Yangın yerinde can pazarı

Yangın yeri bu memleket; coğrafya olarak dört mevsimin dolu dolu yaşandığı; denizinin, ırmağının, taşının, toprağının çok zulme tanıklık ettiği, bilge çınarlarının çok şey anlattığı, dağlarının ve ovalarının asi bir geleneğin yedi renginden beslendiği bir ülkedir memleketim. Bütün dinlerin ve dillerin zenginliğini taşıyan; uygarlıkların beşiği Mezopotamya’yı yurt bellerken, kadim geleneklere ev sahipliği yapmasıyla da bir başka mozaiği dünya insanlığının hizmetine sunmasıyla bir başka önemli kültür kaynağıdır. Egemenin böl/yönet siyasetine kimi zaman olağan üstü bir direniş ve dayanışma sergilerken, kimi zaman da kulluğuna boyun eğerek zalimin zulmüne rıza göstermiştir. Oysa kız alıp veren, sofralarını diğer ulusal kökenli dostlarıyla paylaşan, tavuklarının birbirine karıştığı engin deneyimlerin ev sahibidir Anadolu. Hele ormanları; ırmaklarının, dört mevsime yayılan zengin ikliminin cömertçe kaynaklarını sunduğu bir tarım ülkesidir bu coğrafya.

Yeşilin maviyle bu denli ahenkli buluşması çok az coğrafyaya nasip olmuştur. Ne var ki para ve iktidar hırsı; “gölgesinden faydalanamadığı ağacı kesen” müteahhitliği bir erdemmiş gibi satmaya çalışan beton akıllı rant hırsızlarının da yağma cenneti haline dönüşerek karış karış pay ediliyor tufeyliye. Kaynakları peşkeş çekiliyor yabancı para babalarına. Ülkesinin misafiri olmakla karşı karşıya kalan Anadolu insanı giderek öfkeli bir kalabalığa dönüşürken, yaşanan orman yangınları bu öfkenin büyümesine tuz biber oldu son günlerde. Muhalif yerel yönetimlerin yoğunlukta olduğu bölgelerde çıkan bu yangınlar vicdanı olan, bu toprakları seven her bireyin yüreğini de alev topuna çevirdi. İnsanlar kül olan çocukluğuna mı yansın, hayvanlarına mı ağlasın, ormanlarına mı feryat etsin bilemediler. Gençler yangın yerinde herhangi bir noktada kundaklamaya karşı ormanlarında nöbet tutarken, belediyesi, sivil halkı, yaşlısı, genci hummalı bir şekilde yüreklerdeki yangını söndürmeye çalışırken, yükümlüler kör, sağır, dilsiz üç maymunun davranışıyla yalandan işin üstünde oldukları, telaşa gerek olmadığı çığırtkanlığıyla demeçler vermeye devam ediyor. Ama ülkem yanmaya devam ediyor. Ağacın ve ormanın gerçek sahibi canlılarının feryadı dağlarda, bulutlarda, alev topuna dönmüş gökyüzünde duyulmaya devam ediyor.
Müstemleke ruhu kol gezip at oynatırken taşı-toprağı zengin bu coğrafyanın direngen ruhu hortlaklarla vuruşmak üzere cenge tam tekmil hazır kıta nöbetleşmeye devam ediyor. Bu topraklar öksüz değil böyle de biline…

Levent Kaçar
Ağustos yangını gün gelir sizi yakar 2021

Yazar Profili

Levent Kaçar
Levent Kaçar
Sivas’ın Zara’sında Bağlama isimli, 48 yaşına kadar hiç bilmediğim bir köyde doğurmuş anam beni.
Küçük yaşlarda ve erken büyüdüm İstanbul’da. İçeri düşene değin, çoğu derneklerde geçti çocukluğumun. Oralarda aldım ilk eğitimimi diyebilirim. Hapse düştüğümde de çocuktum hala. On altı, on yediye değmemişti daha. Yarım kalan lise eğitimini, hapisten sonra dışardan tamamladım. Sonrası sinema, ille de sinema. Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi SinemaTV Bölümü’nü bitirdim (1995-1999) birincilikle (inek bir öğrenciydim anlayacağınız). Sonrası, yüksek lisans(2003-2005) ve aynı bölümde öğretmenlik (2003-2006). Üç beş kısa film, üç beş klip, bir uzun metraj (Şellale) film, piyasa dönemi epey bir reklam filminde asistanlık, en son Onur Barış’ın yönettiği Benden Hikayesi isimli Sait Faik Belgesel ’inde senaryo danışmanlığı.
Yazılar, çiziler, projeler, değişik dergilerde yayınlanan çalışmalar halen devam eden olgun eğitim dönemi. Bir de Simurg News var (ilk düzenli yazarlık ve yazı kurulu deneyimi). Bir bitmiş film senaryosu; “AlGözüm Seyreyle” Yılmaz Güney kurmaca belgesel proje, kaynak aranıyor. Bir film projesi (Görülmüştür Kimlikli Çocuklar) yazıldı, hazırlıklar ve görüşmeler devam ediyor. Sinema ile ilgili akademik çalışma (Sinema ve Gelecek Toplum Tasarımı ve PPT sunumu, iki adet sosyal sorumluluk projesi (Çocuk Oyunları Festivali ve Çerçi).
Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x