ABD’nin Venezuela’ya yönelik doğrudan müdahale girişimi ve tehdidi dünyanın çeşitli ülkelerine yaptığı saldırılardan farklı değildir. Tehdit ve müdahale; “Güvenlik”, “Uyuşturucu Kaçakçılığı” veya “Terörizm” gibi sözde sorunlara bir çözüm hiç değildir. Aksine, bunlar Latin Amerika ülkelerine karşı yürütülen uzun emperyalist müdahale tarihinin bir parçasıdır. Bu saldırıların yakıcı etkileri, sistematik olarak bölgenin ezilen halkları üzerinde çok derinden hissedilmektedir.
Hikâyenin ana teması: ABD; “güvenlik, terörizm, nükleer silah, uyuşturucu kaçakçılığı” gibi bahaneleri her kullandığında, o ülkede, toplumsal yıkım, sefalet, egemenlik kaybı ve şiddet baş göstermektedir.
Ülkelere karşı girişilen saldırıların, “Demokrasiyi Savunmak” değil, egemenlik, siyasi, askeri ve ekonomik kontrolle ilgili olduğu da gün gibi açıktır.
Amaç; halkların direncini kırmayı, disipline etmeyi ve boyun eğdirici bir düzeni kabul ettirmeye zorlamaktır. Venezuela devletine yönelik tehdit; Venezuela halkına karşı doğrudan yapılan bir saldırıdır. Ele geçirilen her sevkiyat, alıkonulan her varlık, el konulan her mülk ve ablukayla dayatılan zorbalık, yaşam koşullarını içinden çıkılmaz şekilde kötüleştirmiştir.
ABD’nin savunduğu “Uluslararası Düzenin” ne anlama geldiğini Venezuela gerçeğinde görmekteyiz.
Dünya, emperyalist güçlerin kimin ticaret yapabileceğine, kimin üretim yapabileceğine, kimin cezalandırılmayı hak ettiğine, kimin ödül alabileceğine karar verme hakkını kendilerine hak gördükleri bir sistem içinde dönüyor. Bu noktada can yeleği olarak yedekte tuttukları uluslararası hukuk oldukça elit bir rol oynuyor; emperyalistler için olabildiğince esnek, boyun eğmeyenler için ise alabildiğine acımasız ve katı bir yöntem izliyor.
María Corina Machado’ya verilen son Nobel Barış Ödülü de aynı sinizm ve çifte standart mantığını izlemektedir. Bu tür ödüller evrensel değerleri değil, jeopolitik hizalanmaları ifade etmektedir. Venezuela halkının haklarını savunup, temsil etmekten çok uzak olan birine Nobel Barış Ödülü verilmesi şaşırtıcı değildir. Ödül, emperyalist güçlerin yaptırımlarını, ekonomik ablukalarını, müdahale ve tehditlerini açıkça destekleyen kişiye yönelik siyasi bir jest olarak okunmalıdır.
Emperyalist çıkarlardan sapan hükümetlerin zorla hizalandırılması ve bunu meşru kılma yöntemi, yalnızca Venezuela’yı değil, dünyanın tüm halklarını tehdit etmektedir. Örnekleyecek olursak; son aylarda Arjantin’in, özellikle iç ekonomi politikasına, döviz piyasasına ve hatta seçim sürecine yaptığı eşi benzeri görülmemiş müdahaledir.
ABD artık tartışmasız bir güç değil, şiddet, yağma ve dayatma üzerine kurulu bir dünya düzeninde merkezi bir oyuncu olma rolünü devam ettiren bir saldırgandır. Gittikçe artan saldırganlığı aynı zamanda kendi iç krizlerini, petrol, mineral, su ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin stratejik bölgeler üzerindeki kontrolünü yeniden teyit etme ihtiyacını da yansıtmaktadır.
Baskı ve sömürü altında olan halkların kendi sorunlarını çözmelerini savunmak, hükümetleri idealize etmek veya eleştirdiğimiz Venezuela sürecinde var olan içsel çelişkileri inkâr etmek anlamına gelmez. Aksine, yabancı müdahaleyi tamamen reddetmek, sömürülen ve baskı altında olan halkın tehdit, abluka veya işgal olmaksızın kendi sorunlarını çözmek için mücadele etme hakkını onaylamak anlamına gelir.
Emperyalizmin, “Düzeltmeyi” değil, tam tersine, açlık, tecrit ve toplu cezalandırma yoluyla tüm halkları boyunduruk altına almayı hedeflediğini, her gün yeni bir örnekle görmekteyiz.
Geçen aylarda, Venezuela kıyılarında balıkçı teknelerine patlayıcı madde fırlattılar. Grönland’ı zorla ele geçirmekle tehdit ettiler. Noel Günü Nijerya’ya bomba attılar. Küba’ya ilişkin talepler yeniden köpürtülüyor ve İran’a tehditler savruluyor.
“Bunlar Olurken Amerikalılar Gerçekte Ne Yapıyor?” “Bu Yaşananlara Amerika Toplumunun Tepkisi Ne Oldu?”
İktidarı kesintiye uğratacak hiçbir şey olmadı. Amerikalılar saldırıya uğrayan ülkelere sürekli; “sizi destekliyoruz” diyorlar ama iktidarı durdurmak için gerçekten ne yapıyorlar? Müdahale, tehdit ve saldırılara karşı yürüyüşler ve pasif eylemlerle karşılık vermeleri hiçbir şeyi değiştirmiyor. Grev yok. Eylem yok. Rıza göstermeme yok. Sloganlar, paylaşımlar ve bir sonraki seçimin her şeyi düzelteceği sözü.
Bulunduğum yerden bakınca, direniş olmadan destek, dayanışma değil, gösteridir. Ne yazık ki; bombalar düşmeye, tehditler savrulmaya, kotalar konmaya ve mekanizma sorunsuz bir şekilde işlemeye devam ediyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nin iktidara karşı etkili bir şekilde harekete geçmek için neden kitlesel olarak seferber olamadığı sorusuyla karşı karşıyayız. Şu anki hükümet, diğer ülkelerin egemen topraklarını ele geçirme, etnik temizlik yapma, muhalifleri yargısız toplama kamplarına kapatma ve demokratik cumhuriyeti yıkma planlarını açıkça tehdit ederek uygulamaya koydu. Kendi topraklarındaki göçmen topluluklarına karşı yabancı düşmanı, ırkçı ve zulümcü bir tavır sergilediği de gün gibi açıktır.
Hükümete aynı fikirde değilseniz, El Salvador’da bir hapishaneye gönderilmek üzere sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıyasınız demektir. Oradaki mahkûmlar hayatları boyunca gökyüzünü bir daha asla görmeyecekleri gerçeğiyle yüz yüzeler.
Emperyalizmin ebedi karanlığı gökyüzünü tamamen örtse de, karşısında ezilip büzülmeden, hayatlarımızı uşaklığa ve modern köleliğe dönüştürmesine izin vermemeliyiz. Emperyalizmin karşısında tarafsızlık olası değildir. Ya tahakküm, yağma ve savaşın tarafındasınızdır ya da halkların tarafındasınızdır.













Aydınlatıcı çarpıcı
Sağolun sevgili arkadaşım.
Selamlar.
Kabadayıların sonu hep dramatik bitmiştir. Küstah katil trump da hainlikten yargılanacak ve sefalet içinde bitecek arkadaşım. Yüreğine sağlık olsun canım arkadaşım EMİNE🙏👏❤️❤️👏🙏
Çok teşekkür ederim sevgili arkadaşım.
Selamlar sevgiler gönderiyorum.🌿
Yüzde YÜZ Katılıyorum Sevgili Arkadaşım. Özellikle ” saldırıya uğrayan ülkelere sürekli; “sizi destekliyoruz” diyorlar ama iktidarı durdurmak için gerçekten ne yapıyorlar? Müdahale, tehdit ve saldırılara karşı yürüyüşler ve pasif eylemlerle karşılık vermeleri hiçbir şeyi değiştirmiyor. Grev yok. Eylem yok” tespitin çok yerinde.
Seni kutluyor, başarlı çalışmalarının devamını diliyorum. Sevgiyle kal.
Teşekkür ediyorum sevgili Yodaşım.
Selamlar sevgiler benden.
Sağol.☺️🌿
Her kelimesinin altına imza atmamak mümkün mü? Elbette değil. Tam bir haydut yönetici konumunda bir şahıs . Lakin onu oraya ikinci kez getiren güçleri irdelemek gerekir. Biliyoruz ki ; başkanlar her zaman tekellerin, holdinglerin ve uluslararası şirketlerin uydusudur. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük kaos. Kalemin daim olsun.
Tek kutuplu dünyanın varacağı yer burasıydı. Varşova Paktı çöktükten,SSCB ‘e dağíldıktan sonra dünya emperyalistlerin aranası haline geldi. O , çok özendiğimiz batí úlkelerinin ne kadar demokrasi havarileri oldukları bir kez daha ortaya çıktı. Bir ülkenin başkanını, başka bir ülke kaçıríyor, Avrupa’dan İspanya dışında ses yok. Kanada: ya, Danimarka: ya tehdit. Yine çıt yok. Çünkü onlar da kendi güçlerine göre emperyalist.
Çok güzel özetlemişsin sevgili dostum değerli yazarım.
Her zaman olduğu gibi çok güzel yorumlar yapıyorsun.
Selamlar sevgiler gönderiyorum sana.
Teşekkürler Emine Aydoğdu.
Yazdığınız üzere:
“Emperyalizmin karşısında tarafsızlık olası değildir. Ya tahakküm, yağma ve savaşın tarafındasınızdır ya da halkların tarafındasınızdır.”
Fenerbahçe taraftar grubu FenerSol’un açıklaması da hayli sade ve bilinç yüklü:
“Beyni pelte olmuşlarla uğraşmak gerçekten zor.
Herkes Venezuela uzmanı kesildi.
Maduro’nun ne kadar kötü biri olduğunu anlatıp Trump’ın orasını burasını avuçluyorlar.
Solcular, Afganistan’ın işgaline karşı çıkarken Talibanı savunmuyordu!
Irak’ın işgaline karşı çıkarken Saddam hayranı değillerdi.
Libya’da saldırıya karşı çıkarken Kaddafi taraftarı değildik.
Gazze’de katliama karşı çıkarken de Hamas sempatizanı olmadık!
ABD’nin demokrasi getireceğim ayağıyla tezgahladığı işgallere karşı çıkıyoruz.
Yarın öbür gün olmasın ama bize de olursa “Keşke Yunan kazansaydı” diyenlerin torunları fare gibi kaçar, “Yankee Go Home” diyenlerin torunları canı pahasına direnir.
Aklımız bize yeter.
Aklı fazla olan kendine saklasın.”
Çok teşekkür ederim sevgili Rahmi,
Direnenleri tarih yazmasa da direnenler tarih yazıyor her zaman.
Selamlar sevgiler gönderiyorum🕊
Bu devirde en büyük zorluk düşünen insan olmak…. Olan biten olaylara bakınca, arka planını okumaya çalışınca, olayları anlamaya çalışınca daha da çok canı sıkılıyor, üzülüyor düşünen insanlar… Bir büyük kötülük bütün dünyaya egemen olma yolunda koşar adım ilerliyor maalesef…. Akıllı, vicdanlı insanlar susmamalı, önüne gelen herkese öğrendiklerini paylaşmalı, elden geldiğinde bir şeyleri kurtarmamız lazım…
Haklısın sevgili dostum.
Güzel bir gün diliyorum.
Selamlar sevgiler gönderiyorum.
Emine Hocam, iyi günler diliyorum. Vietnam Savaşında Amerika yenilmişti, Bu savaşlarda galip gelen Vietnam lideri Ho Chi Minh Amerikalılara unutamayacağı bir ders vermişti. Önce Fransa ya sonra Amerika’ya yenilgi yaşattı. Toprakları işgal edilen halkın inandığı ve güvendiği liderleri Ho Amcaları önderliğinde destan yazmışlardı. Unutmayalım
Evet, sevgili Ali,
Katılıyorum düşüncelerine belki yeni bir Vietnamlar yaratmak gerekiyor.
Selamlar sevgiler 🕊