Ukrayna’nın AB Üyeliği Masada

HomeAvrupa

Ukrayna’nın AB Üyeliği Masada

 

Avrupa Zirvesi, perşembe ve cuma günleri Ukrayna ve Moldova’nın adaylık taleplerini karara bağlayacak. Avrupa Komisyonu daha önce her iki ülkeye resmen aday ülke statüsü verilmesi tavsiyesinde bulunmuştu. Zirveden hemen önce, Batı Balkan ülkelerinin liderleriyle bir görüşme yapılması planlanıyor. Avrupa basını, AB’nin nasıl ve hangi hızla genişlemesi gerektiği sorusuna yanıt arıyor.

Dikkatli olmalı ama çok da uzun tereddüt etmemeli

Fransa Avrupa Evleri Başkanı Michel Ferron, Ouest France’da hızlandırılmış bir üyelik prosedürü seçeneğinin şimdiye değin ihtimal dışı bırakılmış olmasını eleştiriyor:

“Durumun aciliyeti göz önüne alındığında, bu esnek olmama hali pek çok yurttaş açısından katlanılamaz görülecek ve onların şeffaf olmayan ve mesafeli AB kurumlarıyla uzlaşmasını zorlaştıracaktır. Üstelik tam da emperyalist Rusya’ya güçlü bir mesaj gönderilmesi gereken bir zamanda. Bloklar arasındaki güç dengesine gelince, AB elbette Ukrayna’nın başvurusunun alelacele kabul edilmesinin yol açacağı siyasi dengesizlik riskini de iyi hesap etmeli. Putin (Çin’in gizli desteğini alan) bunu gerçek bir provokasyon olarak algılayacaktır.”

Büyük denge değişimlerine hazır olun

Rzeczpospolita, AB’nin her şeyden önce böylesine devasa bir değişime hazırlanması gerektiğini hatırlatıyor:

“2004’teki büyük genişlemeye rağmen, AB’de jeopolitik olarak açıkça Batı Avrupa ağır basıyor: Avrupa’nın bu kısmındaki ülkeler daha etkili ve AB kurumlarındaki üst düzey yetkililerin çoğu buralardan geliyor. Ukrayna’nın üyeliği dengeleri değiştirecektir. Burası Polonya’dan daha büyük ve doğrudan Rusya’nın gölgesi altında bulunan bir ülke. Aynı zamanda çok da fakir bir ülke ve bu durum, AB’yi cömert tarım ve uyum politikalarını değiştirmeye zorlayacaktır. Dolayısıyla, Ukrayna AB’ye katılmadan önce bizzat topluluğun kendisinin değişmesi gerektiği ortada.”

Farklı hızlarda bir Avrupa

Söylemeye cesaret edilemeyen şeyler açık açık dile getirilmeli, diyor Kleine Zeitung:

“Eski üye devletlerin Macaristan ve Polonya ile yaşadığı büyük farklılıklar, Doğu ve Batı arasındaki derin bir kültürel ve siyasi çatlağa işaret ediyor; özünde hukukun üstünlüğü, demokrasi, güçler ayrılığı ve ulusal kimliğe ilişkin farklı tasavvurların olduğu temel bir görüş ayrılığı. AB’nin, prensipte her ülkeye açık olan tek bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı yaratmaya yönelik normatif bir proje olarak kendi benlik algısına kurban gitmesi konusunda gerçek bir tehlike söz konusu. (…) Kimse açık açık söylemese bile; Büyüyen bir AB’nin geleceği ancak farklı hızlarda bir Avrupa olacaktır. Başka türlüsü ağır sonuçlar doğururdu.”

Batı Balkanlar hakir görülmemeli

Magyar Hírlap, aslında listenin daha üst sıralarında başka ülkeler olduğu konusunda uyarıyor:

“Ukrayna’nın AB üyeliği söz konusuysa eğer, yıllardır ve hatta on yıllardır sırada bekleyen Batı Balkan ülkelerinin ve Türkiye’nin gayretleri de dikkate alınmalı. (…) Brüksel’in Batı Balkanları hakir görmesi kabul edilemez. (…) Batı Avrupa basını, Brüksel’in beklediği reformlar konusunda Batı Balkanlar’da pek az ilerleme kat edildiğini yazıyor. Ancak üyelik perspektifinden giderek uzaklaşılırken, bu şaşırtıcı bir durum değil. Üstelik Batı Balkanlar, AB için jeopolitik açıdan hayli önemli bir bölge.”

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments