Tehditler sökmez, aydınlar korkmaz…

Son günlerde sosyal medyayı yoğun bir şekilde meşgul eden tehdit, küfür ve dalaşmaların gırla gittiği bir tezgah dönüyor ortalıkta. Pınar Aydınlar, Hrant Dink Vakfı ile Hrant’ın sevgili eşi Rakel Dink ve gazeteci Erk Acarer’e yönelik üç beş çapulcunun sosyal medya üzerinden sahte isimlerle yönelttiği tehditler günlerdir asilerin ve muhalif kimlikli kurumların gündemini bir hayli meşgul etti. Baştan belirtmeliyim ki; bu satırların yazarı bu tehditleri ciddiye alıp yazı yazmayı veya spesifik bir duruş sergileme gerekliliğini hiçbir zaman düşünmedi ve düşünmeyecek. Zaten kişisel olarak bu paralı saldırganları ciddiye alıp yazılar yazan, “….. yalnız değil” başlıklı uzun uzun yorumlar, karşısındaki satılmışın kullandığı küfür ve tehdit benzeri sataşmalar bu satırların yazarına pek de anlamlı gelmiyor. Tabi bu kişilerin kendi ruh durumu ile ilgili bir durum ve tıbbi olarak incelenmeye değer. Yazının kapsamı bununla ilgili olmadığı için bu kadar saptama yeter. Biz asıl meseleye dönelim. Bütün saldırı ve tehditlerin aynı özü ve niyeti taşıdığından hareketle denebilir ki, Pınar Aydınlar, Hrant Dink Vakfı ile Hrant’ın sevgili eşi Rakel Dink ve gazeteci Erk Acarer’e yapılan saldırılar, bu coğrafyanın çok da yabancısı olmadığı ve karanlık/derin eller tarafından tutulmuş paralı üç beş soytarının son günlerde gündemi meşgul etmek adına bazı durumları manipüle etmek amaçlı yürüttüğü soytarılıklardır. Ciddiye alınması da trajikomik bir durumdur. Hele hele uzun uzun tahliller yazıp günlerce sosyal medyada dillendirmek daha da komik bir zaaftır. Bütün dertler bitti de, soylu, apaydınlık bir mücadele geleneğine yaslanan kalemler, sanatçılar, aydınlar üç beş çapulcunun, korkağın tehdidine mi pabuç bırakacak?  Hadi bıraktılar diyelim bu aydın olmanın sorumluluğuna ters düşmez mi? Aydınlar ne yapar? Korkmaz, karanlığın üzerine yürür. Moral ve cesaret verir ezilmişliğini yazgı bilen yoksul yığınlara. Korkmaz, korkutmaz, küfretmez, tehdit etmez. Boş yere kavga eylemez aydın. Şiirle, resimle, öyküyle, saz ile seslenir. Hasılı böyledir bildiğimiz.

Gelelim konumuza.

Pınar Aydınlar’ın bu konudaki tavır ve tutumu; o da bir kereliğine mahsus olmak kaydı ile basın açıklaması şeklinde duyurulsaydı. Ve basın, muhalif kurumlar dayanışma adına onu destekleyen yazılı açıklama ve tavırlarını yayınlasalardı daha şık bir duruş sergilenmez miydi? Hrant Dink Vakfı doğrusunu yaparak meramını kamuoyuna duyurdu. Kamuoyu da sahiplenerek açıklamaları yayınladı. En doğrusu bu değil miydi? Bize yakışan bu idi, ne var ki ortalığı geren açıklamalar, sosyal medyada yapılan sanal kabadayılıklar her nedense dur durak bilmedi ve meseleyi mecrasından başka yerlere taşıdı. Umarım kendimize geliriz de bu tür garipliklerden vazgeçeriz. Ola ki saldırı oldu; ona göre yeniden oturulup salim kafayla bir tavır belirlenir. Ya da olacakları önceden öngördüğümüzü varsayıp, şimdiden hazırlığı ona göre yaparak önlemler alınabilir. Güvenliği önceden almak, duruma göre mevzi almak başka bir şey, ortalıkta sanal kabadayılık yapıp tehditler, küfürler savurmak başka. Bizim bir duruşumuz ve etik kimliğimiz var ve lütfen kirletmeyelim dostlar.

Saygıyla.

Levent Kaçar

 

Yazar Profili

Levent Kaçar
Levent Kaçar
Sivas’ın Zara’sında Bağlama isimli, 48 yaşına kadar hiç bilmediğim bir köyde doğurmuş anam beni.
Küçük yaşlarda ve erken büyüdüm İstanbul’da. İçeri düşene değin, çoğu derneklerde geçti çocukluğumun. Oralarda aldım ilk eğitimimi diyebilirim. Hapse düştüğümde de çocuktum hala. On altı, on yediye değmemişti daha. Yarım kalan lise eğitimini, hapisten sonra dışardan tamamladım. Sonrası sinema, ille de sinema. Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi SinemaTV Bölümü’nü bitirdim (1995-1999) birincilikle (inek bir öğrenciydim anlayacağınız). Sonrası, yüksek lisans(2003-2005) ve aynı bölümde öğretmenlik (2003-2006). Üç beş kısa film, üç beş klip, bir uzun metraj (Şellale) film, piyasa dönemi epey bir reklam filminde asistanlık, en son Onur Barış’ın yönettiği Benden Hikayesi isimli Sait Faik Belgesel ’inde senaryo danışmanlığı.
Yazılar, çiziler, projeler, değişik dergilerde yayınlanan çalışmalar halen devam eden olgun eğitim dönemi. Bir de Simurg News var (ilk düzenli yazarlık ve yazı kurulu deneyimi). Bir bitmiş film senaryosu; “AlGözüm Seyreyle” Yılmaz Güney kurmaca belgesel proje, kaynak aranıyor. Bir film projesi (Görülmüştür Kimlikli Çocuklar) yazıldı, hazırlıklar ve görüşmeler devam ediyor. Sinema ile ilgili akademik çalışma (Sinema ve Gelecek Toplum Tasarımı ve PPT sunumu, iki adet sosyal sorumluluk projesi (Çocuk Oyunları Festivali ve Çerçi).
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x