Şair şiirce, hepimizin bildiği gibi “matarada su, torbada ekmek değildir şiir” dedikten sonra…
“göz gözü görmez olmuş
tek bir ışık bile yok
yürek bir yaralı şahindir
döner boşlukta
belki bir şiir
bir şiir kırıntısı
çalar kapımızı umutsuz karanlıkta
yoklar yüreğimizi
iğilir yaramıza
dağıtır korkumuzu”
diye sürdürüyor. Gelin, şiirin yerine sanatı koyalım ve tüm disiplinleri kapsasın bu yazımız…
Yazı, tatil diye algıladığımız ya da Akdeniz ülkesi olmanın verdiği rahatlıkla güneşi, denizi, kumu öncelediğimiz için sanat kültür alanında neredeyse yaprak kıpırdamıyor. Birçok ülkede olduğu gibi yaz aylarının da etkinliklerle dolu, hareketliliği yüksek geçmesi (ve tabii, ağırlıkla turizm temelli yine) için birçok festival, panayır, sergi, gösterim yapılmaya başlandı. Dolu dolu geçecek yaz ayları da yakındır…
Yine de, havalar soğumasa da, okulların açılmasıyla birlikte sanat mevsimi Eylül’le başlıyor. Tiyatrolar açılıyor, yeni filmler gösterime giriyor, sergiler açılıyor, toplantılar, paneller yapılıyor. Müthiş bir hareketlilik yaşanıyor yerleşim yerlerinde.
Kültür sanat yaşamı düzenlemez belki, Hasan Hüseyin’in şiirinde dizelere döktüğü gibi, ama yaşama sevinci verir, direnmeyi önerir, yeni yollar için yeni düş(ünce)ler geliştirir; “korkumuzu dağıtır”. Az şey mi? Hayır, çok şey. İşte en tam da o nedenle sanata karşıdır iktidarlar. Yenilik istemezler, statükolarını kollamak isterler, yeni olanı (her ne olursa olsun, alanı fark etmez, nerede olduğu da) gerekçeli gerekçesiz, sorgusuz sualsiz engellemeye çalışır. Yasaklar ve sansürle kimi zaman başarırsa da sanat yolunu bulur ve halka ulaşır, diyeceğini der. Bingöl Elmas’ın “Şiirli Oda’nın İzinde” belgeseli bu nedenle engellenmeye çalışıldı; daha önceki yapımlar, filmler gibi…
Adana Altın Koza ve Antalya Altın Portakal film festivalleri bu günlerde yapılacak. Sinemaseverler alabildiğine heyecanlı ve merak içinde… kim(in filmi) katılıyor, kim(ler) kazanacak, hangi yapım daha bir öne çıkacak, mesajıyla mı, görüntüleriyle mi, oyuncularıyla mı… İzleyip göreceğiz.
Tiyatrolar da perde açıyor, belki biraz daha geç ama kulisler hareketlendi, ezberler tamam, mizansenler otur(tul)du, seyirciler bekleniyor.

Bir gün daha (fazla) yaşamak
Ali Arif Ersen, ressam(dı), çok kısa bir süre önce yaşamı bizlere bıraktı. Yıllarca sadece boynunu oynatabiliyordu, bütün bedeni felçliydi… Şikayet etmedi, lanet okumadı, yaşama sevincini kaybetmedi. Lazer temelli bir gözlük yapıldı kendisine, gözleriyle resim yaptı. Öyküsünü bilince müthiş bir resim olduğunu herkes kabul etti, ediyor. Sadece kendisinin değil, içinde bulunduğumuz toplumsal, ekonomik, ekolojik, kültürel sorunların yansımasının yarattığı bir resim, her ne kadar oto portre olsa da.
Esmiyor / Ekolojik İsyan
“Görülmüştür” ve Redfotoğraf grubunun birlikte açtığı karma sergi (kapanmış olsa da) etkisini hâlâ sürdürüyor; çünkü anlatılan bizim dünyamız, bizim çevremiz, bizim geleceğimiz… Onur Hamzaoğlu’nun, “Bugün hepimizin yüreğini yakan savaşları ve katliamları sorgularken; savaş makinelerinin sadece insanları katlatmakla kalmadığını, aynı zamanda çevreyi tahrip ettiğini ve toprağı zehirlediğini çoğu zaman fark etmiyoruz” sözlerinden yola çıkan sergi, çevre temalı etkinliklere sponsor olarak kendilerini aklamaya çalışan şirketlere de dokunuyor.
Özcan Yaman’ın, sergiye adını veren fotoğraf çalışması gerçek bir yaratıcılık örneğiydi. Umarım birçok bineal, sergi, toplantı, eylem gibi etkinliklerde yer alır da anlamlılığını katlar.
İki günlük sergi(ler)…
Birkaç yıl önce kendini yetiştirerek ressam ve heykeltıraş olan Ali Akdemir’in yerel derneklerde açtığı iki günlük sergiler çok dikkatimi çekmişti. O dernek çevresindeki mahallelilerin çocuklarına ücretsiz resim dersleri veriyor ve o iki günlük sergiyle çocukları gönendirdiği gibi anne babaları da gururlandırıyordu. Çok da ilgi çekiyordu bu sergiler…

Bu kez, Van İli Erciş İlçesi Kültür Derneği’nde (Şeyhli Mahallesi Hersek Sokak 22, Kurtköy-Pendik) 26-27 Eylül tarihleri arasında sergiliyor kendi çalışmalarını… “Giden Kuşlar” çalışması, artık sadece kitaplardan tanıyabileceğimiz, yaşamımızdan uzaklaşan kuşlara odaklanıyor. “Anadolu Kadınları” ise kadın portrelerinden oluşuyor. Kalbini çantasında taşıyan Ali Akdemir’i bu sergisinde yalnız bırakmamak, o coşkuya, o mutluluğa katılmak gerekir.
Almanya’da da var (mış)
Ayla Letmathe, Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Mezunu bir ressam. Almanya’da yaşıyor. “Nehir Her Yerde” sergisi (Doğa; belirgin bir başlangıcı veya sonu olmaksızın tekrarlanan ve evrilen döngüler ve ritimler halinde işler. Mevsimler birbirine karışarak akar, ekosistemler denge sayesinde gelişir, yaşam sürekli olarak kendini dönüştürür. Bu döngüsel süreç, zamanın yalnızca ileriye doğru bir hareket olduğu yönündeki üç boyutlu insan algısını bozar.) Baltık Denizi kıyısındaki bir kasabada 33 ayrı merkezde 43 sanatçının katılımıyla yapılan etkinlikte yer aldı. Bir düşünün, iki günlük sergi(ler) açılıyor ve herkes o sergiden bu sergiye, o etkinlikten bu etkinliğe koşturuyor. Ne güzel ne çarpıcı ne heyecan verici nasıl coşkulu bir hafta sonu oluyordur. İnsanlar birbirleriyle yolda ya da sergide karşılaştıklarında muhakkak ki gittikleri ya da gidecekleri sergileri konuşuyorlardır.

Bizde de başlıyor…
Belki daha öncelerde de yapılmıştır, ama (bağışlayın) ben yeni duyuyorum. Nilay ve Zahit Büyükişliyen yapıtlarını, Çırağan Otelinde, 26-27 Eylül günlerinde (iki günlük) sergiliyor. Tabii ki, heyecan verici. O yapıtları sadece o iki gün görebileceksiniz belki de… Yeni bir ruh, yeni bir heves bu kısa ama yoğun sergiler.
…bu kadar mı?
Tabii ki, hayır. Schneidertempel’dan Arter’e Dirimart’tan Resim Heykel Müzesi’ne, Meşher’den İş Sanat’a, Akbank’tan Fransız Kültür Merkezi’ne, İstanbul Boğaz Müzesi’nden bizim mahallemizdeki Cubart galerisine… kent geneline yayılmış yerel yönetimlerin galerilerinde de… birçok galeride resim, heykel, enstalasyon, fotoğraf sergileri hepimizi bekliyor.
Resimler, karikatürler, fotoğraflar, heykeller, danslar, kitaplar bize güzel, özgür ve estetik yaşamı gösterir… O güzel duygularla yaşamak için neler yapılması gerektiği bizlerde oluşacaktır.














Ressam ve heykeltıraş Ali Akdemir’i yakından tanıma fırsatım oldu. Sanatındaki yeteneğinin yanında, kişiliğiyle de gerçekten örnek alınacak bir insan. Son derece babacan, samimi, mütevazı ve gönlü güzel bir insan. Kendisiyle sohbet etmek bile insana ayrı bir huzur veriyor. Sanatına olan sevgisi ve insanlara yaklaşımı gerçekten takdire değer. Allah yolunu ve işlerini açık etsin, başarıları daim olsun. 🙏🎨