Pazar, Eylül 6, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Forum

Yanlış Sivilleşmek ve Liberalleşmek Üzerine

Sonhaber by Sonhaber
07/03/2020
in Forum, Türkiye
A A
0
Yanlış Sivilleşmek ve Liberalleşmek Üzerine
0
SHARES
1
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Kutlu Kağan Dalkılıç

 

 

 

Türk modernleşme serüveni dünden bugüne, geçmişten geleceğe, sivil toplum devlet ilişkisinden gündelik hayata, otoritenin sınırlarından kurumsal hafızaya, kurucu elitist iktidardan bugünün otoriter popülist iktidarına kadar birçok meseleyi bir kartopu gibi önümüze getiren bir tecrübe. Bu tecrübenin içinde dönemsel mecburiyetlerden bu mecburiyetleri istismara, vesayet rejiminin tasfiyesinden yeni vesayet arayışlarına kadar birçok örneği bulmak mümkün. Bugün yaşadığımız hadiseleri değerlendirirken Türk modernleşme tecrübesini referans almadan yapılacak tüm okumalar biraz eksik biraz yanlıştır sanıyorum.

Türkiye bugün ister kabul edelim ister etmeyelim ağır otoriter bir rejimle idare ediliyor. Bu yalnızca bugünün problemi değil elbette, ancak belki en yüksek dozajda, en şiddetli en bütüncül ve en organize biçimde bugün yaşanıyor. Türk modernleşmesine referans vermek bu açıdan anlamlı. Zira, Meşrutiyet hareketlerinden bu yana benzer bir problemin bazen büyüttüğü bazen de zalimleştirdiği bir sorunla karşı karşıyayız: Gücün-otoritenin meşru yollarla sınırlandırılması problemi.

İttihat Terakki’nin Sultan Abdülhamid’in müstebit yönetimine karşı hürriyet nidalarıyla çıktığı yolda belki daha ağır bir istibdat düzeni kurmasından beri, bu problemi çözebilmiş değiliz. Cumhuriyet sonrası kurucu kadronun otoriter devletçiliğinden, fasılaları bir tarafa koyarsak, bugünün otoriter popülizmine kadar bu anlamda çok şey değişmiş değil. Hatta iktidarın meşru yollarla sınırlandırılması olarak tanımladığımız bu sorun giderek daha da ağırlaşıyor.

Bu tarihsel tecrübeyi hatırlatmaktaki amacım geçmişi tartışmak değil. Türkiye ulus nezdinde farklı taleplerle iç içe geçse de bu sorunu çözmek istedi aslında defalarca. Durmuş Hocaoğlu, kurucu iradenin yarattığı vesayet sistemi ve onun gayrimeşru koruyucularının bir devletçilik bumerangına dönüşüp devleti ve onu yaratan iradeyi vuracağını yıllar evvel söylemişti. Hatta memlekette ilk defa bu kadar şiddetli bir halk destekli sivil devrimin ayak sesleri duyuluyor diyerek ekledi. Sessiz ama yavaş halk destekli bu sivil devrim, yer yer gayrimeşru vesayet araçlarıyla kesintiye uğrasa da artık geri dönülmez bir sivilleşmeyi zaruri kılmıştı.

2002-2010 yılları arasında bu şans doğru kullanılabilseydi eğer, doğru bir sivilleşme ve liberalleşme metoduyla, otoriter ve aşkın devletçilikten sınırlı ve denetlenebilir devlete, daralmış sivil toplumdan geniş bir sivil topluma, anayasa temelli belirli ilkeler ve kurallarla geçme fırsatı yakalanabilirdi. Ancak bu fırsat, pek çok yanlışla tetiklenen reaksiyoner ve tepkisel bir rövanşa dönüştü. Tepkisellik ve rövanş arzusu o kadar şiddetliydi ki, sivilleşme ve tam tekmil bir liberal demokrasiye geçiş sürecini baypas etti. Devletin kurumlarını, askeri sistemi, yüksek yargı yapısını, bürokrasiyi ve hatta akademiyi tasfiye ve ilgaya dönüştü.

Sivilleşme ve liberalleşme programı o kadar büyük yanlışlarla işledi ki, bunun bedelini devlet ve millet topyekûn bir darbe teşebbüsüyle ödeyecek noktaya kadar geldi. Bugünün ağır otoriter rejiminin bir tepkisellik sonucu doğduğunun altını çizmeliyiz. Geçmiş dönemdeki yanlış sivilleşmenin sonucu olarak ortaya çıkan tepkisel bir devletçilik yine an itibariyle önümüzde duruyor.

Dönem içerisinde en temel metot hatalarından birisi birey ve vatandaş temelli reformlardansa kolektif kimliklere dayalı reformlardı. Vatandaşın tamamının özgürlük alanları genişletilmek yerine, kolektif kimlikler üzerinden yürütülen özgürlük süreçleri fiyaskoyla sonlandı. Bu çok temel bir metot hatasıydı. Sivilleşme ve liberalleşme süreci, birey-kurum ilişkisiyle yürümedi ve işler içinden çıkılmaz bir hâl aldı.

Yine dönem içerisinde devletin tüzel kurumsal kimliğini temsil eden bürokrasi, devleti yavaşlatan ve ilerlemeyi engelleyen vesayet unsuru bir yapı olarak görüldü. Oysa sivilleşme ve liberalleşme sürecinde bürokrasinin reforme edilmesi ile birey-devlet arasında etkin çalışan bir aracı mekanizma kurulabilirdi. Bürokrasi tasfiye edildi ve sivilleşme programında çok temel bir hata daha yapıldı.

Bir başka metot hatası devletin merkezi gücünü kurumlara dağıtmak yerine, merkezi güç kişilerin güçlenmesiyle sonuçlandı. Bu süreç liberal demokrasinin olmazsa olmazı yargı bağımsızlığı ve yasanın egemenliğini siyasetin tahakkümüne soktu. Devleti idare eden kişilerin yasanın egemenliğinden özerk güç devşirmesiyle süreç hayal kırıklığıyla sonuçlandı.

Dönem içerisinde askeri vesayet tasfiye edildi. Çünkü liberal demokrasilerde gayrimeşru bir denetim aracıydı bu. Ancak, yerine ikame edilen şey de siyasetin denetimsiz bir vesayet kurması oldu. Halk desteği alan meşru otoritenin vesayet yaratmaması için meşru denge denetim yolları aranmadı. Sürecin en temel metot hatalarından birisi de bu oldu ve sivilleşme süreci yine boşa çıktı.

Sivil toplum kuruluşlarının devletle vatandaş arasında etkin bir pazarlık unsuru olarak ortaya çıkması yerine otoritenin tahakkümünden ve fonlarından beslenen birer yalancı sivil toplum unsuru olarak şekillenmesi de sürecin bir başka yanlışı olarak karşımıza çıktı. Sivil toplum kuruluşlarının fonksiyonu üzerine bir dizi yanlışlarla dizayn edilmesi süreci yine liberalleşme sürecini akamete uğrattı.

Saymakla bitiremeyeceğim metot hatalarından sadece birkaçı bu yazıya sığar. Bu yüzden uzatmayacağım.

Sonuca bağlamak gerekirse; bugün yaşanan ağır otoriter devletçilik tecrübesi bana kalırsa yanlış metotlarla denenen bir sivilleşme sürecinin devlet ve millete ödettiği ağır bedellerin sonucu olarak önümüze geldi. Bu yanlış sivilleşme süreci kurumsal denge denetime bağlanarak ve kapsayıcı kurumlarla sivil toplum dengesi gözetilerek doğru kullanılabilirdi. Bugün yaşananlara bakarak, belki de niyetin sivilleşmemek olduğu sonucuna da varabiliriz. Peki o zaman bizdeki sivilleşme teşebbüslerini de benzerleri gibi liberal açılımların araçsallaştırıldığı ve her siyasal ideolojinin güç devşirme aracı olarak görüldüğü kullanışlı bir manivela olarak tartışmak gerekmez mi?

 

 

Tags: Liberallesmetürkiye
Previous Post

‘1970 Dünya Güzellik Yarışması’ beyaz perdeye aktarıldı

Next Post

Tolstoy’dan bugüne ‘entellektüel vicdan’ göndermesi..

Sonhaber

Sonhaber

Yazarın Diğer Yazıları

Hatay’a düşen mühimmat tartışma yarattı: İran Türkiye’yi hedef almadığını açıkladı
Manşet Haberler

Hatay’a düşen mühimmat tartışma yarattı: İran Türkiye’yi hedef almadığını açıkladı

05/03/2026
Birleşmiş Milletler Rojava için çağrıda bulundu
Dünya

Birleşmiş Milletler Rojava için çağrıda bulundu

13/02/2025
Suriye, Türkiye’den ithalat vergisini yüzde 500 artırdı
Ekonomi

Suriye, Türkiye’den ithalat vergisini yüzde 500 artırdı

16/01/2025
Beyaz Saray’dan Rojava mesajı: “Türkiye’nin kuzeydeki durumu istikrarsızlaştıracak bir adım atmasını istemiyoruz.”
Dünya

Beyaz Saray’dan Rojava mesajı: “Türkiye’nin kuzeydeki durumu istikrarsızlaştıracak bir adım atmasını istemiyoruz.”

11/01/2025
HTŞ’nin rejim devriminde Türkiye’nin rolü üzerine yabancı basına yansıyanlar
Dünya

HTŞ’nin rejim devriminde Türkiye’nin rolü üzerine yabancı basına yansıyanlar

21/12/2024
Almanya Dışişleri Bakanı Baerbock’tan Suriye’deki süreci riske atmayın uyarısı
Dünya

Almanya Dışişleri Bakanı Baerbock’tan Suriye’deki süreci riske atmayın uyarısı

12/12/2024
Next Post
Tolstoy’dan bugüne ‘entellektüel vicdan’ göndermesi..

Tolstoy’dan bugüne ‘entellektüel vicdan’ göndermesi..

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Almanya’da aşırı sağ için kritik seçim

Almanya’da aşırı sağ için kritik seçim

by Sonhaber
06/09/2026
0

Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde yaklaşık 2,1 milyon nüfusu yakından ilgilendiren parlamento seçimi başladı. Oylama, Almanya için Alternatifin (AfD) yükselişi ve...

İsrail, Hizbullah’ın İHA saldırısının ardından Lübnan’ı vurdu

İsrail, Hizbullah’ın İHA saldırısının ardından Lübnan’ı vurdu

by Sonhaber
06/09/2026
0

İsrail ordusu, 6 Eylül sabahı Lübnan’ın güneyindeki hedeflere hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Saldırıların, Hizbullah tarafından gönderildiği öne sürülen iki insansız...

ABD-İran çatışması petrol tankerlerine sıçradı

ABD-İran çatışması petrol tankerlerine sıçradı

by Sonhaber
06/09/2026
0

ABD ile İran arasındaki çatışmalar, enerji sevkiyatında kullanılan ticari gemileri doğrudan hedef alan yeni bir aşamaya geçti. ABD Merkez Komutanlığı...

Üsküdar’daki kritik seçim 8 Eylül’e ertelendi

Üsküdar’daki kritik seçim 8 Eylül’e ertelendi

by Sonhaber
06/09/2026
0

Üsküdar Belediyesinde görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın yerine başkanvekili belirlemek amacıyla yapılması planlanan seçim ertelendi. Belediye Meclisi 5 Eylül...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik