İstanbul o zaman da İstanbul’du
Gelip taşradan aramıştın geleceğini İstiklâl’de
Öğrendin Ermeni bir ustadan terziliği
Hep dedin, onun emeği çok bende.
*
Ülke fakir, hastalık çok
Hasta ağabey bırakılmazdı yalnız
Samsun’a gelişinde buldun kalbinin ışığını da
Orası oldu ikinci memleketin.
*
Elbisenin dikilmeyip yaratıldığına inandın
Zaman diker gibi işledin kumaşı
Bir kadına baktın mı çıkarırdın bire bir ölçülerini
Bu ustalığın dedirtti arastada, alıyor emeğinin karşılığını.
*
Herkes ömür kumaşını kendince işler
On’lar da insanın kendi zamanının
Terzisi olması için çıkmışken yola
Hemşerin Mahir’in sesi yankılandı Gümüşhacıköy’de de.
*
Terzi kumaşı kesti mi geri dönüşü yok
Onun için derdin, hayat da aynı
Terzi gibi yaşa; ölç, biç, kes
Hataları yamayarak eksikleri daraltmak sıkıntılı iş.
*
İyi terziler müşterileriyle yaşlanırmış
Bizim kuşak kayıplarla yaşlandı hep
Deniz’lerin seni salonun ortasında Mayıs’ta
Neden ağlattığını oğlun büyüyünce anladı.
*
Arastanın okuyan gençleri Eylül fırtınasında Ankara’daydı
Babalar hep bekledi sabırla fırtınanın dinmesini
Makasının kesmesi gibi umudun hiç bitmedi
Moda dergilerinin içinden çıkarıp verdin bize Arayış dergisini.
*
İğneyi yavaş batırıp dikişi sağlam attın hep
Sen kumaşı kalıba aldın, zaman hepimizi
Terziliğinden öğrendik, senin gibi
Her çıkışsızlıkta yeni bir hayat dikmemiz gerektiğini.












