Yazmak bir tutkudur

Şiirin bu beyaz haline dostun sohbeti, yarin yareni ve keyfin kederi meze olunca bak o zaman şairin şiire kattığı kıymete. Kadeh buluşunca aşk tadında öpüşmeye, dostluk en çıplak halinden utansa ne yazar. Yarasın şiire ve buluşan kadehe.

Yazmak Bir Tutkudur

İnsan mahlukunu diğer canlılardan ayıran birçok özelliği ile bilmekteyiz. Felsefeciler, sosyologlar, insanı ilgilendiren bütün disiplinlerin bilgilileri bu konuda yazıp çizdiler, gereksiz sözler etmeden sadede gelecek olursak; gördükleri hakkında düşünme jimnastiği yapan insanlık öncelikle düşündüklerini sınamak için uyguladıktan sonra doğru/yanlışlığını keşfettikten itibaren yazmak ve tarihe not düşmeyi kendine dert edinmiştir. İlk etapta işlevsel olan bu durum; sonra sonra estetik kaygıları göz önünde bulundurarak sanatı ve disiplinlerini üretmeyi kendisine görev edinmiştir. Orijinallik ve toplumla bağları sağlam olan ürünler ise nesilden nesile kıymetlerini korudukça klasikleşmiş eserlerin ortaya çıkması çoğalmaya başlamıştır. Bilim ve sanat hayatı yeniden üretmenin en temel araçları olurken, yaşamı kolaylaştırmak ve güzelleştirmek adına da en önemli misyonu üstlenmiştir. Ne var ki sınıf egemenlerinin müdahalesini özellikle bu iki alan üzerinde demoklesin kılıcı gibi kendi çıkarları yönünde yontması yozlaşmanın ve yabancılaşmanın önünü açmıştır. Her alandaki bu müdahale; özellikle görsel ve yazınsal mecrada üretilen ürünlerin egemenin tekeri yönünde saf tutması bilim ve sanatın bağımsız karakterini zedelemiş, yozlaşmanın önünü açarak üretilen şeylerin insanları esaret altına alarak yaşamı zenginleştirmek yerine eziyete dönüştürmekten geri durmamıştır. Hiç bir egemen yönettiği tebanın bilinç düzeyinin yükselmesini istemez. Yönetmek için cahil ve kul bir sınıf yaratmak için elindeki bütün araçları yasaların ve kolluk güçlerinin zoruyla değişik baskı yöntemlerini taşeronları aracılığıyla uygulayagelmiştir. 

Yazmak anlatabilmenin ve belgeleyebilmemin görsel ve işitsel alandan sonra güçlü silahlarından biridir. Hele ki bu disiplini egemenin baskıcı denetiminden kurtarıp toplum ve insanlık yararına üretirse, yazar çok coşkulu ve heyecan dolu bir yolculuğa başlar. Gittikçe tutkuya evrilen yazmak eylemi diğer disiplinlerin yardımıyla dönüşü olmayan bir uzun yürüyüşün esrarlı kaldırım taşlarını döşer. Yazmanın da birçok alan gibi iki önemli işlevi vardır; birincisi ve en önemli karakteri bilgilendirme ve insana aydınlık ufuklar sağlama özelliğidir. İkinci önemli karakteri ise yaratıcı ve sağaltıcı yönüdür ki macerası renkli ve insan dünyasını başka bir açıdan keşfetmemizi sağlar. Bu durum yazma tutkusunun en önemli tetikleyicisi olmakla birlikte çok keyifli bir yolculuğun da başlangıcıdır. Kendisini en güzel edebi ve estetik değeriyle tanımlar. Okuyanı düşündürmekle beraber: bazen üzer, bazen keyiflendirir, bazen de sürükleyici bir maceralı yolculuğa çıkarır. İlk yola çıkan ise yazarın kendisidir. Yolculuğuna ne kadar okuru ortak etmeyi becerirse kıymeti de o oranda artar. Şair şiirini, romancı uzun soluklu kurmacasını, öykücü hikaye etmenin kerametini keşfedip okuruyla ilişki kurmaya başlayınca, eseri artık tamamen ona ait olmaktan çıkıp ortaklaşmanın lezzetine vararak bir üst merhaleye ulaşır. Yazmak eylemi çıkınında biriktirdiklerinin, düş gücünde kurguladıklarının ve görüp yaşadıklarının kelama yansımasıdır bir başka deyişle. Dönüştürücü gücü ise okurla buluşmasından sonra vücut buluyorsa tadına doyulmaz bir tutkuya dönüşür. Vazgeçemezsiniz; sahne tozu yutmak gibi, sarmalayıp kucaklar sizi. Ömrü zenginleştirmesi, başka yaşamlarla çakışması ise diğer artısıdır yazmak tutkusunun. Bu satırlar yazanlara, üretenlere bir selam ve saygı niyetiyle kaleme alınmıştır. Kusurumuz varsa affola…

Levent Kaçar 

Temmuzun bereketine selam 2021

Yazar Profili

Levent Kaçar
Levent Kaçar
Sivas’ın Zara’sında Bağlama isimli, 48 yaşına kadar hiç bilmediğim bir köyde doğurmuş anam beni.
Küçük yaşlarda ve erken büyüdüm İstanbul’da. İçeri düşene değin, çoğu derneklerde geçti çocukluğumun. Oralarda aldım ilk eğitimimi diyebilirim. Hapse düştüğümde de çocuktum hala. On altı, on yediye değmemişti daha. Yarım kalan lise eğitimini, hapisten sonra dışardan tamamladım. Sonrası sinema, ille de sinema. Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi SinemaTV Bölümü’nü bitirdim (1995-1999) birincilikle (inek bir öğrenciydim anlayacağınız). Sonrası, yüksek lisans(2003-2005) ve aynı bölümde öğretmenlik (2003-2006). Üç beş kısa film, üç beş klip, bir uzun metraj (Şellale) film, piyasa dönemi epey bir reklam filminde asistanlık, en son Onur Barış’ın yönettiği Benden Hikayesi isimli Sait Faik Belgesel ’inde senaryo danışmanlığı.
Yazılar, çiziler, projeler, değişik dergilerde yayınlanan çalışmalar halen devam eden olgun eğitim dönemi. Bir de Simurg News var (ilk düzenli yazarlık ve yazı kurulu deneyimi). Bir bitmiş film senaryosu; “AlGözüm Seyreyle” Yılmaz Güney kurmaca belgesel proje, kaynak aranıyor. Bir film projesi (Görülmüştür Kimlikli Çocuklar) yazıldı, hazırlıklar ve görüşmeler devam ediyor. Sinema ile ilgili akademik çalışma (Sinema ve Gelecek Toplum Tasarımı ve PPT sunumu, iki adet sosyal sorumluluk projesi (Çocuk Oyunları Festivali ve Çerçi).
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x