Pazartesi, Haziran 15, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Günlerden Sızan

ÜNVANLAR ve KOORDİNATÖRLÜK

Naim Kandemir by Naim Kandemir
07/05/2026
in Günlerden Sızan, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
ÜNVANLAR ve KOORDİNATÖRLÜK
0
SHARES
544
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Toplum hayatında ve devlet yönetiminde ünvanlar önemlidir. Üzerinde bulunduğumuz topraklar ve yönetimi altında bulunduğumuz devlet açısından bunun bir tarihselliğe sahip olduğunu biliriz. Ünvanların önemi; yönetimde yetki ve sorumluluk alanının belirlenmesi, hiyerarşi ve disiplin tesisi ile meşruiyet ve güven sağlamasındadır.

Mevcut devletin dayandığı geleneğe göre bu sistem MÖ 200-MS 900 yıllarına kadar götürülebilir. Sonrasında Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi geliyor. Gerçekte, devlet yönetimindeki ünvanları Cumhuriyet devralıp sadeleştirme yoluna gitti. Burada üç ana durak var: 1924 Teşkilat-ı Esasiye, 657 sayılı kanun (1965) ve 2018 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle belirlenen ünvanlar…

Devlet yapısına paralel ülkedeki özel sektörde de genel olarak ve iş koluna göre ünvanlar tabii ki kullanılmakta. Özel sektörün gelişimindeki hız, kullandığı ünvanların yenilenme sürelerini de belirledi. Ülkede genel olarak özel sektörde Personel Müdürü, Personel Şefliği gibi ünvanlardan ancak 2000’li yıllarda İnsan Kaynakları’na geçildi. Bunda ana etken internet devrimiydi. İş Kanunu değişti ve İK’ların hukuk bilir olması gerekli hâle geldi. İK, üniversite eğitiminde de geniş yer buldu.

***

Ünvan kelimesi sıradan bir kelime değil. Bazı edebiyatçılar bunu fark edip, bu meyanda güzel hikâyeler yazıp, kalemleriyle kalıcı kahramanlar yarattılar. Örneğin; Gogol’un Burun hikâyesinde devlet müşaviri Kovalev bir sabah görür ki burnu yok ve kendisinden daha yüksek rütbeye terfi etmiş burnu. Böylece Gogol, Çarlık Rusya’sında ünvanın insandan daha değerli olmasını tiye almıştır.

Melville’in Kâtip Bartleby’i avukat kâtibidir ama iş yapmamayı tercih edip sonunda iş yapmadığı için ölür. Böylece, ünvanın gücünün karşısındakinin onu takmamasıyla anlamsızlaşacağı anlatılır.

Aziz Nesin’in Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ındaki kahramanın kimliği yoktur ve bu yüzden başına gelmedik kalmaz. Bu eser, bürokrasiyi kalbinden vurur.

Kafka’nın Dava’sında ise modern devlette ünvanın yoksa adaletin de olmadığı anlatılır. Örnek verdiğim tüm bu eserlerin gösterdiği; ünvan insanın özünü örterse orada komedi başlar ve işin sonu tradejiyle biter.

***

Ünvanlar konusunda devlete, özel sektöre, edebiyata göz atıp da bizim sola bakmamak haksızlık olur. Bugün değilse de 12 Eylül 1980’e dek sol çok parçalı da olsa milyonluk kitleyi yönetti. Soldaki ünvanların yazılı bir kullanım şekli yoktu. Pratikten örnekler verebiliriz: sempatizan, militan, kadro, okul sorumlusu, bölge sorumlusu, il-ilçe sekreteri, genel sekreter, komite, bölge komitesi, merkez komite, şef… Solun bir 657’si veya İK’sı yoktu ama her yapıda çeşitli dozlarda nepotizm vardı. Bunun sonucunda da şucu-bucu diye tanımlamalar yapılır olmuştu ülke solunda.

Bu ünvanların tescili de yok ama mesela biliyoruz ki koordinatör ünvanının kullanılması bizde önce özel sektörde başladı. Bu ünvan, 90’ların başında Türkiye’deki çok uluslu şirketlerin coordınator kelimesinden direkt çevrildi. Öncelikle Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi dış ticarette gelişkin holdinglerde kullanıldı koordinatör ünvanı. Özel sektörde daha sonraları koordinatör ünvanının uzmanlık alanına göre sınıflandırıldığını izledik: Halkla İlişkiler Koordinatörü, Yayın Koordinatörü gibi.

Ülkede devlet yönetimine koordinatör kavramının girişi 2003-2004 AB Uyum Sürecinde Proje Koordinatörü diye başladı. 2010 sonrası ise her tarafı sardı bu ünvan. 2018 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile de iyice arttı. Yalnız, burada bilmemiz gereken koordinatör resmi bir kadro değil ama pratikte devlette de kullanılıyor artık. Ülkenin nereden nereye geldiğini, nice olmaz denilenin olduğunu görünce devlet yönetiminde, ünvanların da ne hâle geleceğine ve bu ünvanların nasıl çeşitlendirileceğine de şaşırmamak gerekir.

***

Bu ünvan meselesindeki koordinatör ünvanı bana özel sektörde çalıştığım yıllardaki bir anımı hatırlattı, yazayım. Yıl 1989. Küçük bir aile şirketi ve hiç bilmediği lojistik alanına giriyordu. Ben de uzatmalı olarak üniversiteyi bitirip o firmada çalışan bir avukat arkadaşın haber vermesiyle işe başvurdum ve müfettiş olarak başladım. Ancak patron da ben de müfettişin ne yapacağını bilmiyoruz! Belliydi ki kervan yolda düzülecekti. Tam bu sırada firma yeni iş kolu lojistikte ülkenin o zamanlar en büyük firmasına rakip olarak piyasaya girdi. Büyük cesaretti. Patron, ticarette cırmalayanlar grubundandı. Gözü karalığının sonucunu da firma olarak kısa zamanda almaya başladık. Gelsin kadrolar, ünvanlar! Ben, sol örgüt yapılanmasına aşina olduğumdan, birgün cetvelle kağıda örgüt yapısını özel sektördeki bizim firmaya uyarlayarak şirketin bir yönetim şemasını çizdim ve oturttum üzüm salkımı şeklindeki şemanın başına Yönetim Kurulu Başkanı’nı, yani Merkez Komite’nin baş şefini! Patron beni severdi, şemadan sonra daha çok sevdi! Patron örgütçülükten uzak ama uyanık bir adam.

Yeni kurulan firmanın belirlenmiş bir genel müdürü var ve kısa bir süre sonra da rakip firmadan işten çıkarılmış bir bölge müdürü de işe başlatıldı ve görüldü ki bu yeni adam mevcut genel müdürden daha vasıflı. Nasıl olacak şimdi? Genel Müdür olarak atanan kişi, patronun eski okul arkadaşı ve memuriyetten ayrılıp gelmiş bu görev için onun ricasıyla. İşe sonra başlatılan adam da vasıflı, kaçırmamak lâzım. Çözüm? Patron, yaratıcılığıyla buldu çözümü. Yönetim Kurulu Başkanı imzalı bir yazı geldi önümüze: Filanca Bey Genel Müdür Baş Yardımcılığına atanmıştır. Böylece ne şiş yandı ne kebap! O zaman anlamıştım ünvanların mühim olduğunu! Gerçi, o şahsın adı hep aramızda Baş olarak anıldı ama olsun, nasılsa sorun aşılmıştı.

Bu firma birkaç yıl içinde çok büyüdü; şube sayısı, iş hacmi arttı ama bu kez de işlerde aksamalar başladı. Tabii böyle durumlarda kabak baştaki sorumluya patlar ama lojistik sektöründe de ekipleşme çok yaygın ve dolayısıyla kansız(!) bir operasyon yapılmalı! Çözüm yine patrondan geldi. Başarısız görülen baş sorumlu gidip ekip başı olup firmaya zarar vermesin diye bu kez yine Yönetim Kurulu Başkanı imzalı bir yazı daha geldi önümüze: Filanca kişi Yönetim Kurulu Başkanı’na direkt bağlı olarak Koordinatörlüğe atanmıştır. Birkaç ay sonra koordinatör nötralize edilip etkisizleştirildi ve firmadan gönderildi. Bundan sonra firmadaki koordinatörlük mevkii paketlenecek başarısız üst düzey yöneticilerin özenle ambalajlarının yapıldığı bir yer oldu. O yıllarda firmada en iğneli şaka: koordinatör olma zamanın mı geldi’ydi!

***

Tıpkı, ne işe yaradığı hiç bilinmeyen merkez valiliği gibi… Ne işe yaradığı bilinmeyen yeni bir koordinatörlük mevkii icat edilmek isteniyor şimdi. Bir kesime göre, içi boş ama havalı ve fiyakalı… Diğer kesime göre, ağza alınmaktan korkulanı… Koordinatör kavramı ortaya atıldı ama anlam ve içerik konusunda tam bir  uzlaşma sağlanamadı.

Hukuki kıymet taşıması ve kayıtlara girebilmesi için ilgili tarafların uzlaşması gerekli. Böyle bir uzlaşma sağlanacak gibi görünmüyor. Koordinatörlüğün bu süreçteki anlam ve işlevi konusunda ilgililer arasında uzlaşma sağlanamadığı için şimdilik ünvan sahipsiz.

Tarihteki bütün olayları kahramanların yarattığı zannedilse de, her olay kendi kahramanını yaratır. Tarihin ve zamanın yalın ve katı gerçekliği böyle. Görüldüğü gibi hiçbir şey zorlama ile olmuyor. Hukuk yasaları da toplum ve doğa yasaları da gereğinden fazla zorlama kaldırmıyor. Tarihin yasaları da böyle.

 

 

 

 

 

Tags: Naim Kandemir
Previous Post

TBMM’de kritik teklif ilerledi: Aidatlar gündemde, belediye şirketlerine Cumhurbaşkanı izni

Next Post

ODTÜ’de bahar şenliğinde gerginlik

Naim Kandemir

Naim Kandemir

Naim Kandemir: 1961 Samsun doğumlu. A.Ü SBF mezunu. Yayınlanmış kitapları: - Görüşmek Üzere, şiir, Mayıs Yayınları, 1983 - Camın Buğusuna Yazılanlar, şiir, Kanguru Yayınları, 2009. - Bir Dakikalık Hikâyeler, Bencekitap Yayınları, 2011. - Benim Amarcord’um, anlatı, Notabene Yayınları, 2014. - Ömrümüzü Hayat Yaptığımız Yıllar, anlatı, Notabene Yayınları, 2015. - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Bir Çocuğun Saflığıyla, öykü, Notabene Yayınları, 2018 - Motosikletle İtalya, gezi, Notabene Yayınları, 2019 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020 - Uçurtma Tamircisi, öykü, Notabene Yayınları,(hazırlanıyor) Ayrıca, senaryosunu yazdığı, 12 Eylül dönemini trajikomik bir hikâyeyle anlattığı Acayip adında bir sinema filmi projesi var. Cengiz Türüdü: 1959 Bulancak doğumlu. 1978 yılında A.Ü SBF’ne girdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sıkıntılı bir süreç yaşadıktan sonra 2017 yılından itibaren kitaplarıyla aramıza döndü. Yayınlanmış kitapları: - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020

Yazarın Diğer Yazıları

HİÇ BİLMEZDİM
Günlerden Sızan

HİÇ BİLMEZDİM

12/06/2026
FAŞİST YANGIN HER YANI SARMADAN
Günlerden Sızan

FAŞİST YANGIN HER YANI SARMADAN

03/06/2026
SÖZ UNUTULUR, DAVRANIŞ HATIRLANIR*
Günlerden Sızan

SÖZ UNUTULUR, DAVRANIŞ HATIRLANIR*

22/05/2026
1 MAYIS’TAN BİR GÜN ÖNCEYDİ
Günlerden Sızan

1 MAYIS’TAN BİR GÜN ÖNCEYDİ

01/05/2026
“GÜNEŞ ÇİÇEĞİ” ve 78 KUŞAĞI
Günlerden Sızan

“GÜNEŞ ÇİÇEĞİ” ve 78 KUŞAĞI

27/04/2026
AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ
Günlerden Sızan

AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ

20/04/2026
Next Post
ODTÜ’de bahar şenliğinde gerginlik

ODTÜ’de bahar şenliğinde gerginlik

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

15-16 Haziran’ın 56. yılında işçi direnişleri sürüyor

15-16 Haziran’ın 56. yılında işçi direnişleri sürüyor

by Fulya Çağlar
15/06/2026
0

Türkiye işçi sınıfının hafızasında özel bir yere sahip olan 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin üzerinden 56 yıl geçti. 1970 yılında...

Bulanmadan, donmadan akmak…

Bulanmadan, donmadan akmak…

by Korkut Akın
15/06/2026
0

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, her şey birbirine girmiş, kördüğüm olmuş, bir ipucu bile yok ucundan tutacağımız. Sosyal, siyasal, ekonomik,...

İsviçre’de “10 milyon nüfus sınırı” referandumuna ret

İsviçre’de “10 milyon nüfus sınırı” referandumuna ret

by Sonhaber
15/06/2026
0

İsviçre’de sağ popülist İsviçre Halk Partisi’nin nüfusu 2050 yılına kadar 10 milyon kişiyle sınırlandırmayı hedefleyen girişimi referandumda kabul görmedi. Henüz...

Etimesgut Askeri Havaalanı ‘Ankara Havalimanı’ adıyla açılıyor

Etimesgut Askeri Havaalanı ‘Ankara Havalimanı’ adıyla açılıyor

by Sonhaber
15/06/2026
0

Ankara’da uzun yıllardır askeri amaçlarla kullanılan Etimesgut Havaalanı, modernizasyon çalışmalarının ardından “Ankara Havalimanı” adıyla hizmete açılıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik