Pazartesi, Haziran 15, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Süt Kokusu

Mustafa Diyar Demirsoy

Mustafa Diyar Demirsoy by Mustafa Diyar Demirsoy
26/08/2024
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Süt Kokusu
0
SHARES
661
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Sessizlik içinde ilerliyorlardı. Önde kelepçelenmiş bir genç adam, arkasında ise kar maskeli, silahlı yedi adam. Yangın izleri taşıyan, duvarları yıkılmış evlerin ortasında kalmış bomboş köy meydanını geçerken, her adımda gerilim biraz daha artıyordu. Yürüyüşün amacı belli, sonuçları belirsizdi. Hepsinin yöneldiği tek bir yer vardı: Mezarlık.

Genç adamın bileklerindeki kelepçeler acı veriyordu. Ancak, acının tek kaynağı bu değildi. Boş sokaklardan geçerken gözleri, çürümüş narların üzerinde uçan eşek arılarına ve bir evin köşesine tünemiş, sarı gözlerini dikmiş büyük başlı bir baykuşa takıldı. Baykuşun bakışları, içindeki huzursuzluğu katbekat artırdı. Anlaşılan yalnız değildi, doğa bile bu acıya tanıklık ediyordu.

Nihayet mezarlığa vardılar. Zamanın aşındırdığı, üzerindeki yazıların zar zor okunabildiği taşlar, sararmış otlarla kaplanmıştı. Türbeler, neredeyse toprağa karışacak kadar yıpranmıştı. Yedi kişilik grubun en iri yarısı, genç adama, aradıkları yeri hemen bulmasını emretti. Silahını şakağına dayadı ve bir an bile tereddüt etmeden emrini tekrarladı. Genç adam, nerede olduklarını tam hatırlamadan, aceleyle etrafına bakındı.

Tam o sırada, telsiz sesleri dışında duyulan bir ses, hepsinin dikkatini bir anda çekti. Az ötede, bir türbeden çıkan bir tilki ve iki yavrusu, yuva deliğinin ağzında durmuş onlara bakıyordu. İri yarı adam, silahın namlusunu genç adamın şakağından çekip, tilkilere çevirdi. Ardından, acımasız bir el alışkanlığıyla tetiği çekti. Anne tilki alnından vurulup yere yığılırken, yavruları mezarın içine kaçtı.

Genç adam, kelepçeli elleriyle mezarlıkta yeniden göz gezdirdi. Sonunda, üzerindeki toprağın daha belirgin olduğu bir türbeye doğru başını eğerek işaret etti. Aradıkları yer burasıydı. Adamlar, mezarı kazmaya başladılar ve kemikleri bulduklarında, kelepçeleri çözmeden, genç adama toplattılar. Kemikler, bir zamanlar bebek iken yetim kalan ve  annesinin emzirdiği süt kardeşine aitti. Bir diğeri, yanında getirdiği benzini kemiklerin üzerine dökerken, lideri çakmağı genç adama fırlattı. Çakmağı yerden alırken, gözlerinden yaşlar süzüldü, yüzündeki kurumuş kana karıştı.

Silahlı adamların yüzlerine baktı; onlardan merhamet beklemiyordu, ve öyle de oldu. Gözlerinde yalnızca öfke vardı. Genç adam bütün cesaretini toplayarak, “O benim kardeşimdir, yapamam,” dedi ve çakmağı yere fırlattı. İri yarı adam, bir postal darbesiyle genç adamı dizinden vurup yere serdi. Diğerlerinden biri, çakmağı yerden aldı, önce sigarasını yaktı, ardından benzinle kaplı kemiklerin üzerine attı.

Kemiklerden yükselen süt kokusu annesinin kokusuyla karışarak genç adamın nefesini kesti. Bu koku, çocukluğunun en saf anılarını, annesinin onu kollarında salladığı günleri hatırlattı. Fakat bu anılar, acımasız bir gerçeklikte boğuluyordu. İri yarı adam kahkahalarla ateşin başına oturdu, eline bir çubuk aldı ve ateşin içindeki kemiklere dokundu. Ancak kemik şekil değiştirip birden kıvrılarak bir kor ateşten yılana dönüştü ve yıldırım hızıyla adamın yüzüne dişlerini geçirdi. Süt kokusuna yanmış et kokusu karıştı. Diğer altı adam, dehşet içinde yılanı kurşun yağmuruna tuttular, ama sonuç nafileydi; iri yarı adam ölmüştü, geride sadece ateş kalmıştı.

Genç adam, hâlâ dizindeki acıyla mücadele ederken, serap gibi bir manzarada, çölde ilerlediklerini gördü. Yine önde o vardı, arkasında kalan altı adam ise sessizce onu takip ediyordu. Yolculuk, taşlarla örülmüş bir kuyunun başına kadar sürdü. Adamların biri, kuyuya bir taş attı ve bir süre sonra taşın suya çarpma sesi duyuldu. Genç adam, yaralı dizine rağmen direndi, ama sonuç kaçınılmazdı; kafası aşağıda, hızla kuyuya atıldı. Düşerken, hayatı gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçti. Kafası suya çarpmak üzereyken, avazı çıktığı kadar “Hayır!” diye bağırdı. Ses, kuyunun serin sularında yankılandı: “Hayır!”

Birden uyandı, sırılsıklam olmuştu. Etrafına bakındığında, başucunda oturan ve titreyen elleriyle yüzündeki terleri silen dedesini gördü. Yavaşça toparlanmaya çalıştı. Çadırın açık ön tarafından içeri giren ay ışığında, dedesinin parlayan gözlerine baktı. Sonra, bu koca yürekli adamın tamamen kör olduğunu hatırladı. Rüyanın etkisiyle sersemlemişti. Dedesi, el yordamıyla kendi yatağına uzanırken, “Korkma evladım, ben buradayım,” diye fısıldadı. Genç adam, dedesinin bu sözleri üzerine biraz olsun rahatladı. Ancak, gördüğü rüyanın ağırlığı hâlâ omuzlarına çökmüştü.

Yatağına bağdaş kurarak oturdu. Rüyasını düşündü, tekrar dedesine baktı ve onun “Rüyalar, körlerin görebilme umududur evlat,” dediği sözlerini anımsadı. Gördüğü kâbusun, ölüm-kalım mücadelesine anlam vermeye çalıştı. Rüya mıydı bu, yoksa bir gerçeğin izleri mi? İçinde dönen sorulara cevap ararken, uykusuz bir gece daha geçireceğini biliyordu. Dedesi oradaydı, tıpkı çocukluğunda  kendisini yalnız  bırakmadığı zamanlardaki gibi. Güven duygusuyla gözlerini kapatarak on beş yıldan beri kayıp süt kardeşini düşündü.  Acaba yaşıyor muydu? Yoksa gerçekten öldürülmüş müydü diye düşününce içi burkuldu. Kötü düşüncelerden uzaklaşmak istedi. Süt kardeşiyle birlikte yaşadığı güzel anları hayal etti. Yorgun bir halde dudaklarından ‘’Gerçeğin ve özgürlüğün  peşinde olanlar ölmezler” sözleri döküldü.

Gerçeğin ve özgürlüğün peşinde olanlar ölümsüzdürler…

Tags: Mustafa Diyar Demirsoyöykü
Previous Post

Karaburun Sanat Kampı Alanes kamp alanında sanatseverlerle buluştu

Next Post

Bernard Shaw’ın sözünü yorumlamak

Mustafa Diyar Demirsoy

Mustafa Diyar Demirsoy

1977 de Şanlı Urfa Suruç’ta Atlılar köyünde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra ailesiyle birlikte Adana’nın Ceyhan ilçesine göç etti. Ailesiyle birlikte başta Çukurova olmak üzere birçok yerde tarım işçiliği yaptı. Ortaokulu ve liseyi Ceyhan’da okuduktan sonra Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünü bitirdi. Aynı Üniversitenin Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Pedagojik Formasyon eğitimini aldı. Üniversiteyi bitirdikten sonra 2001 de Adana Ceyhan’da CRT TV ve CRT HABER Gazetesinde yayın yönetmenliği yaptı. Aynı zamanda gazetede yazıları yayınlandı. Daha sonraları İstanbul’a 2002-2003’te eğittim öğretim yılında bir yıl sınıf öğretmenliği yaptı. Öğretmenlik yaptığı dönemlerde aynı zamanda dizilerde oyunculuk yapmaya başladı. Birçok dizi, TV filmi ve sinema filminde oynayan Mustafa Diyar Demirsoy İlk uzun metraj sinema filmi Adressiz Sorguları 2005 te çekti. 2017 de Horoz Bayram filmini yine yönetti. 2019 da Musabbar Filminde genel yönetmenlik (Süpervizör) yaptı. 2020 de Roza’nın Umudu sinema filmini çekti. Bunlar dışında Almanya ve Türkiye Kebire isimli belgeseli çekti. Şu anda da Suya Yazılmış Zaman sinema filmi üzerinde çalışmaktadır. Esmer Dergisinde yaptığı röportajlar yayınlandı.

Yazarın Diğer Yazıları

Maviden
Kitap Önerileri

Maviden

02/03/2026
“Zamanın Seyri” Okurla Buluşuyor: Zamanı Bir Karaktere Dönüştüren Öyküler
Manşet Haberler

“Zamanın Seyri” Okurla Buluşuyor: Zamanı Bir Karaktere Dönüştüren Öyküler

01/02/2026
ELMA KOKUSU
Manşet Haberler

ELMA KOKUSU

18/03/2025
Yalın, içten ve görsel öyküler “Öküzçeker”
Kitap Önerileri

Yalın, içten ve görsel öyküler “Öküzçeker”

25/02/2025
Öyküler yaşama yol gösteriyor
Kitap Önerileri

Öyküler yaşama yol gösteriyor

18/02/2025
Sisli Gece
Kitap Önerileri

Sisli Gece

03/01/2025
Next Post
Bernard Shaw’ın sözünü yorumlamak

Bernard Shaw’ın sözünü yorumlamak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

İsviçre’de kadınlar sokaktaydı: 14 Haziran grevi ülkenin dört bir yanında alanları doldurdu

İsviçre’de kadınlar sokaktaydı: 14 Haziran grevi ülkenin dört bir yanında alanları doldurdu

by Mehmet Murat Yıldırım
15/06/2026
0

Mehmet Murat Yıldırım İsviçre’de 14 Haziran, otuz yılı aşkın bir süredir kadınların eşitlik mücadelesinin en önemli simgelerinden biri olarak görülüyor....

15-16 Haziran’ın 56. yılında işçi direnişleri sürüyor

15-16 Haziran’ın 56. yılında işçi direnişleri sürüyor

by Fulya Çağlar
15/06/2026
0

Türkiye işçi sınıfının hafızasında özel bir yere sahip olan 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin üzerinden 56 yıl geçti. 1970 yılında...

Bulanmadan, donmadan akmak…

Bulanmadan, donmadan akmak…

by Korkut Akın
15/06/2026
0

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, her şey birbirine girmiş, kördüğüm olmuş, bir ipucu bile yok ucundan tutacağımız. Sosyal, siyasal, ekonomik,...

İsviçre’de “10 milyon nüfus sınırı” referandumuna ret

İsviçre’de “10 milyon nüfus sınırı” referandumuna ret

by Sonhaber
15/06/2026
0

İsviçre’de sağ popülist İsviçre Halk Partisi’nin nüfusu 2050 yılına kadar 10 milyon kişiyle sınırlandırmayı hedefleyen girişimi referandumda kabul görmedi. Henüz...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik