Çarşamba, Temmuz 15, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Eğitim

YEDİĞİ KABA PİSLEMEK

Naim Kandemir by Naim Kandemir
09/08/2023
in Eğitim, Manşet Haberler, Manşet Yazarlar, Türkiye, Yaşam
A A
0
YEDİĞİ KABA PİSLEMEK
0
SHARES
18
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Naim Kandemir

1908’de İttihat ve Terakki’nin iktidarı ele alması ile Osmanlı’nın batı karşısında geri kalmasının nedeni, batıdaki gibi ülkede bir burjuva sınıfının olmaması olarak görüldü ve bu nedenle çeşitli yöntemlerle devlet eliyle bir milli burjuvazi oluşturma politikası Cumhuriyet döneminde de benimsendi.

İttihatçıların başlattığı bu politika Cumhuriyet döneminde de sürdürülerek 1942 yılındaki Varlık Vergisi ile zirveye ulaştı. Baştan beri tespit şuydu: Ülkede ticaret ve sanayi azınlıkların ve yabancıların elindedir. Dolayısıyla ülkedeki geri kalmışlığı yenmek için, azınlıkların elinden bu ticaret ve sanayinin alınıp Müslüman Türklere verilmelidir ki bir milli burjuvazi yaratılabilsin.

Bu gayeyi Saraçoğlu bir konuşmasında: Biz bu vergiyi Türk tüccarını ön plana çıkarmak için ihdas ettik, diye samimiyetle dile getirmiştir.

Mazlumun ahını alanın iflâh olmayacağı gerçeğiyle, ekonomik bir politika olmadığından ülkede, bu yolla alınan vergilerin ülke ekonomisine fayda sağladığını söylemek pek mümkün değildir. Bu vahşi uygulamanın devlete bir faydası olmamakla birlikte yerli kabul edilen tüccarların palazlanmasına, sermaye birikimlerine elbette faydası olmuştur.

Sanayi Devrimi’ni yapamamış ve Demokratik Devrim’ini tamamlayamamış ülke burjuvazisinin ahlakı da bu aşamaları geçmiş ülke burjuvazilerine göre eksik kalıyor.

Devlet eliyle semirtilen burjuvazinin yaptıkları kitaplara, filmlere konu olmuştur. 70’lerde Erol Toy’un İmparator isimli çok satmış romanı buna bir örnektir. Romanın kahramanı Fehmi Çok’un ahlaki olmayan zenginleşme marifetleri kitapta bolca anlatılmaktadır. İşin garibi o yıllarda Samsun’da büyüdüğüm arastadaki esnafların elinde bile bu kitap dolaşırdı. Arasta esnafının matbuatla ilişkisi Hürriyet, Günaydın gazeteleri ve bol fotoğraflı Pazar Dergisi’ni aşmazdı oysa ki. Devletin koruması altında olmayan gariban arasta esnafının muradı İmparator’dan öğrendiği yöntemlerle kısa sürede voleyi vurmaktı!

İmparator tipi milli burjuvazi örnekleri bize devlet politikasıyla yaratılanın milli değil, besleme burjuvazi olduğunu gösteriyor. Çocukluğumuzdan beri karaborsa, vurgun kulaklarımızın aşina olduğu kavramlardır.

Türkiye’de kapitalizm çarpık gelişti ama ahlakı da çarpık oluştu. Bir Avrupa burjuvazisi gibi, bırak genel ahlakı iş ahlakına bile layıkıyla sahip olamadı. Cumhuriyetin ilk yıllarından beri devletin kanatları, korumacılığı altında semirtilmiş, zaman içinde lobi faaliyetleriyle, rüşvetle, ihale fesatlarıyla, siyaset ve medya gücüyle sürekli devletin ve ülkenin imkânlarını kendine büyük büyük yontar olmuştur. Bir ülkede İhale Kanunu’nun 2002’den beri 190’ın üzerinde değiştirilmiş olması işin özetidir.

Modernist görünen burjuvazi ve onun örgütlediği devletin tercihi sonucu, yirmi yıldır ulvi dini değerlerle kendini tanımlayan iktidar ortaklarının zaafiyetleri temelinde de bir örtüşme içinde olduklarını görebiliyoruz. Ortaklaşılan slogan: Devlet malı deniz, yemeyen domuz!

Tüketicilik, asalaklık, devlete ve ülkeye ihanet adeta burjuvazinin karakteristiği haline gelmiştir. İttihat ve Terakki’den beri el bebek gül bebek semirtilen burjuvazi sürecin sonunda yemek yediği kaba pisler pozisyondadır.

Bu burjuvazinin çürümenin kitabını yazan iktidarla birlikte iş tutmasının kodlarını işte bu geçmişinde aramak gerekir. Cumhuriyetin ilk yıllarında besleme olan bir sınıf, sınıfsal karakterinin verdiği açgözlülükle kâr için her yola varım dedi semirdikçe… Ülkeyi yıllardır pazar olarak kullanan bu sınıfın vasat bir yurtseverliği dahi yoktur. Bu sınıfın kutsalı kârıdır. Yalnız, bu sınıfın göremediği, bu pazarı var olan bağımsızlığını kaybederse bir daha kolayca sırtına bineceği bir halk bulamayacağıdır. Zira, takıp takıştırıp vatandaşa kakıştırmayı iş adamlığı sanan bu zevatları dünyada ibrikçibaşı bile yapmazlar.

***

Yerli kabul edilen burjuvazinin yediği herzeler ve ülkeye ittifak halinde verdiği zararlar bir yana, kültürsüzlüğünü siyasi kavramları kullanışında da görebiliyoruz.

Yerli burjuvazi, gelişmiş burjuva sınıflarıyla aynı sınıfsal isme sahip ama kültürel olarak taşralılığını aşamamış. Nasıl ki ülkede sınıf bilincinin gelişmesi ağır aksak ise burjuvazinin kendi sınıf bilincinin gelişmesi ve gereklerinin yerine getirilmesi de topal oluyor. Sınıf bilincindeki aşamalar kullanılan kavramlara da yansıyor tabii.

Baştan beri devlete yük ve halkın varlıklarına tebelleş olan burjuvazi, bu süreçte yaptıklarını unutup iktidarlarla birlikte solu aşağılamak amacıyla kavramları da ters çevirdi, yanlış kullandı. Bunu bilerek yaptı. Amacı, solu halkın gözünde küçük düşürerek onları halktan koparmaktı.

Bunu yaparken terminolojiye saygısı olmadığı gibi düşmanlığını da gösterdi. Özellikle ’80 darbesinden sonra örgütlediği devlet eliyle birçok yerleşim yerinin ismi değiştirildi. Bu hafızasızlaştırma operasyonunun bir parçasıydı.

Sınıfının ve örgütlediği yapının ilkesi olmayınca 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeleri için zaman zaman ihtilal kavramını kullanmaktan geri durmadı. Demek ki ihtilal öyle kötü bir kavram değilmiş; hele ki çürümeyi temizlemek için!

Burjuvazinin solcuları aşağılamak için kavramları kullanırken gösterdiği oportünistliğe birçok örnek verilebilir: Kızıllar, Moskof Uşakları, tedhişçi, terörist… Tabii bu kullanımlarda burjuvazinin ve devletin ağız birliği ettiklerini unutmamalıyız…

İktidarlar değişse de besleme burjuvazi kıblesini şıp diye bulur. Zira onların kıblesi kârdır ki bu uğurda iktidara biat onların en kutsal ibadetidir.

09.08.2023

 

Tags: 12 Eylül darbeleri27 Mayıs darbesiBesleme BurjuvaBurjuvaCumhuriyetittihat ve terakkiMilliNaim KandemirVarlık Vergisiyerli burjuva
Previous Post

Kâzım Koyuncu “AK̆A T̆V”de

Next Post

İklim değişikliği ülkeleri çözüme zorluyor

Naim Kandemir

Naim Kandemir

Naim Kandemir: 1961 Samsun doğumlu. A.Ü SBF mezunu. Yayınlanmış kitapları: - Görüşmek Üzere, şiir, Mayıs Yayınları, 1983 - Camın Buğusuna Yazılanlar, şiir, Kanguru Yayınları, 2009. - Bir Dakikalık Hikâyeler, Bencekitap Yayınları, 2011. - Benim Amarcord’um, anlatı, Notabene Yayınları, 2014. - Ömrümüzü Hayat Yaptığımız Yıllar, anlatı, Notabene Yayınları, 2015. - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Bir Çocuğun Saflığıyla, öykü, Notabene Yayınları, 2018 - Motosikletle İtalya, gezi, Notabene Yayınları, 2019 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020 - Uçurtma Tamircisi, öykü, Notabene Yayınları,(hazırlanıyor) Ayrıca, senaryosunu yazdığı, 12 Eylül dönemini trajikomik bir hikâyeyle anlattığı Acayip adında bir sinema filmi projesi var. Cengiz Türüdü: 1959 Bulancak doğumlu. 1978 yılında A.Ü SBF’ne girdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sıkıntılı bir süreç yaşadıktan sonra 2017 yılından itibaren kitaplarıyla aramıza döndü. Yayınlanmış kitapları: - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020

Yazarın Diğer Yazıları

SEÇİM ve MADALYONUN İKİ YÜZÜ
Günlerden Sızan

SEÇİM ve MADALYONUN İKİ YÜZÜ

13/07/2026
NERESİNDEN TUTACAĞINI ŞAŞIRMAK
Günlerden Sızan

NERESİNDEN TUTACAĞINI ŞAŞIRMAK

06/07/2026
İÇENE DE İÇMEYENE DE DERT OLAN ALKOL
Günlerden Sızan

İÇENE DE İÇMEYENE DE DERT OLAN ALKOL

03/07/2026
MİZAHTA TURNUSOL KAĞIDI OLMAK
Günlerden Sızan

MİZAHTA TURNUSOL KAĞIDI OLMAK

29/06/2026
UMUDU DİRİ TUTMAK MI, AĞIT YAKMAK MI?
Günlerden Sızan

UMUDU DİRİ TUTMAK MI, AĞIT YAKMAK MI?

23/06/2026
İNTİFADA YÜREKLERİ
Günlerden Sızan

İNTİFADA YÜREKLERİ

18/06/2026
Next Post
İklim değişikliği ülkeleri çözüme zorluyor

İklim değişikliği ülkeleri çözüme zorluyor

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Savunma (!) Örgütü NATO Kimi Savunuyor?

Savunma (!) Örgütü NATO Kimi Savunuyor?

by Mustafa Durmuş
15/07/2026
0

Bugün, 15 Temmuz askeri darbe girişiminin 10. yıldönümü. Darbe girişiminin sırasında, başta iktidar çevreleri olmak üzere, birçok insan, bu girişimin...

EMPERYALİST YENİDEN PAYLAŞIM SİLAHLANMA VE YENİ  SAVAŞ DÜZENİ

EMPERYALİST YENİDEN PAYLAŞIM SİLAHLANMA VE YENİ SAVAŞ DÜZENİ

by Hamit Baldemir
15/07/2026
0

7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, sıradan bir askerî ittifak toplantısı olarak değerlendirilemez. Zirve; Kapitalizmin derin bunalımına çözüm...

Haluk Levent emniyet ifadesinde suçlamaları reddetti

Haluk Levent emniyet ifadesinde suçlamaları reddetti

by Sonhaber
15/07/2026
0

Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan müzisyen ve dernek başkanı Haluk Levent’in emniyetteki ifadesine ilişkin ayrıntılar ortaya çıktı....

Fatma Kara’yı öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet

Fatma Kara’yı öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet

by Sonhaber
15/07/2026
0

İzmir’in Ödemiş ilçesinde daha önce birlikte olduğu Fatma Kara’yı darbederek öldüren O.G. hakkında karar verildi. Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik