Pazartesi, Haziran 15, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home İçimizden biri

Yolculuk devam ediyor.

Memet Sönmez by Memet Sönmez
24/07/2023
in İçimizden biri, Manşet Haberler, Manşet Yazarlar, Turizm Rehberi, Yaşam
A A
0
Yolculuk devam ediyor.
0
SHARES
38
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir. Paulo Coelho

Çanakkale Geyikli üzerinden Bozcaada’ da Azize’yi görüp Ada’yı ziyaret ettikten sonra Ayvalık Küçükkuyu’da Handan Albayrak’a uğrayacağım.

Eski insanlar farklı oluyorlar!

 

“Geliyorum” dediğin vakit, “aç mısın?’ Ya da,” Bir şey yeme. Güzel şeyler hazırlayacağım”, diyorlar. Sevgili Azize harikulade bir kahvaltı hazırlamıştı. Bozcaada’ nın o nefis havası, üzüm bağlarının ortasına saklanmış taş evde, kumruların cilveleşen ötüşleri eşliğinde zeytin, peynir, domates daha lezzetli gelmişti. O gün, benim yol yorgunluğumu Azize’nin hâlâ üzerinden atamadığı Ada’sını kaybetme hüznünü; motorla ada turu yaparak, akşam şarap eşliğinde gün batımını izleyerek dağıtmıştık.

Azize den ayrılıp, Geyikli’yi İzmir yoluna bağlayan ana yola çıkmadan çok güzel kıvrımlı yollarda motor sürmüş, çok büyük keyf almıştım. Uçsuz, bitimsiz zeytin ağaçlarının, rüzgâr estiğinde parlayan, değişen, yeşili bir tondan ötekine dönüştüren yaprakları ; arsız dağ kekiklerinin keskin kokusu, ansızın dar sokaklarından geçtiğin köyler, kahveleri önüne serpilmiş ahşap sandalye, masalar… birden durup insanın demli çay eşliğinde köylülerle sohbet edesi geliyor insanın.

Yolda Handan’ı aramıştım. ‘yoldayım geliyorum,’ diyorum. Canım, Nasılda  heyecanlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam geçtiğimiz o  günlerde Yusuf’ un doğum günüydü. “Ona bir hediyem var”, demiştim. Heyecanı daha da artmış, ne, ne hediyesi diye sesi titremişti. Fazla heyecanda bırakmamak adına, söylemiştim hediyenin ne olduğunu.

” Memet inanır mısın, oğlum İstanbul’ daydı, ona atölyene  uğramasını, babanın bir resmini taşa yapmasını söylemiştim. Oda vakit bulup uğrayamamıştı… Ay çok sevindim.”

Handan bu isteğini bana ulaştıramamıştı. Bende böyle bir isteğini bilmiyordum. Empati, duygudaşlık, yoldaşlık bu da  olsa gerek.

Onun, beni yolda karşılayan gülen yüzü eve kadar sürmüştü. Eve girdiğinde Yusuf’un hiç bozulmadan, yerlerini değiştirmeden bıraktığı çalışma köşesi; masası, sandalyesi, minderi, gözlüğü ve tabi duvarlara sinmiş kokusu… Handan’ı tekrar hüzne boğmuştu. Sarıldı, ağladı. Bu kasvetli havayı dağıtmak istercesine Yusuf’un doğum günü hediyesini çıkardım. Bodrum kayrak taşı üzerine transfer çalışmasıydı. Eline aldı, baktı, baktı, baktı, Yusuf’u öptü! Göğsüne bastırıp sarıldı. Sonra salonun en güzel yerine astı. Bana ‘ne içersin’, deyip tekrar Yusuf ‘a baktı. Yusuf, kalbinde, aklında öyle bir boşluk yaratmıştı ki, içine avutucu, oyalayıcı, ikna edici ne varsa atıyor, dolduramıyor, kirpiğinin ucunda yaşla dolanıyordu. Yüzünde, gözlerinin altında çocukluğundan kalan belli belirsiz bir iz, gözyaşının pınarı olmuştu. Sonra, “evet, ne yer, ne içersin?” dedi birden bire. Sanki evin içine dolan o kasvetli havayı kapı dışarı edercesine.

” Çay, kahve yapayım. Sonra yemeğe geçeriz. Börek yaptım, soğuk ayran, çay, ne bileyim belki bira… ”

Çay koymaya gitmişti. Biraz gecikti. Elimi yıkayacaktım ki onu, Yusuf’un resminin karşısında geçmiş, adeta saygı duruşundaymış gibi bakarken gördüm. Beni fark etti. Bir bana bir Yusuf’a  baktı. Bunu birkaç kez yaptı. Sonra gelip bana sarıldı. Beni, bizi Yusuf’un bir parçası olarak görüyordu. Bu bazen bir ses, bir hareket, bir bakıştı… Bu aynı süreçleri; acıları, duvarları, demirleri görmekti. Aynı umudu beslemek, yıllarca  aynı kavuşmayı beklemekti… Evet tam da buydu: gidenlerimizin bir parçası olmak!

Sohbet uzun. Yolda uzundu.

 

Silkelenerek ayağa kalktım. Ayağımı sürterek motora yürüdüm. Aynı duygusallıkla uğurladı beni. Çok değil, geçen yılda beni uğurlamıştı yanında Yusuf’la. Aynı şeyleri bir eksikle yapmanın matem duygusuydu yaşadıkları, yaşadıklarımız.

“Alıştığın kişiyi kaybedince herkes gitmiş gibi hissediyorsun”

Yollar, yollar… Altınoluk’tan geçiyorum. Sol tarafım Kazdağları, zeytinlik, sağ tarafım masmavi bir deniz.

Deniz mi olsam, ağaç mı?

Şimdi İzmir’deyim. İzmir deyince aklıma hep Gülsen/Celal Şelte gelir. Her zaman evlerinin kapısı açıktır dostlara. ‘Müsait misiniz’ dahi demeden çat kapı yaptım. Aslında ‘evde misiniz’ dedim. Bunu demek her zaman iyidir! Çat kapı yaparsan bulduğunu yersin!  ‘Eeeee yaklaşık üç saat sonra ordayım’ dersen hazırlık yapma imkanları olur. İşin şakası bir yana haber versenize de vermeseniz de Gülsen/Celal Şelte ler de her zaman yatacak bir yer, yiyecek yemek, duş almak için su bulursunuz. Karnınız doymadıysa buzdolabının kapısı açık, gidip alabilirsiniz.

Geç haber verdiğim için kızıyorlar bana. Neymiş yeterince hazırlık yapamamışlarmış. Deha, ne olsun, diyor yol yorgunluğumu derin sohbetler eşliğinde atıyorum. Önü açık, ferah bir balkonda kurulan sıcak sohbetin sonunda gözkapaklarım yerçekimine yenik düşüyor.

Sabah uğurluyorlar beni. Uğurlanmayı hiç sevmiyorum. Rahat, yatak/döşek, yiyecek içecek… sıcak dostlar, insanı içine çeken sohbetler, bir süre sonra alışkanlık yaratıyor ve insanda yerleşiklik duygusu uyandırıyor. Bu çok tehlikeli bir ruh hali.

…….

Beni takip edin.

Sırada Bodrum, Kaş, Salda gölü  var. Ve sizleri adeta bir cennet olan Denizli Işıklı gölüne götüreceğim.

23 07 2023

Memet Sönmez





Tags: doğagezimemet sönmezmotor günlügüturizm
Previous Post

Fakir Baykurt Roman Ödülünü Dursaliye Şahan Kazandı

Next Post

Tehcir mi, ölüm yolculuğu mu?

Memet Sönmez

Memet Sönmez

Bir yitik altın kuşak '78 li, sakıncalı vatandaştır. "Konserve" de yaşadı uzun yıllar. Her türlü okulu "konserve" de bitirdi. Bu nedenle "konservetuar" mezunu, alaylıdır. Görsel sanatçı, geri dönüşüm ve tasarımcıdır. Taşınır, taşınmaz eser restoratörüdür. Atık malzeme toplar, onları ahşapla birleştirir. Bir rivayete göre, onlarla konuştuğu, "deli" olduğu söylenir. Eski olanlarla değil, hikayesi olan eskilerle ilgilenir. Her çöpün çöp olmadığını düşünür. Gözü çöplüklerdedir. Onları tasarlarken hikayelerini de yazar. İlk yazılarına, ilk gençlik yıllarında İstanbul, Bakırköy sokak duvarlarına yazmakla başlar. Üzerinde parka, kafasında kapişon, boynunda atkı, yüzünü gizler; yakalanır, inkar eder, üzerine sıçramış boyalara rağmen. Polis de, herkes de onun yazdığını bilir. Ekspertiz den yakayı ele verir. Çünkü hep aynı imla hatasını yapar.

Yazarın Diğer Yazıları

Memet Sönmez’in annesi Nezahat Sönmez hayatını kaybetti
Manşet Haberler

Memet Sönmez’in annesi Nezahat Sönmez hayatını kaybetti

11/08/2024
Avrupa’da turizm patlaması
Avrupa

Avrupa’da turizm patlaması

24/07/2024
Bir Pazar Sohbeti
Manşet Haberler

Bir Pazar Sohbeti

22/04/2024
Önce koministleri götürdüler. Sonra Kürtleri …
Manşet Haberler

Önce koministleri götürdüler. Sonra Kürtleri …

04/04/2024
Kral Hâlâ Çıplak!
Manşet

Kral Hâlâ Çıplak!

04/02/2024
“Kral” Çıplak!
Manşet

“Kral” Çıplak!

28/01/2024
Next Post
Tehcir mi, ölüm yolculuğu mu?

Tehcir mi, ölüm yolculuğu mu?

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

İsviçre’de kadınlar sokaktaydı: 14 Haziran grevi ülkenin dört bir yanında alanları doldurdu

İsviçre’de kadınlar sokaktaydı: 14 Haziran grevi ülkenin dört bir yanında alanları doldurdu

by Mehmet Murat Yıldırım
15/06/2026
0

Mehmet Murat Yıldırım İsviçre’de 14 Haziran, otuz yılı aşkın bir süredir kadınların eşitlik mücadelesinin en önemli simgelerinden biri olarak görülüyor....

15-16 Haziran’ın 56. yılında işçi direnişleri sürüyor

15-16 Haziran’ın 56. yılında işçi direnişleri sürüyor

by Fulya Çağlar
15/06/2026
0

Türkiye işçi sınıfının hafızasında özel bir yere sahip olan 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin üzerinden 56 yıl geçti. 1970 yılında...

Bulanmadan, donmadan akmak…

Bulanmadan, donmadan akmak…

by Korkut Akın
15/06/2026
0

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, her şey birbirine girmiş, kördüğüm olmuş, bir ipucu bile yok ucundan tutacağımız. Sosyal, siyasal, ekonomik,...

İsviçre’de “10 milyon nüfus sınırı” referandumuna ret

İsviçre’de “10 milyon nüfus sınırı” referandumuna ret

by Sonhaber
15/06/2026
0

İsviçre’de sağ popülist İsviçre Halk Partisi’nin nüfusu 2050 yılına kadar 10 milyon kişiyle sınırlandırmayı hedefleyen girişimi referandumda kabul görmedi. Henüz...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik