Pazar, Nisan 12, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Yazar R.İhsan Eliaçık ile söyleşi 1.Bölüm.

Türkiye’deki sol kültürde Türk ya da Kürt solu fark etmiyor, din mevzusu olunca “Turan Dursun etkisi var.” Sol görüşlü birisinde Turan Dursun etkisi yakışmıyor. Neden, çünkü ortada Hikmet Kıvılcımlı gibi birisi var.

Cihan Şan by Cihan Şan
24/07/2024
in Manşet Haberler, Söyleşi, Yazarlar
A A
0
Yazar R.İhsan Eliaçık ile söyleşi 1.Bölüm.
0
SHARES
1k
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Cihan Şan

 

R.İhsan Eliaçık kimdir:  

1961 Kayseri doğumlu. İslam ilahiyatı üzerine yaptığı çalışmalar ve kitaplarıyla tanındı. Çeşitli gazete ve mecmualarda yazılar yazdı. Antikapitalist Müslümanlar adıyla tanınan oluşumun teorik altyapısını oluşturdu. İslam ve Sosyal Değişim (1994), Devrimci İslam (1995), Adalet Devleti (2003), Yaşayan Kur’an/Mülk Yazıları/Sosyal İslam gibi birçok kitap kaleme aldı. Mayıs 2013 yılında başlayan 3 ay 2 gün süren gezi olaylarında yer aldı ve sansasyonel açıklamalarda bulundu. Siyasi iktidar ve bürokrasi ile ciddi polemikler yaşadı. Mahkemeler/kovuşturmalar ve yargılanmalar karşısında kitapları toplatıldı/yasaklandı/hakkında ülke ve şehir dışına çıkma yasağı getirildi.   

Başta Teoloji olmak üzere Edebiyat/Sanat/Sosyoloji/İslâm ve Dinler tarihi/Çeviri /Meal-Tefsir’in yanı sıra TV. Programları yaparak çok yönlü çalışmalarda bulundu.   

Halen İstanbul’da yaşamakta ve düşün/yazım çalışmalarına devam etmektedir. Kendisiyle 2011 yılında kaleme aldığı 10. ve son basımı 2023 yılında yapılan “Bana Dinden Bahset” kitabı üzerinden söyleştik.  

  

Neden Bana Dinden Bahset Kitabı:  

Konuyla ilgili bir önceki söyleşim Yazar Mehmet Altan ile Kent Dindarlığı üzerineydi. Toplumun kentleşme sorunu ve İslam dininin içinde bulunduğu aydınlanma sorunu çerçevesindeki sorularımı yanıtlamıştı. Konuyla ilgili benzer soruları yazar İhsan Eliaçık’a da yöneltip fikir ve görüşlerine başvurduk. Ezici bir Müslüman nüfusa sahip olan Türkiye toplumu kentli dindarlık ve İslam aydınlanmasını neden yaşayamıyor.  

 

Ya da bu işin neresindeyiz?  

 

 

Cihan Şan:   Üstadım söyleşi teklifimi kabul ettiğiniz için öncelikle teşekkür ederim. Konuya giriş sorusu olarak Türkiye’deki dini hayatı ve bu hayatı yaşayan toplumumuzu/bizleri nasıl görüyorsunuz? Sizin objektifinizde bizler bu konuda nasıl insanlarız?  

 

İhsan Eliaçık:  Şimdi burada din konusunu Türkiye de tartışırken sorduğun soru çerçevesinde konuyu öncelikle istatistiksel olarak netleştirmek gerekir. Bizim halkımızın %99’u Müslüman olduğunu söylüyor. Rakamsal olarak gidip insanlara bunu tek tek sorsak bu rakam çıkmayabilir, ama ben şu anki bazı araştırmalar üzerinden yol alırsak, en azında bir veriye dayanmak iyidir. Mesela okuduğum Türkiye’de dini hayat ve inançlar üzerine yapılan araştırmaların üç ayrı veriye göre. Türkiye de Allah’ın varlığına inananların oranı %86. Ben ateistim diyenlerin oranı %4, Deistim diyenlerin oranı %6, bir tarikata mensubum diyenlerin oranı  ise %4  

 

Cihan Şan:  Oranlar çok düşük.  

İhsan Eliaçık: Tabi tabi… Ateist oranı ile tarikatçı oranı hemen hemen aynı. Biri 4,3- diğeri 4,1 falan.  

 

Cihan Şan:  İki marjinal uç.  

İhsan Eliaçık: Kesinlikle evet (gülerek)   

Fakat, halkın %86’sı ben Allah’a inanıyorum diyor. Tarikat mensubu değilim diyor, ama Ateist de değilim diyor. Allah’a inanıyorum/peygamberim vardır/Dinim de İslam diyor. Türkiye’nin İlahiyat haritası bu işte. Bu harita üzerinden ilerlersek…  

 

Cihan Şan:  Evet, görünen kısmı bu. Peki, perde arkasında durum nedir? Bu inanan %86’lık nüfus bu dini nasıl algılıyor?  

İhsan Eliaçık: Daha önce kaleme aldığım “Derin Din” denilen bir yazım var. Derin Din! Dinin ne olduğuna dair yapılan bir analizin içinde yer alan bir konu başlığı. Ben derin din denilen bir kavram kullanıyorum.  

 

Cihan Şan: Tam olarak ne demek Derin Din…?  

İhsan Eliaçık: Türkiye’de derin din aslından eski Anadolu, Mezopotamya ve Orta Asya dinlerinden bahsediyorum. İslamiyet değil. İslam Ortadoğu’da çölde çıkmış bir dindir. Devrimci bir Din olarak çıkış yapmıştır.  

 

Cihan Şan: Antik Dönem dinleri…  

İhsan Eliaçık: Aynen!  Bunlar antik dönem inançları… Şamanizm de bunlardan biri… Anadolu dinleri, Hititlerin dinleri, Mezopotamya dinleri, Zerdüştlük, ışık dinleri vs. Bunlar çok eski din ve inançlardır. Şu an Türkiye’de yaygın olan bu inanç ve dinlerdir ve onların ritüellerdir. İslamiyet bunların üzerine sadece bir şal bir örtü olarak serilmiş. İslamiyet’in devrimci özünü/yeni bir din olma karakterini hiçbir zaman görmemiştir bizim halkımız   

 

Cihan Şan: Neden?  

İhsan Eliaçık: Çünkü onlar Emevîlerin/Abbasilerin/Osmanlıların elinde Müslüman oldular. Emevî/Abbasi/Osmanlı demek İslamiyet’in çarpıtılması demektir. Benim kanaatime göre İslamiyet doğduğu topraklarda gömülmüş bir dindir.  

 

Cihan Şan: Daha çok iktidar dinine dönüşmüş bir dindir diyebilir miyiz?  

İhsan Eliaçık: Evet, diyebiliriz. Kerbela’dan sonra artık zalimin dini var ortada. Ele geçirmek/Fethetmek var.  

 

Cihan Şan: Kayıp bir aydınlanma desem…  Ne dersiniz?  

İhsan Eliaçık: O aydınlanma bu topraklara hiç uğramadı. Maalesef öyle! Kerbela’dan sonra İslamiyet’in hedeflerini gerçekleştirecek kimse kalmadı ortada. Biz Emevî/Abbasi/Osmanlı yani padişahların/Kralların, sarayların/savaşların gölgesinde Müslüman olduk… Bu da aslında Müslümanlık değil eski dinlerin kılık değiştirmiş hali.  

 

Cihan Şan: Evet! Derin Din… Bu nasıl bir kılık değiştirme hali? Ya da örtüyü kaldırırsak ardında ne var…?  

İhsan Eliaçık:  Derin dinin beş temel özelliği vardır.  

  

Birincisi, Gök Tanrı inancı. İslam’daki Allah inancı ile örtüştü Gök tanrı inancı… Gökte bir tanrı var, mavi göğün tanrısı… Aslında mavi göğün tanrısına inanıyor… Ama Allah diyor ona İslam gereği olduğu için, ama Kur’an da anlatılan Allah değil. İsmini kurandan almış içeriğini ise eski kültürü ile dolduruyor. Ona inanıyor. Kısacası yaradan gökte.  

 İkincisi, Şaman kültü. Gökte Tanrı vardı yerde ise Şamanlar vardır. Bireysel bir din yoktur. Bir şaman vardır. Bir şamana gitmen lazım. Bu şaman daha sonra ne olmuş Şeyh’e dönüşmüş… Şeyh/şıh/pir/dede/hoca/baba…vs. bunların hepsi aynıdır. Şeyhsiz/Pirsiz/Melesiz/hocasız din olmaz olmuş.  Halbuki İslamiyet bunların tamamını kaldırdı. İslamiyet’e göre din adamları sınıfı yoktur, ama halkımız din adamları olmadan ibadet edemiyor İlla bir hoca lazım hocaya git diyor. Bu işi hoca bilir diyor, hocaya sormak lazım diyor, din hocanın işidir diyor. Bu anlayış hiç değişmemiş.  

 Üçüncüsü, Atalar kültü. Geçmişte yaşamış ataların bilgisi… Herşeyi en iyi kim bilir? Geçmişte yaşamış atalar bilir. “Geçmiş atalarımızdan bunu görmedik nereden çıkarıyorsun şimdi bunu…” Geçmişe bağlılık dinde kendini en yüksek aşamada gösterir. Şekilsel olaraktan Atalar kültü, geçmişte yaşamış ulu kişiler. Onların hala devam eden manevi varlıkları. Bu ulu kişiler nerede yatıyor? Mezarda yatıyor! Orada ne var? Türbe var! Haydi o vakit hurra Türbeye.  

 

Cihan Şan: Türbeler doğdu…!  

 İhsan Eliaçık: Kaçınılmaz! Ulu kişiler ve türbeler… Atalar ve onların ziyaretgahları. Bunlar olmadan şaman olmadan/gökte tanrı olmadan din olmuyor onlara göre.  

 Dördüncüsü, Kurban Ritüeli. Çok ilginçtir Türkiye de Sünni ve Alevilerin birleştiği tek bir konu vardır oda kurban.  

  

Cihan Şan: Doğru!   

İhsan Eliaçık: Muharrem ayında cem evlerinin etrafı, Kurban Bayramı’nda camiler ve her yer kurbandan geçilmiyor ve bu hususta hemfikirler ve asla aralarında ihtilaf yok. Mesela ben İslamiyet’te kurban kesmek diye bir şey yoktur diyorum iki taraf da birden karşı çıkıyor  

  

Cihan Şan: Çok ilginç gerçekten  

İhsan Eliaçık: Aslında onlar bunu eski kültürlerinden şaman kaynaklı yapıyorlar. Çünkü kurban temel ritüeldir. Hatta şamanlıkta namaz yoktur, kurban vardır. Yani Türkiye halkı kurbanı Müslüman olduğu için kesmiyor eski Anadolu kültürünü sürdürdüğü için kesiyor. Bu yetmiyormuş gibi bunu İslâmîn bir gereği olduğunu/Kuran’da yeri olduğunu iddia ederek yapıyor. Bu sadece bir kılıf. İşte ben bu kılıfı/ bu şalı kaldırdığım için bana çok kızıyorlar(gülerek)  

  

Cihan Şan: Hakikati duymak istemiyorlar mı?  

 İhsan Eliaçık: Ben gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Hakikat onların duymak istedikleri şeyler değil. Kur’an da kurban neredeyse hiç bahsi geçmiyor. Hatta yok. Allah’ın kurban kesin diye bir emri yok. Kurban keserek bir ibadet olmaz. Geçmişi kutsamak yok. Bunlar eski dinlerde var. İslam bunları değiştirmek için gelmiştir. Aydınlanma budur. Protestanlık bunu örnek aldı ve bu şekilde yol aldılar Avrupa’da.  

  

Cihan Şan: Rönesans başlangıcı/ilk adım.  

İhsan Eliaçık: Bir toplum düşün daha hala kendi dinini bilmiyor.  

  

Cihan Şan:  5. şık nedir?

İhsan Eliaçık: Domuz eti yemek olayı… Bu da eski dinlerden geliyor. Türkiye halkının domuz yememesi ve ısrarı Kur’an’dan kaynaklanmıyor. Bu durum Kur’an’da çok zayıf bir şekilde var, sürekli vurgulanan bir şey değil tek başına domuz eti demez. Bununla ilgili leş, ölü hayvan eti diye geçer mekruhtur bunlar.   

  

Cihan Şan: Neredeyse tabu gibi ama…  

İhsan Eliaçık: Evet zaten bu durum insanların tabu ve totemleri ile ilgili bir şeydir. İlk tabular yeme yasakları, Ensest yasakları, öldürme ile ilgili yasaklarla başlamıştır.  

  

Cihan Şan: Peki İslam’da ilk yasak hangisidir?  

İhsan Eliaçık: Öldürmeyeceksin!  

  

Cihan Şan: Evet  

İhsan Eliaçık: Ensest olmayacak, başkasının mahrem ilişkisine girmeyeceksin falan. Bunlar genel toplumsal yasaklardır. Freud bunlara Tabu/totem dedi daha sonra şeriat denildi/Medeni Hukuk sisteminde kanun denildi. Tabu/şeriat/ kanun/yasalar bunları yapmak yasak denildi.  

  

Cihan Şan: Evet…  

İhsan Eliaçık: İşte bunların ortaya çıkması ile beraber insanlık aslında bir gelişim seyri içerisinde bulundu, bunları gördü/tecrübe etti ve bu güne geldi. Şimdi bunları nereye bağlıyoruz Türk-Kürt fark etmez bütün bu coğrafyalar yani Trakya, Anadolu, Mezopotamya ve kısacası saz çalınan yerler. Ben coğrafyaya ortak kültürden bakıyorum bunun içinde Lazlar, Çerkezler, Ermeniler var, Kürtler var. Kürtler Ayrıca Türk ve Farisi de değillerdir ama bu coğrafi ailenin Havza’nın bir ferdi ve parçasıdırlar  

  

Cihan Şan:  Araplar?  

İhsan Eliaçık: Onların bir bölümü var, ama tamamı değil. Kısacası Horasan’dan Bosna’ya kadar burası Roma bölgesidir. Sonrasında Osmanlı bölgesi olmuştur. Ama temelde telli saz çalıyorlardır. Bunu neden söylüyorum, ben coğrafyanın ırklara değil müziğe kültüre ait olduklarına inanıyorum. Mesela bazen Ermeni müziği dinliyorum şaşıp kalıyorum. Çocukluğumda dinlediğim bütün o güzel müzikler meğer Ermeni müzikleriymiş (güler)  

  

Cihan Şan:  Orada varmış  

 İhsan Eliaçık: Evet, varmış. Yaş ve zaman ilerledikçe daha bir anlıyor insan, ne hazin. Yahu uzun havadan tut da saza kadar hafif Ortadoğu havası… Yani demem o ki bunların hepsi var. Bu coğrafyada var. Fakat güneye doğru, Arap coğrafyasına doğru indikçe sazın tınısı değişiyor ama sonuçta hepsi birbirine benziyor   

  

Cihan Şan: Müzik de bir ritüel.  

İhsan Eliaçık: Kesinlikle fakat güzel bir ritüel. Ayrıca evrensel ve dinler üstü…Şayet müzik kafasıyla bakarsak meseleye ki aslında birçok konuya farklı disiplinlerden bakmak lazım. O zaman insanları çaldıkları müzik aletini seslendirdikleri müziklere göre bile daha rahat tanıyabiliriz. Hangi müzik hangi coğrafyanın bir ürünü olarak karşımıza çıkıyor… insanları ırklara bölmemizin bir anlamı yok. İşte oradan almışız o müzikleri. Çocukluğumda ilkokulda koroda işte orada söylediğim türkü meğer Ermeni türküsüymüş. (güler) Kürtler şuradan almış, Türkler buradan almış, yok Ermeni buradan getirmiş sonuç hepsi birbirine karışmış fakat temel sorun bu değil. Bir şeyin kaynağını bilmenin ve söylemenin ne sakıncası olabilir anlayamıyorum. Din denilen şey de böylesi bir şeydir aslında. Kendi merceğinde gelişmesine ilerlemesine çok sesli bir orkestra olmasına izin vermediler.  

  

Cihan Şan: Sonuç bugünkü halimiz…  

İhsan Eliaçık: Sonuç bu coğrafyada İslam aydınlanması diye bir şey olmadı, buna izin vermediler. Dediler ki bir dine ihtiyaç var; şamana ihtiyaç var, din adamına ihtiyaç var, atalarına bağlılığa ihtiyaç var. Böylece türbelere gitmeye, kurban kesmeye, domuz eti yemeyelim zinhar falan, insanların bunlara ihtiyacı var diye düşündü egemenler. Bu aynı zamanda zaman içerisinde başka bir şeye dönüştü.  

  

Cihan Şan: Neye dönüştü. Nasıl?  

İhsan Eliaçık: Milli kimlikle örtüştü. Zamanla ona dönüştü. Din milli kimliği besleyen yan bir unsura dönüştü. Bunu Avrupa’ya gittiğimde fark ettim yıllar yıllar önce.  

  

Cihan Şan: Nasıl fark ettiniz?  

İhsan Eliaçık: Almanya’da bir yerde konuşuyordum, vatandaşlar bana dini sorular sordu. Tıpkı buradaki gibi sakız orucu bozar mı, su orucu bozar mı falan (güler) çeşitli sorular. Ben de tıpkı şimdi olduğu gibi bu konularda ne biliyorsam anlattım. Şimdi vatandaşın biri kalktı “Sen Alman ajanı mısın?” dedi, (gülerek) sonra devam etti. “Almanlar bize diyorlar ki sünnet olmayın ne gerek var…Biz de sünnet olmakta ısrar ediyoruz, çünkü sünnet olmazsak Alman gibi oluruz.” dedi. “Sen de Dinde sünnet olmak yok diyorsun. O halde sen ya Almanlardan para alıyorsun ya da Alman ajanısın. Bizi Alman mı yapmaya çalışıyorsun?” Cevap verdim, bak kardeşim ben bu işin dindeki hükmünü söylüyorum. Senin buradaki milli halin beni ilgilendirmiyor. Bunun dinde hükmü var mı yok mu, Almanla olan sorunun ayrı bir mevzu hanginiz Türkleşir, hanginizi Almanlaşır bilemem. Kısacası bu sünnet meselesi Almanla aralarında bir kimlik meselesine dönüşmüş ve bir adam kalkıp derse ki sünnet olmanızın zorunlu bir hali yoktur o vakit o adam onların gözünde Almanlara hizmet ediyordur diye düşünüyorlar. Benim reformcu dini söylemim oradaki ve birçok yerdeki vatandaşın nezdinde böyle anlaşılıyor. Bu söylem demek ki Almanya’da gitmiyor.(güler)  

  

Cihan Şan: İlginç bir durum.  

İhsan Eliaçık: Ben diyorum ki, böylesi bir ayet yok, sünnet uygulaması dini amaçlı bir uygulama değildir. O ise bunu dini bir uygulama ve daha da ötesi milli bir uygulama olarak görüyor durumu. Devam ettirirsek bu şu kapıya doğru çıkar, Almanlar bize diyorlar ki ne gerek var kurban kesmeye yol kenarlarında açık alanlarda Kurban kesiyorsunuz Kandil geceleri falan, ama biz bunlara sarılıyoruz diyor. Peki neden? Çünkü bunların hepsi milli kimlik. Kısacası olmayan bir inancı kendisine milli kimlik haline getirmişler Buradan da şuraya geliyoruz vatandaş Kur’an’ı araştırmış da oradan aydınlanmış da onun gereği Müslüman olmuş değil. Ona bir din lazımdı, ona bir kimlik lazımdı, onu besleyecek ona bir gök tanrı lazım; din adamı lazım, şaman lazım, atalarına sıkı sıkıya bağlılık lazım. Onu diğer toplum ve milliyetlerden ayıracak kültür lazım, inanç lazım. İslamiyet’te bunu bulmuş Onun için Müslüman olmuş  

  

Cihan Şan: Yani bir nevi işin kolayını bulmuş   

İhsan Eliaçık: Tabii konforlu alan yaratmış kendine. Kur’an’ı okumak araştırmak/tarih okumak vs. uzun iş. Onun bir dine ihtiyacı var, onu da kendince uydurduğu günlük hayata uyarladığı Müslümanlıkta gideriyor. Şayet Müslümanlık olmasaydı başka bir şey olacaktı. Fark etmez ona bir din lazım.  

  

Cihan Şan: Ona tutunuyor değil mi?  

İhsan Eliaçık: Ona tutunuyor. Bak Filozof Engels’in çok güzel bir sözü vardır “İhtiyaçlar keşfin anasıdır” der.  

  

Cihan Şan: Evet.  

İhsan Eliaçık: Böylesi bir ihtiyaç var sen bu ihtiyacı giderdin giderdin, bu dinde böylesi şeyler yoktur dersen eyvallah der gider. Başka bir yerde arar ne getirmişler mevlit/ salavat /görkemli ayinler ve diğerleri… ve demişler ki merak etme orada ne varsa burada da var demişler   

  

Cihan Şan: Ve bu tutmuş  

İhsan Eliaçık: Evet tutmuş. Yoksa böyle araştırmalarla falan zaten buna dönük bir ihtiyaç hissetmiyor ki hissetse orada bunların gerçeğin hakikatin hepsi var. İhtiyaç duyduğu şey bu değil. Din bilim, bilim ahlak hiçbiri yok, bizim ülkemizdeki dini anlayışta böylesi şeyler yok. Fakat din bu değil. Din kimlik, inanç, hurafe ihtiyacını gideren bir şeye dönüşmüş.  

  

Cihan Şan: Fakat bu tarafta birçok Marksist ya da ateistin bakış açısını değiştirdiniz. Bu değişimi gözlemliyor musunuz?  

İhsan Eliaçık: Muhakkak, fakat tam olarak değil. Çünkü aslında üzüldüğüm başka durumlar var ki tam olarak hala anlaşılmadı!  

 

Cihan Şan: Nedir bu anlaşılmayan şey?  

İhsan Eliaçık: Türkiye’deki sol kültürde Türk ya da Kürt solu fark etmiyor, din mevzusu olunca “Turan Dursun etkisi var.” Sol görüşlü birisinde Turan Dursun etkisi yakışmıyor. Neden, çünkü ortada Hikmet Kıvılcımlı gibi birisi var. TKP’nin kurucularından Hikmet Kıvılcımlı şeyh Bedreddin’i yazmış biri. Tabii ayrıca kuran üzerine büyük çalışmalar yapmış bir adam/ tefsiri var diyalektik/ devrim/ Allah der. Materyalist Evrim ve hepsinin birleşmesinden sentezler yapmış böylesi fikirler varken, bunu geliştirmek varken bunun yenilerini yazmak varken değil mi… Fakat bunlara kafa yoran hiç kimseyi görmedim, bir Demir Küçükaydın var.  

 

Cihan Şan: Evet, o bu konularda çalışıyor  

İhsan Eliaçık: Doğru, çalışıyor fakat dinlemiyorlar fazla. Turan Dursun etkisi var.  

 

Cihan Şan:  Turan Dursun kimdir?  

İhsan Eliaçık: Turan Dursun…  Şimdi bunları söylediğim için bazıları bozuluyor, ama evet biraz can sıkıcı bir durum. Adam öldürülmüş hakkında konuşmak da kolay olmuyor. Evet, böylesi bir handikap var, fakat fikirleri tartışmak durumundayız. Turan Dursun, dini tahsili 2 ya da 3 yıl doğuda medrese ya da imam hatip… İlahiyat Fakültesi de okumamış. Sokakta dini konular konuşan hocaların yanında kalmış 3 yıl. İşte onlardan ne öğrendiyse Arapça da dahil, ilkokul mezunu olmadığı için müftü yapılamamış. CHP döneminde 78 yılında Sivas müftüsü yapılmış. Sivas müftüsü olmak için de önce ilkokulu/ortaokulu sonra liseyi dışarıdan jet hızıyla bitirilmiş, müftü olmuş Turan Dursun.  Şimdi yazdığı kitaplara bakıyoruz… TRT de İnanç Dünyası diye programı da var. 85-86 yılları biz ilahiyatta okuyorduk o zamanlar sonra emekli olmuş ardından 200’e Doğru dergisinde Muhammed’in Karıları diye yazılar yazmaya başladı.  

 

Cihan Şan: Sert bir geçiş olmuş   

İhsan Eliaçık: Konu bu. Muhammed’in karıları Ayşe öyle, Fatma böyle, onu aldı bunu verdi. Şimdi ben onun birçok eserini okudum. Kulleteyn diye bir kitabı var, mesela onu okuyunca bu adamın psikolojik sorunu var diye düşündüm. Bu adam normal biri değil herhalde. Orada atın penisine övgü düzüyor. Bu normal bir şey mi? Kafada cinsellik var ve çocukluktan gelen bir şey bu. Sürekli Muhammed’in karıları diyor anlatırken. Öyle bir dil kullanıyor ki çok kötü. Peygamberimizin eşi Ayşe demek var. Muhammed’in karısı demek ayrı şey Muhammed’in genç ve güzel karısı diyor…Öylesine kötü bir dil orada sürekli debelenip duruyor. Buradan bir şey çıkmaz, gerçeğe dayanmıyor. Şimdi bir sol görüşten birisinin böylesi bir dilin etkisinde kalması yakışmaz/ yakışık almaz, yakıştıramıyorum. Sola onun neden etkisinde kalıyorsunuz, git Hikmet Kıvılcımlı var onun etkisinde kal ya da git kendin araştırma yap. Mesela de ki Muhammed komünist değildi de, Sosyal demokrattı de. Mesela de ki Ebu Süfyan’a 500 deve vermiş, onlara prim vermiş uzlaşmış falan de, sınıfsal eleştir…  

Tamam bunu söyleyenler olmuş demişler ki, “Ya Resulullah burada açlar yoksullar var. Sen gidiyorsun Ebu Süfyan’a 500 tane deve veriyorsun.” demişler peygambere…  

O da cevaben demiş ki, “Bırakın develer onun olsun ayetler bizim olsun yetmez mi?” demiş… gibi! Yani itin önüne kemik atmak gibi görüyor bu durumu.  Bizi rahat bıraksın olayıdır bu. “Hanginiz Muhammed” kitabım var, sınıfsal ve yaşam tarzı orada anlatılıyor. İnsan özellikleri, insani özelliği var.  

 

Cihan Şan: Anlıyorum! Bir de son zamanlarda çokça konuşulan konu var, Arapça mevzusu. Kur’an metinleri tam olarak insanlarımız tarafından anlaşılıyor mu?  

Bu konuda ne demek istersiniz?  

İhsan Eliaçık: Bizim toplumun %70’i kutsal kitabı okumamış. Kutsal görmesen de okumalısın. En azından bağımsız gözle de okumamışlar. Okuyanların %95’i kutsal kitabı anlamıyor. Metinleri hem okumuş hem de anlamış olanların oranı ise %1/1,5  

 

Cihan Şan: Ama inanıyoruz!  

İhsan Eliaçık: Evet inanıyoruz. Fakat Türkiye’deki dini hayat üzerindeki en temel şey nedir dersen “cehalettir” derim. Biz din cahili bir toplumuz. Evet inanıyor, ama bilmiyoruz. Bize lazım olan inanç değil sadece… Bize lazım olan temelde “bilgidir” dini bilgi/ tabiatın/ insanın/doğanın bilgisi… Bilgi yani! İnanıyor, ama inandığı şeyin ne olduğunu da bilmiyor. Ben diyorum ki, Kur’an-ı Kerim’de insan beşerdir. Bu Ali Şeriati’de var. Der ki “insan beşerdir, fakat her beşer insan değildir.” Herkes beşerdir, insanız beşer olarak insanız temel ihtiyaçlar üzerine kurulu, ama her beşer insan değildir. İnsanlaşmak gerekir. Beşerler okudukça aydınlandık/ahlaki karakterlere büründük. Süreç içerisinde insanlaşırlar onun zirvelerine çıkarlar hatta tersi olur zirveden küt diye de düşebilirler. Şimdi kendine hâkim olma kendini tutma/geliştirme/okuma/gezme/düşünme gibi eylem ve faaliyetlerle insanlaşıyoruz. Yapılan araştırmalarda toplumların çoğunun yüzde otuzunun ayrıca Beşerilikten ancak insanlığa geçiş yapabildiği görülüyor.  

 

Cihan Şan: Bu aynı zamanda gelişmişlik düzeyiyle ilgili bir konu değil mi?  

İhsan Eliaçık: Şayet Nüfusun %75’i sadece beşerse orada iki şey tutmuyor, Din ve Demokrasi. %75’in beşer olduğu bir yerde Din ve Demokrasi tutmaz. Çünkü demokrasi bilinçli bireyler toplumudur ve ilkelerdir, özgür tercihlerdir. şimdi doğuda bir ağaya gidiyorsun 5.000 oy hazır. Böyle demokrasi olmaz ki. Bu demokrasinin çarpıtılmasıdır/ yozlaşmasıdır.  Çünkü maalesef genel kitle beşer. Adamın aşireti var/tarikatı var /müridi var…Oyu buna vereceksin dediğinde gözünü kırpmadan veriyor… sorgusuz/sualsiz…Halbuki demokrasilerde bireyin kendi aklıyla karar vermesi gerekiyor. Bugün bunun tam tersi yapılmakta. Din de böylesi bir şeye dönüştürüldü.  

 

Cihan Şan: Nasıl oldu bu dönüşüm? 

İhsan Eliaçık: Mesela bir adama dinsiz dediğiniz vakit, o adamın Allah’a/Ahirete inanmıyor anlamında kullanılırdı eskiden. Yani Kuran’daki anlamı o değil. Kuran’da Allah’a ve Ahirete inanmakla ilgili her şey davranışlarla alakalıdır.  

Dinsiz kişi demek; Öldüren/çalan/iftira atan/yalan söyleyen/ fukarayı ezen/kul hakkı yiyen kişiye dinsiz denir. Münkür denir/Allah’ı inkâr ediyor denir. Neden inkâr ediyor? Allah denilen bir kelimeyi kabul etmediği için değil, bu olumsuz davranışları sergilediği için dinsizdir. Dinin gerçek tanımını Bana Dinden Bahset kitabımda da bahsettim… Benim bu konuda getirdiğim en büyük eleştiri şu; “Dinler inanç ve ritüellere dönüşmüştür. Halbuki aslında din esasta davranışlardan ibarettir.” Bende diyorum ki -ey dindarlar, siz dini inanç ve ritüel olarak algılıyorsunuz. Oysa din sizden davranış istiyor. Siz ise bu davranışlara din demiyorsunuz. Ahlaki gereklilik/Bilimin ve işimin kuralları…Hukuk diyorum. Din ne peki? Onların algıladıkları din, namaz kılmak/oruç tutmak/ kadir gecesi kutlamak/kurban adamak falan… Tamam onları da yap ama din sadece bu değil.  

 

Cihan Şan: Ne yapmak gerekiyor…?  

İhsan Eliaçık: Burada bir Reform olması gerekiyor. Dini aydınlanmanın önünü ancak Reform açar.   

 

Cihan Şan: Nasıl?  

İhsan Eliaçık: Öncelikli olarak dindarların dini davranış olarak algılaması lazım. O vakit kentli dindarlar olmayı/oturmayı/kalkmayı/adabı bilen insanlar çıkar… Tersi de şu; adam şehre geliyor şehrin bir sürü kuralları var, farklı inançlardan ve tercihlerden insanlar var. Evet tabii ki sen de ol bu çeşitliliğin içinde. Buna itirazımız yok, fakat ne yapıyor…? Kendisine/eş ve dostuna bir mahalle kuruyor. O mahalleye bir cami yapıyor, haydi tamam oldu bitti maşallah… Hayır bitmedi çevresel bilinç yoksa kalabalıklarla devam ediyor/kayboluyor/birey olmuyor. Şehirleşme için davranışlarını düzeltmesi gerekir. Bunun için ise dinlerinin bir davranışlar bütünlüğü olduğunu anlaması gerek/ onlar dinlerinin davranış olduğunun kanaatinde değiller. Halil Cibran’ın dediği gibi “Bir dine sahip olmakla kendilerine ahlak gerekmediğini düşünüyorlar.” Benim ahlaklı olmama gerek yok neden? Eee ben Allah’a inanıyorum/ o halde cennetin orta yerinde yerim hazır/ inanmak/ secde etmek/ oruç tutmak/ hacca gitmek değildir bu olay…davranış ahlak demektir… Evet, kentli dindar olabilmek için davranışların doğru olması lazım. Peki dindarların davranışları neden düzgün değil, çünkü davranışı din olarak görmüyor, Allah affeder diyor. Bunun kelamda da yeri var. Yani din felsefesinde geçmişin âlim ve düşünürleri bu konuyu tartışmışlar. Geldikleri sonuç şu olmuş “Amel imandan bir cüz değildir” Bu ne demek? Şimdi imanın var tamam birde amelin var yani davranış. Yani kalbinde olan şey, yani imanın davranışlarından bir cüz değildir. Yani bu ikisi birbirinden ayrıdır. İman kalpte bir noktadır/duygudur. Amel ise yani davranışların bununla bir ilgisi yoktur. İkisi birbirinden ayrı şeylerdir. Böyle şey olur mu hiç bu resmen kötülüğe bir kılıf uydurmaktır. Amel imandan bir cüzdür. İmanı belirleyen davranışlardır. Ne demek amel imandan cüz değildir yak/yık/çal/çırp… Eee, ama imanım kalbimde bir noktadır ve davranışlarım/ yaptıklarım bundan bağımsızdır. Bütün kör düğüm bu konuda burada düğümleniyor.  

 

Cihan Şan: Bu konuyu geçmişin âlim ve filozofları neden tartışma gereği duymuşlar. Arka planı nedir?  

İhsan Eliaçık: Arka planı var tabii ki kılıfını uydurmuşlar. O da şu, Kerbela’da Hüseyin ve yanındakiler öldürülünce bunu yapanların Müslüman olup olmayacağı tartışılmış. Demişler ki bu Emevîler Hüseyin ve yanındakileri çoğu kadın çocuk, Zeynel Abidin hariç hepsi kılıçtan geçirildi. Peki bunlar bu katliamdan sonra, yani Hüseyin’in başını kesenler Müslüman olarak kalma ihtimalleri var mıdır? Bunlar dinden çıkmış mıdır? Bunlar Müslüman mıdır artık değil midir? Bunun üzerine Emevîler ve onların din adamları dediler ki, hayır bunlar Müslümandır neden? Çünkü davranışlar ayrıdır iman ayrıdır. Kalpteki imanla senin davranışların bir olması gerekmiyor/zorunda değil.  

Yani özetlersek amel imandan bir cüz değildir dediler ve kötülüğün önünü açtılar. Biz ise olayın sadece iman kısmıyla ilgilendik ve geçmiş din alimlerimiz dediler ki “İman kalp ile tasdik/dil ile İkrardır”  

 

Cihan Şan: Sonuç?  

İhsan Eliaçık: Sonuç olarak Emevîlerin katliamı meşrulaştı. Hırsızlık/yalan söylemek vs. Hepsini Allah affedebilir oldu, önemli olan kalpte nokta olarak Allah’a imanın var mı, yok mu? İman varsa kalpte tasdiyi varsa dil ile de onu ikrar ettiysen tamamdır, yürü her şey sana mubahtır. Ateş ona dokunmaz (gülerek) devamında bir ikindi namazı bütün günahlar silinir. Hacca gidenin yıl boyu işlediği günahlar silinir. Her şey siliniyor önemli olan bunlardır diye düşünüyorlar… Böyle olunca ne oluyor davranışın doğru bir davranış olmasının bir önemi kalmıyor ve bir dindarın gözünde davranışı Allah affeder oluyor. Rüşvet almayı/başkasının hakkını gasp etmeyi/yalan söylemeyi normal bir şeymiş gibi görmeye başlıyor. Onu içten zorlayan bir vicdan, bir ahlaki bütünlülük, iyi terbiye/acıma duygusu/sakınma gibi oto kontroller devre dışı kalıyor. Eee toplumsal yasalarda buna müsaitse kişi insanlık ailesini çok çabuk terk edebiliyor.  

 

Cihan Şan: Fakat Araplara özgü/geçmişe dair yani o döneme ait bir söylence var. Oda şu; Ömer’e diyorlar ki “Ey Ömer sen eğrilirsen biz seni bu eğri kılıçla doğrulturuz” yani kendi yöneticisine bunu söyleyebilen insanlar varmış.  

Ne dersiniz…?  

İhsan Eliaçık: Evet, var fakat bu yaklaşım Kerbela’dan sonra kalkıyor. Emevîlerle beraber krallık kuruluyor, ama öncesinde krallık yoktu hatta o sözü söyleyen bir kadındır. Mecliste konuşurken ayağa kalkıyor, “Dur bir dakika” diyor. “Önce üzerindeki giydiğin elbisenin hesabını ver sonra konuşmaya devam et.” diyor. Çünkü “Dağıtılan kumaş bir elbiseye anca yeterdi, sen bu bol elbiseyi nereden aldın?” diyor. “Sana verilen yani bu kumaş yeterli değildi.” Kumaşı soruyor. O da “Oğlum kalk cevap ver” diyor. Oğlu da “Ben hakkımı babama verdim, oda bu elbiseyi yaptırdı.” diye cevaplıyor. Bunlar bildiğin ibadet hanede oluyor. Kadınlar burada/erkekler burada oturuyor ve bir kadının cemaatte konuşma hakkı var. Ömer de şimdi konuşa bilir miyim diyor? Kadın buyur devam et diyor. Ömer konuşmasında Allah bana böyle Müslümanlar nasip ettiği için hamdolsun diyor. Bu bir anlatıdır kıssadan bir hissedir ve kaynaklarda geçer. Sonuç olarak İslam’ın ilk yıllarında bir devrimci ruh/demokratik bir kültür/eşitlik gayreti vardı Kerbela’ya kadar. Bunu simgesel olarak kullanıyorum. İslamiyet doğduğu topraklarda Kerbela’da gömülmüştür diyorum. Onların dünyada gerçekleştirecekleri hedefler bir anda sekteye uğradı. Krallık kuruldu ve insanlar bu durumu şöyle gördüler; o günkü dünya kamuoyunda İslamiyet nasıl duyuldu diye çok düşünmüşümdür. Roma var, Sasaniler var, krallıklar var. Bugünkü hiçbir iletişim aracı yoktu. Bunu nasıl yaydılar, bu nasıl duyuldu? Fakat o günkü dünyada gecikmeli de olsa birbirine yakın komşu ülkelerde olaylar duyulurdu, ulaklar gönderilirdi. Şimdi dünyada İslam bana göre şöyle duyuldu. Diyorlar ki çölde bir peygamber çıkmış, kölelere özgürlük diyormuş. Tabii bütün Roma köleci, Sasani köleci  

 

Cihan Şan: Duyulma şekli çok iyi… 

İhsan Eliaçık:  Tabii o zamanlar dünya köleci deniliyor ki ezilenlerin kölelerin beklediği kişi geldi. Allah gönderdi onu. Çölde gönderdi köleleri özgürlük diyormuş daha sonra ne oldu Kerbela… Kerbela sonrası ne oldu O günkü dünya kamuoyu dedi ki yok bu da olmadı yani köleler özgür olmadı peygamberin adamları birbirine düştü kendi torununu kendi kabilesinden olanlar öldürdü bunlar birbirine girdiler  

 

Cihan Şan: İç savaş çıktı.  

İhsan Eliaçık: Kesinlikle evet iç savaş çıkınca ne oldu rüzgâr kesildi. Yani insanlar çölde bir peygamber çıkmış köleleri özgürlük diyormuş derken yok bu da olmadı başka bir yere bakalım diye yüzlerini başka bir yere dönüyorlar. Kısacası Kerbela ile bu rüzgâr kesiliyor. Artık oraya bakmamaya başlıyorlar. Hatta onlar da orayı burayı ele geçirelim gibi bir duruma geçiyorlar. İslam dininin o kısacak hatırı sayılır dönemi böylelikle kapanıyor. 

 

1.Bölümün sonu. 

Tags: Bana Dinden BahsetCihan Sanihsan eliaçık
Previous Post

Emekçi Meclisleri ve Parti İkinci Bölüm: Sosyalist Politikada Çok Sesliliğin Sorunları

Next Post

İbrahim Seven ile söyleşi (Türkçe- Lazca) 2. Bölüm

Cihan Şan

Cihan Şan

İstanbul doğumlu. Tiyatro sanatçısı ve yazar. Çeşitli Tiyatrolarda yönetmen/metin yazarı olarak çalıştı. Çeşitli Edebiyat dergilerinde ve Birçok gazete de yazılar kaleme aldı. Sahne sanatları üzerine wordshop çalışmalarında bulundu. Sinema ve TV. için Senaryolar kaleme aldı. Başka kültür/Evrensel Sanat/Birgün sanat/Uzun yürüyüş/Yolculuk ve Dersim Gazetesinde Sanat ve Edebiyat yazıları kaleme aldı İstanbul’da yaşamakta yazım/düşün ve sahne sanatları çalışmalarına devam etmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Araştırmacı/Yazar Cafer Solgun ile Devlet ve Diyanet adlı kitabı üzerine söyleşi
Manşet Haberler

Araştırmacı/Yazar Cafer Solgun ile Devlet ve Diyanet adlı kitabı üzerine söyleşi

16/09/2024
“Bugünlerimiz (Yakın Siyasi Tarih İçin Notlar)” adlı kitabın yazarı İsmail Güney Yılmaz ile söyleşi.
Manşet Haberler

“Bugünlerimiz (Yakın Siyasi Tarih İçin Notlar)” adlı kitabın yazarı İsmail Güney Yılmaz ile söyleşi.

03/09/2024
Yazar İhsan Eliaçık ile söyleşi 2.Bölüm
Manşet Haberler

Yazar İhsan Eliaçık ile söyleşi 2.Bölüm

26/06/2024
Ali Hacıalioğlu ile Sifteri kitabı üzerine söyleşi
Manşet Haberler

Ali Hacıalioğlu ile Sifteri kitabı üzerine söyleşi

06/06/2024
Mehmet Altan ile “Kent Dindarlığı” kitabı üzerine söyleşi
Manşet Haberler

Mehmet Altan ile “Kent Dindarlığı” kitabı üzerine söyleşi

24/07/2024
Ayhan Aydın ile Alevi/Bektaşilik Üzerine Söyleşi
Manşet Haberler

Ayhan Aydın ile Alevi/Bektaşilik Üzerine Söyleşi

16/03/2024
Next Post
İbrahim Seven ile söyleşi (Türkçe- Lazca) 2. Bölüm

İbrahim Seven ile söyleşi (Türkçe- Lazca) 2. Bölüm

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 2

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 2

by Salih Zeki Tombak
12/04/2026
0

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ve SSCB güçlü bir kutup olarak emperyalist saldırganlığı dengelediği sürece kapitalist/emperyalist dünyada savaş kışkırtıcılığı, ırkçılık ve...

Son Duygu Bükücü: Algoritma

Son Duygu Bükücü: Algoritma

by Banu İmer
12/04/2026
0

Hayatımızın her alanına giren yapay zekâ modellerinin duyguları olabilir mi? İzlediğim videoda Anthropik firmasının, Claude modelinde duygu merkezleri belirlediğinden söz...

İsrail’den Türkiye’ye siyasi mesaj: Katz’tan Erdoğan’a sert sözler, İmamoğlu’ndan yanıt gecikmedi

İsrail’den Türkiye’ye siyasi mesaj: Katz’tan Erdoğan’a sert sözler, İmamoğlu’ndan yanıt gecikmedi

by Sonhaber
12/04/2026
0

Israel Katz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan ifadeler kullandı. Katz, mesajında Türkiye’de yürütülen...

İslamabad’da 21 saatlik zirve çöktü: ABD ve İran anlaşamadı

İslamabad’da 21 saatlik zirve çöktü: ABD ve İran anlaşamadı

by Sonhaber
12/04/2026
0

ABD ile İran arasında İslamabad’da gerçekleştirilen ve yaklaşık 21 saat sürdüğü belirtilen doğrudan görüşmeler anlaşma sağlanamadan sona erdi. Görüşmeler sonrası...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik