Yazar Berin Sönmez: Kabe resmi bizim kutsalımız mı?

HomeKadın

Yazar Berin Sönmez: Kabe resmi bizim kutsalımız mı?

Yazar Berrin Sönmez, Boğaziçi Üniversitesi’nde içerisinde Kabe sembolü de bulunan bir sanat eserinin ardından yaşananları eleştirerek, buradan bir terör suçu icat etmenin de kul hakkına girmek olduğunu hatırlattı. “Müslüman Kabe’yi mi kul hakkını mı korumaktan sorumlu” diye sordu.

Müslüman feminist yazar Berrin Sönmez, Duvar’da yayınlanan köşe yazısında Kabe sembolü ve LGBT+ renklerinin aynı sanat eserinde buluşmasının ve yere konulmasının ardından bunun “kutsala saldırı” olarak ayyuka çıkarılıp buradan bir terör suçu icat edilmesini müslüman bir yazar olarak içeriden argümanlarla eleştirdi. Halkın büyük bir kısmının öğrencilere karşı kışkırtılmasına karşı barışçıl yaklaşıma teşvik eden bir yazı yazdı.

“Müslüman Kabe’yi mi kul hakkını mı korumaktan sorumlu” başlıklı yazıda şu ifadeler yer alıyor:

“İlâhî mesajı gönlüne, zihnine ve hayatının merkezine yerleştirmeyip, namazlarda tekbir ile selam arasına hapsedince böyle oluyor tabi. Kâbe resminin, şahmeran ve LGBTİ+ sembolü gökkuşağı ile kompozisyon oluşturduğu bir sanat eserini eleştirmek mümkün ve doğal. Beğenmeyebilirsiniz de. Bir ihtimal sanatsal ifadenin meramını anlamaya çalışmanız da mümkün. Ama bunların hiçbirisi yapılmayıp bir çırpıda “milletin ve ümmetin en önemli kutsallarından birine saldırı” algılamak hayli tuhaf. Allah aşkına söyleyin mübarekler, Kâbe resmi bizim kutsalımız mı? Biz Kâbe’nin içindeki putları deviren peygamberin bağlıları Kâbe’nin kendisini mi put edindik? Hatta kendisinin yanında resmini bile mi put edindik? Bırakın resmini fiziki mekan olarak Kabe binasının kendisi bile kutsal değildir. Kutsallık yani dokunulmazlık Ev’in manevi varlığı içindir. Binanın kendisi defalarca yıkılmış, yıpranmış ve onarılmıştır. Hani biz Müslümanlar, Muhammed’ü-l Emîn vasfını anlamak için Hacer’ü-l Esved’in tamirat sonrası yerine yerleştirilmesi tartışmasında, Hz. Muhammed’in henüz peygamber olmadan önceki yıllarında kabileler arasındaki soruna getirdiği barışçıl çözümü örnek veririz, değil mi? Defalarca birbirimize gösterdiğimiz bu örnekten o binanın onarıldığını, parçalarının çıkarılıp yerine konduğunu, bazılarının değiştirildiğini anlamıyor muyuz ki defalarca parçaları yenilenmiş binanın resmine kutsallık atfediyoruz?

‘Terör iddiasıyla suç icad etmek kul hakkına girmektir’

Yok efendim yere konmuş, ne var bunda? Evvelimiz toprak, ahirimiz toprak deriz ya demek ki toprak kötü bir şey değil. Yere konmuş olması kısmında bu kadar aşırı karşı çıkışı anlamıyorum. Yere oturup yer sofrasında yemek yerken Allah’ın nimetine hakaret mi etmiş oluyoruz. Çok uzattım ama özce şunu söyleyeyim ki resim kutsal değil, yere koymak hakaret değil resmi, sanatsal yönden eleştirmek serbest fakat terör iddiasıyla suç icat etmek kul hakkına girmektir. Ev’in Allah’ın emanında olduğunu bilerek kendi sorumluluğu olan kul hakkını önceleyen Abdulmuttalip’ten ibret alıp Fil suresinden ders çıkarmak zorundayız. O kul, o kullar kendilerini Allah’ın kulu olarak tanımlamasa bile inanlar olarak biz Allah’ın kulu olduklarını biliriz. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” sorusuna muhataplığımızı gözeterek kendi bildiğimiz doğrultusunda amel etmekle yükümlüyüz. “İnsanların en hayırlısı, insanlara/insanlığa faydalı olandır” denmiştir biliriz. Faydalı olunacak insanın “ney”liği ve “kim”liği hakkında sorgu sual yok bu ayette. İnsanlara faydalı olmak için bugün bu konu özelinde, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine zarar verilmesine, haklarının ihlal edilmesine, İslami söylemle kul hakkına girilmesine itiraz ile yükümlüyüz. LGBTİ+lar tarafından gerçekleştirilmiş olması, bu yükümlülüğümüzü ortadan kaldırmıyor tam tersine yapılan eylem onlara saldırının bahanesi olarak kullanıldığı için karşı çıkmak bizim sorumluluğumuz. Çünkü sadece peygamberimiz değil onun ümmeti olarak bizler de “hem sen nereden bileceksin ki?” sorusuna muhatabız. Evvelini ahirini bilemeyeceğimizin bilinciyle ve insan/kul hakkı bilgisiyle hareket edilmeli.”

‘Gezi’ye benzetiliyor’

“Biz bu olayı, daha derinlerde ve arka planda daha başka provokasyonlar için bir hazırlık yapıldığının göstergesi olarak değerlendirilmekteyiz.” Gezi eylemlerine benzetilerek bir kadife devrim hazırlığı sayılıyor Boğaziçi Üniversitesi kayyım rektöre yönelik direnişler. Bir Melih Bulu bir başına koca ülkenin güvenliği açısından “büyük resmin” en önemli unsuru oluvermiş anlaşılan. Profesörün hakkında intihal iddiaları olmasaydı, kıymetinin nerelere yükseleceğini tahmin etmek bile istemiyorum. Ancak dikkat edilmeli ki sunulan bu gerekçelerin hiçbir yerinde dinden bahis yok. Sadece Ev’in resmi hakkında bir kışkırtma var. Kışkırtan kim? Orasını herkes kendisi hesap etsin. ”

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments