Dün yaşlı bir karı koca ayaklarını sürüyerek köyde beni görmeye geldiler.
Kadın, “Senin evde böyle hapis kalman çok üzücü,” dedi.
Ben, “Dert etme,” dedim. “İnsan devrimci olunca bunlar çocuk oyuncağıdır.”
“Evet,” dedi kadın iç çekerek. “Büyüklerimiz söylemiş; emeksiz ferahlık olmaz.”
Sohbet esnasında erkek, “CHP ile bir şeyler olur mu,” diye sordu bana.
Kadın kırlaşmış kaşlarını kederle çatarak araya girdi, “Artık böyle boş şeyleri bırakın,” dedi bıkkın bir sesle. “Bunların hepsi bizi xulam (hizmetçi) olarak görüyor. Bizim sizinle işimiz yok, deyip evlerimize çekilmeliyiz. Alışveriş yapmamalıyız. Ekmeğimizi evlerimizde kendimiz pişirmeliyiz, telefon kullanmamalıyız, arabalara benzin almamalıyız, yollara yaya düşmeliyiz… ”
Karşımda Amerika’da siyah halkı ayağa kaldıran Rosa Parks vardı sanki. Ben şaşkınlıkla onu dinlerken, “Hele onların çarkını döndüren para muslukları bir kurusun, bakalım kaç gün ayakta kalabilirler!” diye devam etti.
Yaşlı kadın okuryazar değildi, yoksa bunları bir yerde okuduğunu sanacaktım.
Bu düşünceyi yaşadığı hayat öğretmişti ona.
Hayranlıkla ona bakarken, “Okuryazar olmayan yaşlı bir kadın bu hale gelmiş ise, devrim olgunlaşmış demektir,” dedim kendi kendime.
Bir kıvılcıma bir ihtiyaç vardı. Bu kıvılcımı çakacak olan devrimcilerdi.
PANDEMİ EMEKÇİLER İÇİN HEM YIKIM, HEM DE FIRSATTIR
Bu lanetli pandemi tüm dünyada emekçileri vurdu. Sömürü düzenlerinin bekçiliğini yapan devletler de bu salgını bahane ederek sokak muhalefetini yasakladılar.
Oysa emek ve sermaye arasındaki çelişkinin olabildiğince keskinleştiği bu pandemi dönemi devrim için büyük bir fırsattır ayrıca.
Şartlar değişmiştir; halklar yeni bir mücadele tarzıyla evlerinden çıkmadan da devrim yapabilirler.
Digor’lu yaşlı kadın bilgeliğiyle Jeanne d’Arc gibi tüm halklara devrimin yolunu gösteriyor.
Koronalı devrim günlerindeyiz. Devrim, kendisini sahiplenecek devrimci önderlerini bekliyor.
Mahmut Alınak











