Türkiye, Karlov cinayetinde yalan makinası testini reddetti

2016 yılında Rus Büyükelçi Andrey Karlov’a düzenlenen suikastı soruşturan Türkiye Cumhuriyet Savcısı Adem Akıncı, Rusya’nın Karlov cinayetindeki kilit şüpheliyi yalan makinesi testine sokma teklifini reddetti.

Nordic Monitor’ün mahkeme kayıtlarına dayandırdığı haberinde Türk yetkililerin, Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’a düzenlenen suikastta suç ortağı olduğu iddiasıyla yargılanan, suikastın gerçekleştirildiği Ankara’daki fotoğraf sergisinin organizatörü Timur Özkan’ın ifadeleri ortaya çıktı.

İfadesinde cinayetle ilgisi olmadığını defalarca söyleyen zanlı Mustafa Timur Özkan, masumiyetini kanıtlamak için Rus hükümetinin yalan makinesi testine gönüllü olarak girmeye hazır olduğunu ancak teklifin Türkiye tarafından reddedildiğini belirtiyor.

Nordic Monitor’un haberinde, 64 yaşındaki emekli mimar ve gezgin Özkan ve onu sorguya çeken Cumhuriyet Savcısı Adem Akıncı arasında geçen konuşmaya yer veriliyor.

Özkan’ın 8 Ocak 2019’da mahkemeye teslim edilen savunmasında, savcının kendisine “Ruslar sizi bir yalan makinesine bağlamak istiyor ama ben onlara izin vermiyorum” dediği, kendisinin de “Ona yalan makinesi testine girmekte tereddüt etmeyeceğimi ve onun için sorun olmazsa gönüllü olacağımı söyledim.” diyor.

Rusların yalan makinası test teklifinin reddedilmesi davanın güvenilirliğine gölge düşürüyor

Rusya’nın yalan makinası testi yapma talebinin Türkiye savcılığı tarafından geri çevirmesi cinayet davasının güvenilirliği konusunda daha fazla şüphe uyandırdı.

Rus Büyükelçiliği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği serginin organizasyonunu yapan Ankara Gezginler Grubu yöneticisi Özkan, savcı Adem Akıncı’ya suikastle nasıl bir ilgisi olduğunu sorduğunda ‘Merak Etme Timur Bey, biz araları doldururuz’ cevabı almış.

Özkan ve savcı Adem Akıncı arasında geçen konuşma 14 Kasım 2017 tarihinde Akıncı’nın Ankara ofisinde savcının talebi üzerine ve ilginç bir şekilde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununu (CMUK) ihlal edilerek Özkan’ın avukatı olmadan gerçekleşmiş.

Özkan, görüşmenin içeriğini daha sonra avukatına e-posta ile bildiriyor.

Timur Özkan’ın Rus yalan makinesi testi yaptırmak istediğini ancak Türkiye Cumhuriyet savcısının Rusların talebini reddettiğini belirten ifadesi, Türk hükümetinin suikastın arkasında Gülen hareketinin olduğu hikayesine bir darbe daha vurdu.

Savcının istediği ifadeyi vermeyince 13 gün gözaltında kaldıktan sonra 28 Aralık 2017 tarihinde tutuklanan ve cezaevine gönderilen Özkan, 10 Ekim 2019 tarihine kadar tutuklu kaldı. Halen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanmaya devam ediyor.

Özkan mahkemede “Dünyada bir sergi düzenlediği için cezaevine düşmüş benden başka kimse yoktur herhalde. Neden hakkımda takipsizlik verilmiyor sebebi savcıyla yaşadığım şu diyalogtur herhalde. Sayın Savcım söyledikleriniz beni Fetöcü yapmaz, yapsa bile sergiyle ilişkilendirilemez, ilişkilendirilse bile suikastle ilişkilendirilemez.” ifadelerini kullanıyor.

Savcı Akıncı ise ‘Anladık sen Fetöcü değilsin, sergiyi de onlar için düzenlemedin, onlar seni sen bilmeden kullanmış olabilir. Bildiğin her şeyi anlat yoksa seni tutuklarım, bir daha dinlemem, bu yaşta hapislerde çürürsün.” cevabını veriyor.

Soruşturma sırasında toplanan kanıtlar, suikastı işleyen polis memurunun Suriye’ye gidip cihatçılarla birlikte savaşmak için görevinden ayrılmak isteyen ve Türkiye’deki radikal islamcı ve El Kaide bağlantılı grupların yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan ile temas halinde olan silahlı cihadı açıkça savunan ve ateşli vaazlarında sık sık Rusya’ya saldıran radikal vaiz Nurettin Yıldız’ın sempatizanı olduğunu gösteriyor.

Ancak Türkiye cumhuriyet savcısı tüm bu ipuçlarını görmezden geldi.

Suikasttan önceki aylarda suikastçı ile temas halinde olan bu radikal kişileri soruşturmadı.

Aksine soruşturmanın odağını kasıtlı olarak Erdoğan hükümetine yakın insanlardan uzaklaştırdı. Bunun yerine, Gülen hareketi ve diğerleri, savcı tarafından iddiaları desteklemek için hiçbir delil sunulmadan günah keçisi ilan edildi.

Özkan, 19 Aralık 2016’da Rus elçisinin El Kaide bağlantılı polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş tarafından öldürüldüğü sanat sergisinin düzenleyicisiydi.

Sergiyi Rusya Büyükelçiliği ile yakın koordinasyon içinde planladığını söyledi ve savcının iddialarını yalanladı.

Savcının olayla ilgili hikayeyi açıkça uydurduğunu, olayları manipüle ettiğini ve onu hiçbir kanıt sunmadan cinayetin suç ortağı olmakla suçladığının altını çizen Özkan “Ne benim ne de serginin Gülen hareketiyle bir ilgisi yok” dedi.

Son üç yıldaki iddialarını desteklemek için. Özkan, savcının iddialarındaki boşluklara dikkat çekerek, Savcı Akıncı’nın kendisine iddialara itiraz ettiğinde boşlukları kolayca dolduracağını söylediğini hatırlattı.

Hakim karşısında yaptığı savunmasında Özkan, ‘İddianamede Savcı boşlukları doldurduğu için sanık sıfatıyla karşınızda duruyorum’ dedi.

25’in üzerinde gezi kitabı yazmış ve 20 farklı sergi düzenlemiş ve seyahat ve Ankara tarihi üzerine 500 civarında makale yayınlayan Özkan, ilk etapta sergi fikrinin nasıl ortaya çıktığını da ayrıntılı olarak anlattı.

Sergiyi ilk olarak 2011 yılında Türkiye’yi tanıtmak için Moskova’da açtığını ve Türkiye Büyükelçisinin etkinliğin açılışını yaptığını belirterek Rusya’yı tanıtmak için Ankara’da karşılıklı bir sergi düzenlemeyi planladığını söyledi.

Ancak ikinci sergi, sponsor bulamadığı ve yeni kitabı ve diğer sergilerle meşgul olduğu için gerçekleştirilemedi. Sergiyi 12 Şubat 2016’da Rusya Büyükelçiliği’ne teklif etti, ancak Türkiye’nin 2015 yılında Türkiye-Suriye sınırında bir Rus savaş uçağını düşürmesi üzerine iki ülke arasındaki gergin bağlar nedeniyle reddedildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’dan resmi özür dilemesinin ardından Türkiye ve Rusya ilişkilerin normalleşmesiyle Ağustos 2016’da Rus büyükelçiliğinden teklifinin onaylandığını ve sergiye büyükelçiliğin sponsor olacağını belirten bir çağrı aldı.

Savunmasında Özkan “Acınası suikastın gerçekleştiği fotoğraf sergisi bir (terör) örgütün eylemi değildi. Bunun kanıtı yok. Zaten olamazdı… çünkü sergi tamamen benim projemdi ve Rusya Büyükelçiliği ile koordine ettiğimiz bir etkinlikti ve büyükelçiliğin sponsorluğunda Çankaya Belediyesi ev sahipliği yaptı ”dedi.

Özkan’ın savunması, duruşma sırasında savcının iddiasını yalanlayan tek ifade değildi.

Karlov suilkastı davasındaki çelişkiler sadece bununla da sınırlı değil. Nordic Monitor daha önce Türk istihbarat teşkilatı MIT’in, davayla ilgili Rusya’dan bir heyetin Türkiye’ye gelmesinden önce soruşturmayı saptırmak için bazı kişileri kaçırarak işkence altında bazı ifadeler aldığı, kaçırılan kişinin mahkemede alınan ifadelerin işkence altında alındığını bu durumu hakim heyetine anlatmasıyla ortaya çıkmıştı.

Davada mahkemeye çıkanlar çelişkili ifadeler verirken, bazıları polise verdikleri daha önceki ifadeleri geri aldı. Sanıklar mahkemeye, yalan ifadeleri imzalamayı kabul edene kadar işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını kanıtlayan tıbbi raporlar sundu.

Dava dosyasında katilin aslında cihatçı radikal kesimler tarafından radikalleştirildiğini, hükümet yanlısı cihatçı din adamı Nurettin Yıldız’ın organize ettiği ibadet çevrelerine katıldığını ve bilinen El Kaide militanlarıyla arkadaş olduğunu gösteren bir dizi kanıt var.

Ancak hükümet, cihatçı ağlara giden ipuçlarını takip etmediği gibi katille çalışan El Kaide figürlerini de soruşturmadı.

Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma savunmasını yapmayan bir sanığin avukatının süre talebinin kabul edilmesi üzerine ileri bir tarihe ertelendi.

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x