Suriye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi İbrahim Ulabi, İsrail tarafından işgal edilen Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğunu ve ülkesinin “tamamını geri alma hakkına sahip olduğunu” açıkladı. Suriye devlet televizyonu El-İhbariye’nin aktardığına göre Ulabi, Şam’ın barışçıl ve diplomatik yöntemleri öncelik olarak gördüğünü belirtti.
Ulabi, Suriye ile İsrail arasında geçmişte yapılan temasların ABD Başkanı Donald Trump’ın gözetiminde yürütüldüğünü ancak Golan’ın geleceğinin bu görüşmelerde hiçbir şekilde pazarlık konusu yapılmadığını ifade etti.
“Golan işgal altındadır. Suriye toprağıdır. Suriye’nin onu bütünüyle geri alma hakkı vardır.”
diyen Ulabi, bölgedeki askeri hareketlilik ve güvenlik risklerine rağmen Suriye’nin temel hedefinin diplomasi olduğunu söyledi.
Golan Tepeleri: 57 yıldır süren işgal
İsrail, 1967’deki 6 Gün Savaşı sırasında Golan Tepeleri’ni Suriye’den, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü Filistin’den, Gazze’yi ise Mısır’dan işgal etti. Golan’ın stratejik önemi, hem su kaynaklarına yakınlığı hem de Şam’a sadece 60 kilometre mesafede olması nedeniyle yıllardır bölgesel gerilimin merkezinde bulunuyor.
1973’teki Ekim Savaşında Suriye ve Mısır’ın işgale karşı başlattığı karşı saldırı sonuçsuz kalmış, bir yıl sonra taraflar güçlerini geri çekerek çatışmayı sonlandırmıştı.
İsrail 1981’de Golan Tepeleri’ni tek taraflı olarak ilhak ettiğini ilan etti ancak bu adım uluslararası toplum tarafından hiçbir zaman tanınmadı. BM kararları açık biçimde Golan’ın işgal altında olduğunu belirtiyor.
Bölgesel tansiyon yükselirken yeni açıklama
Ulabi’nin açıklaması, Suriye–İsrail hattında özellikle Kuneytra kırsalında İsrail’in artan askeri hareketliliği ve 1974 Ateşkes Anlaşması’nın ihlal edildiğine dair Şam’ın son uyarılarının ardından geldi.
Uzmanlar, bu açıklamanın yalnızca diplomatik bir hatırlatma değil, bölgedeki gerilimin tırmandığı dönemde Şam’ın uluslararası hukuka dayalı siyasi pozisyonunu yeniden vurgulaması olarak değerlendiriyor.
Suriye yönetimi, Golan’ın geri alınmasının “ulusal egemenliğin temel unsuru” olduğunu savunmayı sürdürüyor.












