında Ortadoğu paneli
İsviçre

Zürih`te Emperyalist Savaş kıskacında Ortadoğu paneli

17/03/2026
How Syria’s Kurds were erased from the US-led endgame
Manşet Haberler

How Syria’s Kurds were erased from the US-led endgame

22/01/2026
TELE1’e ‘Alt Yazı’ Darbesi: Yöneticilere Yurt Dışı Yasağı
Manşet Haberler

TELE1’e ‘Alt Yazı’ Darbesi: Yöneticilere Yurt Dışı Yasağı

24/09/2025
Türkiye’de düşünce özgürlüğü var mı?
Manşet Haberler

Türkiye’de düşünce özgürlüğü var mı?

03/01/2025
İsrail vurdu, şimdi ne olacak?
Manşet Haberler

İsrail vurdu, şimdi ne olacak?

19/04/2024
İran’ın İsrail Saldırısı: Hipersonik mi Balon mu?
Manşet Haberler

İran’ın İsrail Saldırısı: Hipersonik mi Balon mu?

16/04/2024
Next Post
SYKP Eş Genel Başkanı’nın da aralarında bulunduğu 39 kişi gözaltında

SYKP Eş Genel Başkanı’nın da aralarında bulunduğu 39 kişi gözaltında

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Mahkeme işe iade dedi, Dersim Belediyesi işçileri görevlerine dönemedi

Mahkeme işe iade dedi, Dersim Belediyesi işçileri görevlerine dönemedi

by Sonhaber
07/10/2026
0

Dersim Belediyesi’nde 9’u 31 Aralık 2024, 4’ü ise 24 Mart 2025’te olmak üzere toplam 13 işçinin işine son verildi. İşçiler,...

ABD-İran geriliminde yeni açıklamalar: Washington uranyum şartını yineledi

ABD-İran geriliminde yeni açıklamalar: Washington uranyum şartını yineledi

by Sonhaber
07/10/2026
0

ABD ile İran arasında yedi aydır devam eden çatışmaları sona erdirmeye yönelik dolaylı temaslar sürerken taraflardan yeni açıklamalar geldi. ABD...

Suudi Arabistan-Husi gerilimi tırmanıyor

Suudi Arabistan-Husi gerilimi tırmanıyor

by Sonhaber
07/10/2026
0

Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasındaki gerilim, karşılıklı hava saldırıları ve kara operasyonlarıyla büyüyor. Suudi Arabistan Sivil Havacılık Otoritesi, 5...

DTCF’de saldırı ve gözaltı iddiaları

DTCF’de saldırı ve gözaltı iddiaları

by Sonhaber
07/10/2026
0

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde (DTCF) 6 Ekim’de öğrenciler arasında başlayan gerginlik arbedeye dönüştü. Öğrencilerin ve olayı izleyen basın...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik