Kamuoyunda ‘Kobani olayları’ olarak bilinen 6-8 Ekim olaylarında başta Diyarbakır olmak üzere birçok kente yayılan protestolarda kimi rakamlara göre 50, kimi açıklamalara göre ise 53 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişiyse yaralanmıştı.
6-8 Ekim olaylarının araştırılıp yargılanma konusu yapılmasında adaletin görevini yeterince yerine getirmediğini Artı gerçekten Remzi Budancir’e değerlendiren Diyarbakır İHD Şubesi Başkanı Avukat Abdullah Zeytun’nun yürütülen davaya ve kendilerinin bu davaya yönelik yapacakları konusundaki hususları şu şekilde değerlendirdi:
ZEYTUN: Adalet beklentisini karşılayacak yargılamalar yapılmadı
İnsan Hakları Derneği (İHD) Şube Başkanı Avukat Abdullah Zeytun, olayların ardından yaşam hakkı ihlali, tutuklama ve gözaltı ihlallerini de içeren ayrıntılı bir rapor hazırladıklarını söyledi. 6 yıl önce yaşanan olaylarda 50’ye yakın insanın yaşamını yitirdiğini ifade eden Zeytun, “Beklentimiz bu olayların etkin ve şeffaf bir şekilde araştırılarak, toplumsal barışı zedeleyen, yaşam hakkı ihlallerinin sebeplerini, faillerini ortaya koyacak bir çalışmanın yapılmasıydı. Maalesef 6 yıldır bu yönlü hiçbir çalışma yapılmadı. Sadece yaşamını yitiren bazı kişiler yönünden soruşturma yapıldı. Ama tümüyle yaşamını yitiren insanların yakınlarının adalet beklentisi karşılayacak bir yargılama maalesef yapılmadı” dedi.
“İki gencin ölümüyle ilgili etkin soruşturma yapılmadı”
Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte yayılan olaylarda yaşamını yitirenlerin çoğunun sivil yurttaşlar olduğunu ifade eden Zeytun, etkin bir soruşturmanın yürütülmediğini söyledi. İHD Hukuk Komisyonunun takip ettiği Süleyman Kale ve Bawer Şeyhanlıoğulları dosyaları üzerinden örnek veren Zeytun, “Bu iki genç yurttaş hiçbir şekilde olaylarda yer almamasına rağmen kurşunların hedefi olarak yaşamlarını yitirdiler. Şimdi 6 yıl aradan sonra baktığımızda bu kişiler yönünde polislerin tuttuğu tutanak dışında herhangi bir soruşturma işlemi yapılmamış. Biz defalarca soruşturmaların genişletilmesi ve faillerin tespiti yönünde dilekçeler sunduk. Ama maalesef bu yönde etkin ve şeffaf bir soruşturma yürütülmedi” diye anlattı.
“Dosyayı AYM’ye taşıyacağız”
Bu iki gencin herhangi bir yasadışı örgütle bağlantısının olmadığını ve herhangi olaya karışmadığını ifade eden Zeytun, “Sadece bulundukları yerlerde toplumsal olaylar var. O toplumsal olaylarda kurşun kendilerine isabet etmiş ve yaşamlarını yitirmişler. Bu kişilerin ölümüne dair etkin bir soruşturma yok. Maalesef ailelerin adalet talebi ya da bizlerin soruşturmanın genişletilmesi yönünde talebimiz karşılanmadı. Tam aksine öldürülen bu insanlar örgüt üyesi olarak değerlendirilip öylesi bir soruşturma yürütülüyor şu anda. Bizde soruşturmaların eksik, özensiz ve etkin olmamasından kaynaklı soruşturma henüz devam ederken, bu yıl itibariyle dosyaları Anayasa Mahkemesine götürüyoruz. Bu iki dosya özelinde, şüphesiz 6-8 Ekim olaylarını AYM sürecinde aktaracağız” dedi.
“Meclis bünyesinde komisyon kurulsun”
2014 yılında yaşanan 6-9 Ekim olaylarının ‘sivil siyasete yargısal bir yönelim’ olarak geliştiğini belirten Zeytun, “Yaşamını yitiren insanların yakınlarının adalet talebi giderilmediği gibi, 6-8 aynı zamanda sivil siyasete müdahalenin gerekçesi olarak ortaya konuluyor. Tüm bu olaylarla ilgili gerçeklerle yüzleşilmesini sağlayacak, olayların gerçek sebebini ortaya çıkaracak bir çalışmanın gerek Meclis bünyesinde, gerekse toplumsal barış konularıyla ilgilenen sivil toplum kuruluşları tarafından ortaya konulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Maalesef adaleti sağlayacak yargısal makam yok”
6-8 Ekim olaylarının büyük bir toplumsal travmaya yol açacak olaylardan oluştuğunu hatırlatan Zeytun, “İnsanlar farklı partilere üye olduğu için haksız ve hukuksuzluğa uğrayarak tutuklandılar. Başka kentlerde olan, hastanede olan ve cezaevinde olanlar bile soruşturmalarda geçen olaylara ilişkilendirilerek cezalandırılmak istendi. Böylece yargının işlevini, tarafsız ve bağımsızlığını kaybettiği bir süreçten geldik. Maalesef hala o adaleti sağlayıcı yargısal makam olmadığı için maalesef insanlar bu konuda temkinli davranıyorlar. Böylesi bir yargı karşısında insanların çok rahat kendini ifade edememesi, hakkını arayamamasını aynı zamanda bir ihlal olarak görmek gerekiyor. Adalete erişim hakkının ihlal edildiğini ifade edebiliriz” diye anlattı.
“Yargı etkin soruşturma yapacak güç ve cesareti göstermeli”
Zeytun, yargının 6-9 Ekim olayları ile ilgili etkin soruşturma yapmamasının iktidarın politikaları ile ilişkili olduğuna dikkat çekti. İktidarın otoriterleşme uygulamasından en fazla yargının etkilendiğini ifade eden Zeytun, şunları söyledi:
“Yargının bir hukuki soruşturmadan ziyade, bir kanaatle, bir yönlendirmeyle çalıştığını gösterir sorular, soruşturma işlemleri mevcut. Bunların tarafsız ve bağımsız bir yargının yapacağı işlemler olmadığı kanaatindeyiz. Tarafsız ve bağımsız yargının bütün bu yaşam hakkı ihlallerini ortaya çıkaracak, etkin bir soruşturma yapacak, bu etkin soruşturmanın neticesinde yargılamaları yapabilecek güç ve cesareti kendisinde bulması gerekiyordu. Gencecik insanların failleri hala tespit edilememiş. Hala faillerin yargılaması yapılmamış. Böylesi bir durum ortadayken, sadece bir partiye yönelik yapılacak bir soruşturmanın nedeni olarak gösterilmesini hukuken izah edemez.”











