Tarihi susmayanlar yazar, susturulmayanlarla yazılır

Kimilerini verdiği mücadele örneklerinden biliyoruz, kimilerini hiç bilmiyoruz ama hayata dokundukları, zamana karşı verdiği mücadele bizi o kadınlara yakınlaştırıyor ve her bir hikaye okuru tarihsel bir döneme götürüyor…

GÜLŞEN İŞERİ  / İstanbul

Tarihin her evresinde cesaretleriyle var olmasını bildiler. Yok sayılmalara inat, kadınların tarihini yeniden yazdılar. Pelin Batu’nun İnkılap Kitabevi’nden çıkardığı “Hayatın Seyrini Değiştiren Kadınlar” kitabı tarihe iz bırakmış 30 kadının hikâyesini anlatıyor. Kimilerini verdiği mücadele örneklerinden biliyoruz, kimilerini hiç bilmiyoruz ama hayata dokundukları, zamana karşı verdiği mücadele bizi o kadınlara yakınlaştırıyor ve her bir hikaye okuru tarihsel bir döneme götürüyor…

Kitap, MS 355-370 yılları arasında Roma’nın bir eyaleti olan İskenderiye’de doğduğu düşünülen Hypatia’nın hikayesiyle başlıyor… Derin hikaye talihsiz bir sonla bitiyor; doğruları söylemekten asla vazgeçmeyen Hypatia baskıcı rejimler tarafından öldürüldü… Pelin Batu Hypatia’nın hikayesini bitirirken şu cümlelerle anlatıyor: “…… Bildiği doğruları tüm tehditlere rağmen savundu. Bugün o yüzden hâlâ ondan bahsediyoruz. Tarih boyunca değişmeyen baskıcı rejimler pek çok insanı korkutarak ya da yok ederek susturmuştur. Ama tarihi susmayanlar yazıyor, susturulmayanlarla yazılıyor.”

Kitapta tüm çifte standartlara ve zorluklara rağmen bildikleri yolda devam eden kadınların hikâyesini okuyacak kimi yüreklendirici kadının her koşulda dik durabildiğini, mücadele edebildiğini, tüm korkulara karşı savaşabildiğini göreceksiniz.
Yazar sadece kazanan kadınların tarihini anlatmıyor. Karakterlerin bazıları direniyor ama büyük kaybediyor. Ayrıca kitap sadece kadınlar için yazılmış bir kitap da değil. Yazar bu tarihsel dönemeçleri günün toplumsal-siyasal koşullarını ele alarak sunuyor.

“Cesaretin Vücut Bulmuş Hali” “Zabel Yesayan 1915’ten sonra “Yazmazsam çıldırırım” diyerek hiç durmadan yazar; anılar, fotoğraflar, belgeler toplar. Bu yaşananların unutulmaması için elinden geleni yapacaktır çünkü onun için unutmak, unutturmak yeniden öldürmektir.”

“Devrimlerin Kadını” Alexandra Kollontai; “Alman Komünist Partisi’nin kurucularından Rosa Luxemburg ile tanışacak, fikirlerini benimseyecektir. Bir yıl sonra Rusya’ya döndüğünde Lenin ile yolları kesişecek, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ne üye olacaktır. Parti içinde kadın eşitliğini en yüksek sesle dillendiren odur. Sosyo-ekonomik şartlar değişirken kadının hâlâ ikinci sınıf vatandaş olmasını kabul etmez, kadının özgürleşmesi için mücadele eder. Alexandra, daha başından beri şayet bir devrim olacaksa cinsellik konusunda da bir devrim olması gerektiğini savundu…” Pelin Batu bu cümlelerle anlatırken ilham alıyoruz Alexandra Kollontai’den…

“Yasak Bahçenin Rüzgarı” Füruğ Ferruhzad’ın hikayesini çoğumuz biliriz… Hayatın zorluklarına karşı şiiriyle direnen şair… Hikâyesini okuyunca zamanı durdurmak isteyeceksiniz belki, belki bugünden izler bulup cesaretini yakalayacaksınız…
“Düşlüyorum ancak bilirim asla/ bu kafesten kurtulmaya gücüm kalmamış/ gardiyan adam istese bile/ kanatlanıp uçmaya soluğum kalmamış/…şayet bir gün, ey gökyüzü/ kanatlanırsam bu sessiz evden/ ağlayan çocuğa nasıl söylerim/ tutsak bir kuşum vazgeç benden.”

“Haçlı Seferinde Bir Maceraperest” Akitanyalı Eleanor’u anlatırken de yazar bizi tarihin başka bir hikâyesine götürüyor… Ve şöyle özetliyor:
“Kadınlı erkekli haçlı ordusu Konstantiniye’de üç hafta geçirir ve Bizans sarayını Eleanor çok etkiler. 13. yüzyıl Bizans tarihçisi Nicetas Choniates onu Amazonların Kraliçesi Penthesilea ile kıyasladığı içindir ki tarihte pek çok rivayetin önünü açar. Eleanor ve nedimelerinin sefer sırasında Amazonlar gibi giyinip giyinmediğine dair söylentiler çıkmıştır, asla kanıtlanamayan…”
……….
“Dünya tarihinde bu kadar önemli bir rol oynamasına rağmen çoğumuz onun ismini duymadık. Düşünen ve hayallerini hareket ettirme cesaretine sahip olan bu kadın, o zaman da tehlikeliydi, bu zaman da da tercih edilmiyor. O yüzden bu kadının adı da tarihte yok. Ama pek çok yerden bize işaret ediyor. Ancak doğru yere baktığımız takdirde görüyoruz.”

Ortaçağ’ın Aydınlık Yüzü Sicilyalı Constance’nin hikayesi cesur kadınlara verilecek en büyük örnek….. Kitapta da bunu açık cümlelerle ifade ediyor Pelin Batu:
“Yüzyıllar önce yaşamış bu kadından bizlere kalan en önemli ders, adalete olan koşulsuz inancıdır. Halkına haksızlık eden eşine karşı ölümü göze alıp başkaldırmış bu cesur kadın, günümüzde koltuk kaybetmemek uğruna ses çıkarmayıp kul hakkı yiyenlerin yanında süs objesi gibi oturan nicelerine örnek olmasını temenni ederim.”

Mihri Hatun’un Sırlı Dünyası, Mihri Hatun’un hikâyesinin hiç bilmediğiniz yönleriyle karşılaşacaksınız… “Doğduğu kent olan Amasya’nın önemini Mihri’nin şiirlerinde görüyoruz. Ünlü tarihçi Strabo’ya göre etimolojik olarak Amasya adını Amazonların Kraliçesi olan Amasis’ten alıyor. Amasit adındaki savaşçı kadınlar günümüzde Amazonlar diye anılıyor. Hikâyeye göre bu savaşçı kadınlar memleketlerinden sürüldüklerinde saçlarını kesip topraklarına gömmüşler. Saçlardan çıkan erguvani ve beyaz afyon çiçeklerden düşler doğmuş; afyonların başları aynı amazonların ok atabilmek için kestikleri göğüslerini andırıyormuş, sütleri rüya ve unutuşu getiriyormuş. Mitolojideki bu Amasya’nın realitedeki Amasya ile örtüşmesi yine kadınlar vesilesiyle oluyor. Antik Çağlardan Kurtuluş Savaşına kadar Amasya’nın kadınları cesaretleriyle ünlenmiş. Mihri Hatun hem cesaretiyle hem de düş-örücüsü olan bir şair olarak en önemli örneklerinden biri. “Cefaların gamıyla cerinin risalesini/Okumayan ne bilir Mihri’nin hikâyesini,” dizelerinden da anlaşıldığı üzere Mihri kavuşmaktan çok ayrılıkların, haksız incitmelerin, eziyetlerin şairidir. Ancak bu duyguları bilenler benim hikâyemi anlayabilir demiştir. Biliyoruz. Onun yolunda yürüyoruz.”

Nâzım Hikmet’in annesi ressam Celile Hanım, “Bir İlham Perisinin Eğitici Öyküsü” Elizabeth Siddall, “Dünyayı Yakan Bir Kıvılcım” Ulrike Meinhof, “Gizemli Yazıların, Unutulmuş Kelamın Kadını” Halet Çambel, “Yıldızdan Düşen Bir Suat Derviş,” “Gecenin Prensesi” Leyla Bedirhan, “Caz Çağı’nın Siyah İncisi” Josephine Baker, “Ayın Karanlık Yüzü” Mileva Marić, “Öteki” Victoria… Daha nice kadınlar Pelin Batu’nun Hayatın Seyrini Değiştiren Kadınlar kitabında…
Acıları da bir ayrılıkları da aynı… Kavgaları da bir savaşları da bir… Zamanları ayrı mücadelede müşterek…
Bir kaynak kitap niteliği taşıyan 30 kadının cesur hikâyeleri tarihinde boşluğunu dolduruyor… Bize şunu gösteriyor, şartlar ne olursa olsun, hayat ne kadar zindan olursa olsun, cesur kadınlar hayatın seyrini değiştirebilir…

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x