Korkut Akın
Çocukluk oyunları unutulur mu? Belki de kişiliğimizi belirleyen ögelerin en başında geliyor o oyunlar. Düşündükçe derine indikçe oradaki hırsın, dayanışmanın, kazanmak için verilen mücadelenin etkisini kavramak mümkün belki de. Oyunların yaşamı belirlediğini anlatıyor Richard Yates, “Yalnızlığın On Bir Hali”nde.
1926-1992 yılları arasında yaşayan Yates, en ünlü romanı -sinemaya da uyarlanan- Bağımsızlı Yolu’ndan bir yıl sonra yazdığı Yalnızlığın On Bir Hali’nde, geçmişle geleceğin arasındaki görece yaşamı (çünkü kendisi öldükten sonra da yaşıyor, kitaplarıyla); okurun hayallerini umut, hüsran, heyecan, sıkıntı, mutluluk, üzüntü ile yönlendiriyor.
Hayal kırıklıkları…
Hepimizin yaşamında bir hayal kırıklığı vardır, çizgimizi belirleyen. Öyle olmasaydı, bu olmazdı veya bunu yapabilseydim daha bir başarılı olurdum yaklaşımı bir şekilde aklımızın bir köşesinde takılı durur. Ne kadar istediğin yere varmış, ne kadar başarınızı kanıtlamış olursanız olun o hayal kırıklıkları yer yer aklınıza gelir. Çözümü var mıdır, bilinmez…
Yates, kitabını oluşturan on bir öyküde bu hali aktarıyor. Yasemin Akbaş’ın kusursuz çevirisinin de etkisiyle kendinizi o öyküde buluyorsunuz. “Gerçekçi” bir yazar olan Yates, sizi kendi gerçekliğinize taşıyor akıcı anlatımı ve ilginç ayrıntılarla… Yazımı bir öykü üzerinden kurmak istesem de hepsi birden döneniyor kafamın içinde bilgisayarın başında. Çocukluk oyunlarıyla başlayan ve her ne olursa olsun etkisini yaşamınıza yansıtan “Zora Doymam” öyküsünün etkisi alabildiğine yoğun yine de.
Bizim, çocukluğumuzda, Hollywood filmlerinden etkilenerek “kovboyculuk” adı verdiğimiz, kaçma kovalamanın doruğa çıktığı hırsız polis oyunu (aslında her dönem, ağırlıklı olarak erkek çocuklar için vazgeçilmezler arasında) almış ele… Öyküsündeki kahramanın yaşamını aktarırken, oyunu çocukların nasıl sanatsal bir yapıya dönüştürdüğünü anlatarak başlıyor. Hiç düşünmediğim, arkadaşlarımı anımsamaya çalışıyorum, onların da düşünmediğini sandığım kaçma kovalamacanın tekdüze, can sıkıcı aşamalarını tek kişilik bir gösteriye dönüştürdüklerini betimliyor; tabii, öykü kahramanının karakterini oluştururken. Çocukların oyuncak silahlarıyla “dıkş! dıkş!” sesleri arasında yere düştükleri ölüm anının özelliğini vurguluyor.
İlginç değil mi! Yere düşen çocuk, rolünü iyi yapmışsa arkadaşları beğenir kuşkusuz, ama o oyunun o anını süreklilik haline getirmek pek kimsenin aklına gelmez. Çocuklar hep yenen tarafta olmayı ister (mahalle baskısı mı?); kovboyculuksa Kızılderili olmaktansa, hırsız polis oyunuyla hırsız rolü yapmaktansa, futbolda da kaleci durmaktansa hem en hareketli hem de hep üstün olanın tarafında… O dönemin sözlerinden biriyle… “papaz her zaman pilav yemez” ya da “para cuk oturmaz” ki… yenilen tarafta da oynanmak zorunda kalınır.
“Yalnızlığın On Bir Hali” yaşamın içinden çıkmış on bir öykü… Her biri hepimizi bir şekilde kendi geçmişimize taşıyacak, geleceğin belirsizliğini bir kez daha sorgulatacak.
Yalnızlığın On Bir Hali
Richard Yates (Çeviren Yasemin Akbaş)
Öykü
Yapı Kredi Yayınları, Eylül 2023, 204 s.







