Dünya tahvil piyasalarında başlayan satış dalgası, hükümetlerin borçlanma maliyetlerini onlarca yılın zirvesine taşıdı. ABD’nin 30 yıllık Hazine tahvilinin faizi yüzde 5,3371’e ulaşarak 2007’den bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Satış baskısının ardından faiz yüzde 5,27 civarında dengelense de piyasaların yüksek kamu borcu ve enflasyona ilişkin kaygıları devam ediyor.
Tahvil satıldıkça faiz yükseliyor
Tahvil fiyatı ile faizi ters yönde hareket ediyor. Yatırımcıların tahvilleri satması fiyatları düşürürken hükümetlerin yeni borçlanmalar için ödemesi gereken faiz oranını yükseltiyor.
Son satış dalgasında yatırımcıların özellikle uzun vadeli tahvillerden uzaklaştığı görülüyor. Piyasalar, gelecek yıllarda enflasyonun yüksek kalması ve ülkelerin artan bütçe açıklarını kapatmak için daha fazla borçlanması riskine karşı daha yüksek getiri talep ediyor.
ABD Hazine Bakanlığının düzenleyeceği 16 milyar dolarlık 20 yıl vadeli tahvil ihalesi, piyasanın yeni borçlanmaya göstereceği talep açısından yakından izleniyor.
Avrupa ve Japonya’ya yayıldı
Satış baskısı yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı. Almanya’nın 10 ve 30 yıllık tahvil faizleri 2011’den bu yana en yüksek seviyelerini test etti. Fransa’nın 30 yıllık tahvil faizi ise haziran sonundan bu yana yaklaşık yarım puan yükseldi.
Uzun yıllar sıfıra yakın faiz politikasıyla tanınan Japonya’da da tablo değişti. Ülkenin 10 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 3 sınırına yaklaşarak 1996’dan bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
Japonya’daki yükselişte enflasyon, kamu borcunun büyüklüğü ve Japonya Merkez Bankasının yeniden faiz artırabileceği beklentisi etkili oluyor.
Petrol fiyatları enflasyon kaygısını artırdı
Brent petrolün 90 doların üzerinde kalması, enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği endişesini güçlendirdi. ABD ile İran arasındaki gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki düşük gemi trafiği de petrol arzına ilişkin kaygıları canlı tutuyor.
Yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek isteyen büyük teknoloji şirketlerinin yüksek tutarlı tahvil ihraçlarına yönelmesi de piyasadaki borçlanma arzını artırıyor. Şirket tahvillerinin devlet kâğıtlarıyla aynı yatırımcı kaynağı için rekabet etmesi, hükümet tahvillerindeki satış baskısını büyütebiliyor.
Borsalarda kayıp hızlandı
Uzun vadeli faizlerin yükselmesi, hisse senedi piyasalarını da olumsuz etkiledi. Japonya’da Nikkei endeksi yüzde 3’ün üzerinde gerilerken Güney Kore piyasasında kayıp yüzde 6’ya yaklaştı. Teknoloji hisseleri, yüksek faizlerin şirket değerlemeleri üzerindeki etkisi nedeniyle satışların merkezinde yer aldı.
Türkiye’yi nasıl etkileyebilir?
ABD ve Avrupa’daki tahvil faizlerinin yükselmesi, yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardan daha yüksek getiri istemesine yol açabilir. Bu durum Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ülkelerin borçlanma maliyetini ve risk primini artırabilir.
Küresel fonların daha güvenli kabul edilen yüksek getirili devlet tahvillerine yönelmesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı ve döviz kuru baskısı riskini de beraberinde getiriyor. Ancak Türkiye’ye yansımanın büyüklüğü; iç enflasyon, Merkez Bankası politikası ve ülke risk algısına bağlı olacak.












