Sevgili arkadaşlarım dostlarım, kitabı okudum okudukça mutlandım, gönendim, sevindim.
Bana beni tanıtırken, güzel duygular yaşadığınızı gördüm. Bu duygular bana yaşama sevinci verirken, bir yandan da inanın bana, eski dostluklar, yeni arkadaşlıklar Samsun’dan, İstanbul’dan esenlikler taşıyordu. Okurken, her yazıyla, her anlatılan zamana gittim, geldim.
Sizlerde bıraktığım izin yansıması kitabın sayfalarındaki yazılarda bir ışık gibi parlıyor. Aldığınızda sizler de görecek, hissedeceksiniz. Hepinize sonsuz teşekkürler.
Bakar mısınız?
“Nebahat Akın
Kısaca Neboş, ne güzeldir
Bir ırmak
Bir kadın ırmak
Akar güzel günlere
Acıları tarihe bırakarak”
Yazılan bu şiir, kitaba bambaşka bir güzellik katarken içeriğini de özetliyor.
İyi ki SODİD var, iyi ki gidenlerin ardından anlatmak, anlatırken yaşatmak var.
Bir gelenek başlatalım…
Yaşarken anılmayı anlatan düşüncelerle yazılsın artık kitaplar. Beni anlatan bu “Bir Asrın Tanığı Nebahat Akın’a Armağan” kitabı düşüncenin kitaba dönüşümünün ilki olsun. Muhakkak vardır daha önce de böylesi kitaplar, ama yanılmıyorsam yaygın değil ve çok seyrek, en azından ben görmedim, bu yaşıma kadar.
Örnek baskısını getirdiklerinde, önce çok duygulandım, gözyaşlarımı tutamadım. Arkadaşlarım nasıl bir emek harcamışlar, nasıl özveriyle çalışmışlar… Tabii, yazanlar da öyle, içten ve duygu dolu yazmış herkes… Çevirdim kitabın sayfalarını, arkadaşlarım birer yazar, birer şair (resim ve karikatür yapanlar da…) yazılanlar yükseklerden akan bir şelale gibi çağıldıyor.
Van, Samsun, İstanbul, TÖS, TÖB-DER, KURTULUŞ, KARADENİZ KADINLAR DERNEĞİ, SODİD, yerel örgütlenmeler, sıcak güzel arkadaşlıklar, dayanışma, dayanışma… Barışa giden yolu aydınlatıyor.
Bu armağan kitap, bana beni yeniden tanıttığı gibi içten güzelliklerle dolu arkadaşlarımı da yeniden tanıttı ve iyiye güzele yönlendirdi.
Yolum uzundu, düzdü, yokuştu, engebeliydi, zordu
Zor yıllardı gerçekten; her dilden, her inançtan, her kimlikten her yaştan insanlar tanıdım. Geçtiğim her yolda, her insandan bir parça biriktirdim heybemde. Bunların her biri birer kılavuz oldu, doğruları öğrettiği gibi doğru insanlarla doğru yolu bulmama yardımcı oldu.
Kendi dünyamızda; su, hava, toprak, güneşin berrak duru saf günlerinden sebeplenerek büyüyor, doğru hikâyeler, masallar, meseller dinliyor, güzel doğru komşuluklar yaşıyorduk. Geliştik, kalabalık oldukça birbirimize sarıldık, birbirimizi destekledik, dayanıştık. Bunlar bana asırlar kazandırdı. Bir o kadar da dünya döndü etrafımda. Bir arkadaşım, “Avuçlarını açsa asırlar düşer” diye beni tariflemiş, doğruya doğru…
Düşüncelerimiz gibi ellerimiz de buluşsun
Şimdi, sırada yüz yüze olmak, birlikte şiirlerle şarkılarla, alkışlarla ağız dolusu kahkahalarla buluşmak var. İlk benden duyun istedim: 28 Şubat Cumartesi günü, Üsküdar Belediyesi, Bağlarbaşı Kültür Merkezi, Çamlıca Salonunda saat 15:00’te bir arada olalım.
Hepinizi sevgiyle coşkuyla selamlıyorum. İyi ki varsınız.












