Zazalar İçin Önce Demokratik Haklar

Beş bin yıllık uygarlık tarihinden beri, hakim devlet iktidarının toplumsal iradeyi kendine mal etmesi, bütün toplumsal değer ve kavramların içini boşaltan en önemli baskı gücü olmuştur. Toplumsal değer ve kavramları kendi devlet mantığına göre şekillendiren egemen devlet sistemi, toplumsal doğanın bozulması konusunda temel bir unsur teşkil etmiştir ve etmektedir.

Toplumun zora dayanmayan yasaları olarak yaşanılmak istenilen demokrasi, özgür düşünme bakımından toplumların bağımsızlığına öncülük eden politik bir güçtür. Toplumsal yaşamın baskıcı yönetim anlayışından arınıp, demokrasi olgusu üzerinde temellendirilmesi, toplumsal gelişimi fikirsel zenginliklerle besleyen en önemli kaynaktır. Düşünsel çeşitliliklerin ortak paydada birey ve toplum çıkarlarını  demokrasi amacıyla şekillendirmesi, toplum hayatını kolektif amaçlar için sistemleştiren ve demokratik iradenin de hukuki bir güvenceye ulaşmasını sağlayan en önemli yöntemdir. Zaza halkının yaşamındaki bütün zorlukları birlikte karşılaması ve koşulların pratiklerini kolektif bir düzen içinde geliştirmesi, Zazalara sunulacak demokratik haklarla mümkün olabilir. Toplumların demokratik bir yapıyla kurumsallaşmaları, gerçekleşecek olan toplumsal dokuyu cisimleştiren bir organizma görevi görmektedir. Bu sayede, Zaza toplumunun demokratik hakları, toplumsal hayata yüklenen birçok eşitsiz koşulların ortadan kalkmasına öncülük edecektir. Bir topluma dayatmacı iktidar karşısında varoluş dokusunu kazandıran demokrasi, toplumun ahlaki ve politik olarak dayatmacı(faşist) iktidar karşısındaki çoğulcu öz yapısını başlatıp, süreklileştirmesi için, toplumsal aklını bilimsel olarak özgürleştirmesi demektir. Şüphesiz, Zaza halkının bilincini özgürleştirmemesi, bilimsel tarafsızlığa dayalı demokratik modernitesini tamamlamamış olması, Zaza halkının geleceği için ciddi tehlikeler arz etmektedir. Sermaye, iktidar ve devlet odaklı sömürü sistemi içinde yaşayan Zaza halkının, demokratik haklarından yoksun olmaları aynı zamanda Zazaların, bütün varlık koşullarıyla kendilerine yabancılaşmalarına neden olmaktadır. Bu yüzden toplumsal dirilişin ilk adımı olan demokrasi ihtiyacının Zaza halkı içinde öncülük kazanması; toplumsal ilerleyişin özgür ve eşit bir yaşam için ön hazırlığını oluşturmaktadır. Dünya genelinde kapitalist ve emperyalist sistemin acımasızlıkları içinde, bireysel ve toplumsal özgürlüğünü yitiren Zazaların, en ileri demokratik Avrupa ülkelerinde dahi birçok anti demokratik yaptırımlara maruz kalması, demokrasi içeriğini bir kez daha sorgulanır kılan tartışmaları gündeme getirmektedir. Bu nedenle, demokrasinin, diasporadaki Zaza halkının hayatında uzun vadeli olarak bir mücadele sürecine ihtiyacının olması demokrasinin, Zazalar için önceliğini göstermektedir. Nitekim, iktidar mantığına koşullanmış devlet sistemlerinin, demokrasi yerine devamlı bir öz savunma içinde olmaları; demokrasinin sermaye ve devlet güçleri tarafından anti-toplumsal bir anlayışla şekillendirilmeye çalışıldığını ispatlamaktadır. Hele hele, liberalizmin sermaye odaklı günümüz devlet erkine dayattığı, topluma karşı savunma politikaları, devlet ve toplum arasında istikrar ve güveni parçalamakta olup, devlet ve toplum arasındaki mesafeyi ortadan kaldıracak olan demokrasiyi, egemen güçler elinde topluma karşı bir faşizm sopasına dönüştürmektedir.

İnsanların, hayatın her döneminde toplumsal bir varlık olması, insanın bireysel yapısını, toplumsal çoğulcu yapı içerisinde başkalaştıran bir varlık kanunudur. Toplumsal yaşamla direkt olarak bağlantılı olan bu kanun, toplumların farklılıklarını ve çeşitliliklerini birlikte yaşama potası içinde bütünleştiren; insan, doğa ve toplum yasasının bağımsız ve özgün gelişmiş kanunudur. Tarihsel koşullar içinde toplumsal karaktere göre model farklılığı gösteren, toplumsal(birlikte) yaşamın vazgeçilmez kuralı olan demokrasinin, içeriğini ve şeklini ait olduğu dönemlere göre çeşitlendirmesi, toplumsal yasaların farklılıklarının dönemsel olarak demokrasi anlamında yeni ve farklı boyutlar kazandığını bizlere açıklayan toplumsal kanunların bir parçasıdır. Bu nedenden ötürü, tarihin her evresinde, toplumsal yaşam olduğu gibi, toplumsal yaşamı birey ve toplum hayatı için koşullayan, demokrasilerin olması, vazgeçilmez bir ihtiyacın somut kanıtıdır. Her ne kadar devletli uygarlıklar içinde, egemen yapının yönetimine kaptırılmış demokrasi biçimleri olsa da, toplumların arzuladığı gerçek demokrasi, insanlık hayatının uygarlık döneminden itibaren, bütün toplumların ihtiyaç duyması gibi; Zaza halkının da ihtiyaç duyduğu zorunlu bir toplumsal yönetim biçimidir. Bu nedenle, saygıyla andığım üstat Yaşar Kemal’in bir konferansında, konuşmasının sonunda elini masaya vurarak: ” İlle de demokrasi… Önce demokrasi…” demesi; toplumların ve Zaza halkının, eşitlik ve özgürlük için hâlâ neden direndiklerini bizlere çok bariz bir şekilde izah etmektedir.

Heybet Akdoğan

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x