Düşmanınızı uzakta aramayın. Bazen insanın en büyük hayal kırıklığını, kendi ülkesinde karşılaştığı adaletsizlik yaşatır.
Milyonlarca insan bir yıl boyunca çalışıyor. Çocuğunun ihtiyacından, mutfağından, sosyal hayatından kısıyor; birkaç gün dinlenebilmek için aylarca para biriktiriyor. Ancak geldiğimiz noktada tatil, dinlenme hakkı olmaktan çıkmış, parası olanın bile mağdur edildiği bir sektöre dönüşmüş durumda.
Bugün sorun yalnızca kötü hizmet veren birkaç otel değildir. Asıl sorun, denetimsizliğin normalleşmesi ve tüketicinin kaderine terk edilmesidir.
Reklamlarda cennet vaat ediliyor, gerçekte ise çalışmayan klimalar, kesilen sular, yetersiz personel, hijyen tartışmalarına açık mutfaklar, bakımsız tuvaletler ve kullanılamayan havuzlarla karşılaşılıyor. Üstelik tüm bunlara rağmen tam ücret talep ediliyor. Bu sadece kötü işletmecilik değil; tüketicinin güvenini hiçe sayan bir anlayıştır.
Turizm, yalnızca otel sahiplerinin kazanç kapısı değildir. Turizm, bir ülkenin itibarıdır. Eğer insanlar ödedikleri paranın karşılığını alamıyorsa, burada sorgulanması gereken sadece işletmeler değil, onları denetlemekle yükümlü olan kamu kurumlarıdır.
“Sağlık Bakanlığı,Turizm Bakanlığı”
Sağlık denetimleri gerçekten düzenli yapılıyor mu? Turizm işletmeleri vaat ettikleri hizmetleri gerçekten sunuyor mu? Tüketiciyi koruyan mekanizmalar neden ancak şikâyetler büyüdüğünde harekete geçiyor?
Bugün yerli turist adeta ikinci sınıf müşteri muamelesi görüyor. Oysa bu ülkenin turizmini ayakta tutan sadece yabancı turist değildir. Kendi vatandaşına değer vermeyen bir turizm anlayışının uzun vadede ayakta kalması da mümkün değildir.
Buradan açıkça çağrıda bulunuyorum:
Denetimler göstermelik olmaktan çıkarılmalıdır.
Vatandaşın sağlığı ve ödediği ücretin karşılığı güvence altına alınmalıdır.
Turizm sektöründe “nasıl olsa şikâyet etmezler” anlayışına son verilmelidir.
Palmora Lara Hotel’de yaşadığımız deneyim, sadece bir otelle ilgili değildir. Bu deneyim, denetimsizlik ve tüketici haklarının yeterince korunmamasının somut bir örneğidir. Eğer bu yaşananlardan ders çıkarılmazsa, yarın aynı mağduriyeti başka aileler yaşayacaktır.
Turizm; güven, kalite ve dürüstlük üzerine kurulursa ülkeye kazandırır. Aksi hâlde kaybeden sadece tatil yapan vatandaş değil, Türkiye’nin turizm itibarı olur.
Not: Bu yazıda yer alan değerlendirmeler, yaşadığım kişisel deneyim ve gözlemlerime dayanmaktadır. İlgili işletmenin konuya ilişkin açıklama ve cevap verme hakkı saklıdır.












