Kendimi bildim bileli duyduğum bir klişe: “Nerede o eski bayramlar?”
Eski bayramları özlemle anan birileri her zaman olacak sanırım. O günleri özlemle anıp bugüne yüz çeviren zihniyet bana pek uymuyor. Çünkü zamanın akışı değişiyor. Değerler, güncelleniyor. O güncelleme içinde eskiye ait güzel şeyler ya korunabildiği kadar korunur ya da değişen zamanla birlikte yeni bir form kazanır.
Dürüst olmam gerekirse “Ah, o eski günler!” diyerek özlemle andığım bir bayram hiç olmadı hatta o günleri bugünkü anlayışımla sevdiğim bile söylenemez. Çocukluğumda dini bayramlar benim için el öpüp karşılığında almayı beklediğim bayram paralarının toplamından ibaretti. Dedemin bayramlarda verdiği gıcır gıcır paraları sırf harcamaya kıyamadığım için hâlâ sakladığımı biliyor musunuz?
Bunun dışında misafirlerle hep aynı döngü içinde, aynı cümlelerle yapılan sohbetler içimi bayardı. Bir başka evde yenilip içilmiş ikramların aynısının sunulmasını talep eden “ev sahibi ısrarı”nı hiç anlamadım mesela. Biraz büyüyüp ikramları sunacak yaşa geldiğimde “Tatlı yemek istiyor musunuz?” soruma annemin, “Kızım sorma, getir.” demesindeki misafirperverlik anlayışını da anneannemin “Şekerim var Emine Hanım!” diyen komşusuna, “Ama bayram şimdi…” demesinin ardından tatlıyı yiyen teyzenin “ayıp olmasın” mantığını…
Çalışma hayatının neredeyse yedi yirmi dörtlük temposuna girdiğimde ise bayram, benim için her şeyden önce bir “kişisel dinlenme fırsatı” haline dönüştü. Bu kısıtlı zamanı yine aynı şeylerin yenilip içildiği, kısa ve yüzeysel ziyaretlerle harcamak istemeyişimi o yıllarda hep haklı buldum. Neyse ki ailem hiçbir zaman bayram ziyaretleri konusunda baskıcı olmadı. İhtiyacımız olan özgürlük alanını bize her zaman tanıdı. Ne var ki pek çok arkadaşımın bayram gelip de ritüeller içinde yorgun düştüğü hatta durumlarından şikâyetçi olduğu gerçeği değişmedi.
Yıllar geçip daha serbest bir çalışma olanağına sahip olduğum, ebeveynlerimin yaşlanmalarına tanıklık ettiğim zamanlar geldiğinde bayramlar konusundaki hassasiyetim değişti. Bütün ailenin bir arada olduğu zamanlar iyice kıymetlendi. Tek amacım onlara diledikleri tarzda bir bayram yaşatmak oldu. Bu bayramlar, eskisinden güzel. Çünkü ailemiz genişledi, sohbetler çeşitlendi. Artık üç nesil bir aradayız. Hepimizin ihtiyaçlarına ve sınırlarına saygı duyan, dayatmasız bir ağırlama biçimiyle yaşıyoruz bayramları. Aramızda olmayanları rahmetle anıyoruz.
Şimdi neredeyse bizler anne babamızın yerini aldık. Bundan sonra çocuklarımız nasıl bir bayram anlayışına sahip olacaklar, neler yapmak isteyecekler bilmiyorum ama çağın akışına ayak uydurma sırası bizde.
Ben, eskiye özlemle sarılmak yerine günün getirdiği taze anlayışla yaşayacağımız nice bayramın tadını çıkarmak istiyorum.
Bayramlarımız kutlu olsun.











