Cumartesi, Nisan 18, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Ekoloji

“Çernobil’i Unutmadık, Unutmayacağız!”

Sonhaber by Sonhaber
25/04/2022
in Ekoloji, Manşet Haberler, Türkiye
A A
0
“Çernobil’i Unutmadık, Unutmayacağız!”
0
SHARES
4
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

 

Sinop Nükleer Karşıtı Platformu, 36 yıl önce meydana gelen Çernobil Nükleer faciasının yıl dönümünde nükleer güç kurma ‘sevdalılarına’ çağrı yapan bir basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasında şunlar söylendi:

“36 Yıl önce meydana gelen Çernobil Nükleer faciasını UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ:

26 Nisan 1986 da, o dönem Sovyetler Birliği’ne bağlı olan Ukrayna’nın başkenti Kiev’in 130 km. kuzeyindeki Çernobil kenti, insanlık tarihinin en korkunç çevre felaketlerinden birine sahne oldu.

Çernobil nükleer santralin dördüncü reaktöründe meydana gelen patlama sonucu çevreye, 1945 yılında Hiroşima’ya atılan atom bombasının 50 katına eşit miktarda radyasyon yayılmıştır. Patlama yaklaşık 10 gün kadar gizlenmiş, Avrupa ülkelerinde yapılan radyasyon ölçümleri sonucu, yüksek dozda radyasyonun tespit edilmesiyle dünyaya duyurulmuş ve alınacak önlemler alınmaya başlanmıştır.

Alanın temizleme çalışmalarına katılan 200 bin kişi yüksek dozda radyasyondan etkilenmiş ve ölenler olmuştur. Daha sonra temizleme çalışmalarına katılanların sayısı 600 bine ulaşmış olup bunların da radyasyondan etkilendiği bilinmektedir. Patlamadan 20 yıl sonra 17 bin Ukraynalı aile, babaları tahliye görevlisi olarak çalıştığı ve hayatını kaybettiği için devlet yardımı almaya başlamışlardır. Yapılan radyasyon ölçümlerin yüksek çıkması nedeniyle Pripyat şehri 27 nisan da boşaltılmış, 116 bin insanın yaşadığı 30 km. çapa sahip bölge 14 mayısta boşaltılmaya başlanmıştır. Facia nedeniyle kaç insanın hayatını kaybettiği günümüzde de tartışma konusudur.

Patlamanın ardından radyoaktif madde yüklü bulutlar Türkiye dâhil, Avrupa’nın bir bölümü ile birlikte bir çok ülkeyi etkilemiştir. Bazı bağımsız araştırmalara göre Çernobil Nükleer faciasında yaklaşık 200 bin kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak ölümüne sebep olduğu görülmüştür. Facianın etkileri nedeniyle 100 binlerce çocuk sakat dünyaya gelmiş, kanser vakalarının arttığı tespit edilmiştir. 1990 ile 2000 yılları arasında Belarus’da kanser oranı yüzde 40 artmıştır. Dünya sağlık örgütünün tahminlerine göre, sadece Gomel bölgesinde yaşayan 50 binin üzerinde çocuk tiroit kanserine yakalanmıştır. Kürtajlar, erken doğumlar ve ölü doğan bebek oranları çarpıcı şekilde artmıştır. Reaktörün yakınında yaşayan 350 bin insan evlerini sonsuza kadar terk etmek zorunda kalmışlardır. Türkiye de de Çernobil’den yayılan radyasyon nedeniyle kanser vakalarında artış olduğu, Türk Tabipler Birliği’nin yaptığı araştırmaya göre Çernobil kazasından en ağır şekilde etkilenen Karadeniz bölgesinde bulunan Hopa’da ölümlerin % 47,9 unun kansere bağlı olduğu da tespit edilmiştir. Kazanın etkilerinin daha nesiller boyunca sürmesi de beklenmektedir.

Facianın günümüzdeki en olumsuz etkilerden birisi, Ukrayna ve Belarus sınırları içinde yer alan yaklaşık bir milyon hektarlık toprağın radyo aktif kirliliğin etkisi altında olmasıdır.

Nükleer yakıt ve radyoaktif maddelerin kalıntılarının kontrol altında tutulmasının ve gömülmesinin günümüzde de temel sorunlardan biri olarak önemini korumaktadır.

Yine 11 mart 2011 yılında Japonya’da yaşanan deprem ve tusinami ile birlikte Fukuşima nükleer santralinin 3 reaktöründe çekirdek erimesi meydana geldi. Felaket sonrası etrafa yayılan radyoaktif maddelerden binlerce canlı etkilendi,  binlerce insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı. Bölgeye giriş çıkışlar yasaklandı, denizdeki radyasyon seviyesi normalin çok üstünde ölçülürken kaza sonrası reaktörlerin peş peşe kapatılması fayda sağlamadı. Fukuşima kazası tüm dünyanın sorunu haline geldi. Tehlikenin farkına varan kimi ülkeler santralleri kapatma kararı aldı. Alınan bu karar ölüm karşısında yaşam için umut verse de, kapitalizmin bitmez tükenmez kar hırsı bir kez daha insanlığın baş belası bir sorunu olarak gündeme gelmiş oldu.Hiç bir tehlike onu sermaye birikiminden alı koymadı/koyamadı. Yine yaşamın kazanması mücadelesi insanlığın önünde en önemli sorun olarak durmaktadır.

Çernobil’de 4 nisan 2020 de başlayan ve yaklaşık iki hafta sonra ancak kontrol altına alınabilen orman yangını, nükleer facianın izlerinin günümüzde de ne derece risk taşıdığını bizlere göstermiştir.

Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş ile de nükleer enerjinin, insanlığın geleceği için ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha düşünülmesini gerekli hale getirdi. Rusya Çernobil nükleer santralinin bulunduğu bölgeyi işgal ederek caydırıcı güç nükleer silahları kullanmaya hazır olduğunu duyurdu. Saldırının9. Gününde ise Avrupa’nın en büyük santrali olan Zaporijya’yı vurarak tüm dünyayı büyük bir felaketin eşiğine getirdi. Nükleer santrallerin savaşın tam ortasında kalması, nükleer silah kullanma olasılığı korku yarattı. Nükleer santrallerin barındırdığı tehlike potansiyeli yeniden sorgulanmaya başlandı.

Buradan gelelim ülkemizde Nükleer Güç Santralleri kurma sevdalısı olanlara.

Yaşanan bunca felaketlere rağmen, nükleer atıklarda bulunan plütonyum elementinin yarılanma ömrünün 24 bin yıl, etkisinin 240 bin yıl sürdüğü bilim insanlarınca kanıtlanmış doğayı kirleten, insanlığa ve tüm canlı yaşama ölüm kusan nükleer santrallerden vazgeçmemek taammüden cinayet işlemek, katliam, tür kırımı demektir.

Mersin-Akkuyu ve Sinop-İnceburun’da kurulacak nükleer santrallerin zehir akıtmasından ve insanlığı felakete sürüklemekten başka bir yararının olmayacağı, bir avuç enerji lobilerinin ve büyük sermaye guruplarının daha çok kazanma hırsından başka bir yarar sağlamayacağı ortadadır. Akkuyu’da iş kazalarından işçi ölümleri şimdiden başlamıştır. Çevrede kirlilik yaratılmış, santral inşaat zemininde toprak yarılmaları yaşanmaktadır.

Sinop-İnceburun’da kurulacak olan nükleer santral ÇED raporu felaketlerin şimdiden bağıra bağıra geldiğini göstermektedir. Bunu gördük ve ÇED iptal davası açtık.

Açtığımız davada hem hukukçular, hem de alanlarında uzman bilim insanları tarafından bilimsel, hukuksal ve ÇED mevzuatı açısından Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlığının onay verdiği nihai ÇED raporunun iptal edilmesi gerektiği ile ilgili yüzlerce neden belirtilmiştir.

Mahkeme kendi alanında uzman 15 kişilik  bilirkişi heyeti oluşturarak, yine mahkeme heyetinin sorduğu yaklaşık 210 soruya yanıt olacak keşif, inceleme ve araştırma yaparak bir rapor hazırlamasını istemiştir. Bunun üzerine bilirkişi heyeti gerekli keşif, araştırma ve incelemede bulunarak blimsel, hukuksal ve ÇED mevzuatı açısından 276 ÇED iptali gerektirir neden tespit etmiş ve çok kapsamlı bir rapor hazırlayarak mahkeme heyetine sunmuştur. Mahkeme heyetine sunduğumuz ÇED iptal  nedenlerimiz ile  bilirkişi heyetince tespit edilen nedenlerde çakışarak doğrulanmıştır.

İlginç olan davalı kurum avukatlarının da mahkemeden ÇED raporunun iptalini ve yeni bilirkişi heyeti oluşturularak yeniden ÇED raporunun düzenlenmesi talebinde bulunmaları oldu.

Mahkeme heyeti tüm bunlara rağmen ÇED iptal davasında RED kararı vermiştir.

Mahkeme heyeti bu kararı hangi gerekçelere dayandırarak verdi, sorusunu sormamıza yol açmıştır. Bu kadar çok ÇED raporunu iptal nedenleri varken, bilirkişi heyetinin tespit ettiği 276 nedenden dolayı böyle ÇED raporu olmaz demesine rağmen;

Kurum avukatlarının; “evet bu ÇED eksiklik, yanlışlık ve uyumsuzluk taşımakta, iptal edilmeli, yeni bilirkişi heyeti belirlenerek yeniden ÇED raporu düzenlenmeli” demesine rağmen, mahkeme heyeti ÇED iptal davasını neden RED kararı verilmiştir?

Bizim bu sorulara yanıtlarımız var:

1-Mahkeme heyeti (yargıçlar) yargıç değil, özel olarak görevlendirilmiş, hukuk tanımaz, kasıtlı davranan, taraflı karar veren, siyasi kişilerdir

2-Talimatla hareket ederek hukuk bilmez ve vicdan yoksunu kişilerdir

3-Bilimsel,hukuksal gerekçelere göre değil, tamamen keyfiyete göre hareket ediyor olabilecek kişilerdir

Dolayısı ile bu mahkeme heyeti suç işlemiştir, suç işledikleri HSYK’ya bildirilmelidir. Bu kadar aleni hukuk tanımaz cürretkarlığını ancak, arkasında çok güçlü bir siyasi güç olanlar gösterebilir. Yani karar taraflı, kasıtlı ve siyasidir. Demokratik hukuk devletinde olabilecek bir durum değildir/olamaz. Tarih önünde bu anlayış, bu karar asla kabul edilemez, bilim, hukuk ve vicdanlarda şimdiden mahkûm edilmiştir.

Nükleere karşı mücadelemiz çoğalarak, güçlenerek sürdürülecektir.

İnançlıyız, kararlıyız kazanacağız.

Nükleer santral yaptırmayarak, doğadan, yaşamdan yana olacağız.

 

Nükleere inat yaşasın hayat.

24.04.2022

SİNOP NÜKLEER KARŞITI PLATFORMU”

Tags: çed raporuçernobilİklim değişikliğinükleer faciasinop nükleer karşıtı platfrom
Previous Post

‘Kömür Madenindeki Muz Kabuğu’na Ödül

Next Post

Le Pen Korkusu Macron’a Yaradı

Sonhaber

Sonhaber

Yazarın Diğer Yazıları

Kanal İstanbul ÇED raporu iptal davasında yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak
Manşet Haberler

Kanal İstanbul ÇED raporu iptal davasında yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak

14/11/2024
En Sıcak Gün 22 Temmuz`da yaşandı
Ekoloji

En Sıcak Gün 22 Temmuz`da yaşandı

24/07/2024
Avrupa İklim Risklerine Karşı Hazırlıksız!
Avrupa

Avrupa İklim Risklerine Karşı Hazırlıksız!

14/03/2024
“Küresel Kaynama Çağı Başladı”
Dünya

“Küresel Kaynama Çağı Başladı”

29/07/2023
“Taş Ocağı İptal” Kararına Horonlu Kutlama
Ekoloji

“Taş Ocağı İptal” Kararına Horonlu Kutlama

28/06/2022
İnsan Hakları ve İklim Değişikliği
Ekoloji

İnsan Hakları ve İklim Değişikliği

01/06/2022
Next Post
Le Pen Korkusu Macron’a Yaradı

Le Pen Korkusu Macron'a Yaradı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Pusulasız Çocuklar: Karanlıkta Büyüyen Öfke

Pusulasız Çocuklar: Karanlıkta Büyüyen Öfke

by Banu İmer
18/04/2026
0

Eskiden, Amerika’daki okullara yapılan saldırıları öğrenirdik haber kanallarından. Dehşet içinde izler ama dehşeti yaşamazdık. Bizde böyle şeyler olmadığına şükrederdik belki...

Hürmüz Boğazı açık ama risk bitmedi: Trump “anlaştık” dedi, Tahran’dan uyarı geldi

Hürmüz Boğazı açık ama risk bitmedi: Trump “anlaştık” dedi, Tahran’dan uyarı geldi

by Sonhaber
18/04/2026
0

Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı’nın Lübnan-İsrail ateşkesine paralel olarak ticari gemilere açık olduğunu açıkladı. Donald Trump ise İran’ın boğazı “bir daha...

Sosyal medyadaki okul saldırısı paylaşımlarına operasyon: Çok sayıda öğrenci gözaltında

Sosyal medyadaki okul saldırısı paylaşımlarına operasyon: Çok sayıda öğrenci gözaltında

by Sonhaber
18/04/2026
0

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan saldırıların ardından sosyal medyada yayılan tehdit içerikli paylaşımlar üzerine güvenlik birimleri harekete geçti. Bursa ve...

AB’de İsrail gündemi yeniden alevlendi: Yaptırımlar masada

AB’de İsrail gündemi yeniden alevlendi: Yaptırımlar masada

by Sonhaber
18/04/2026
0

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, 21 Nisan’da Lüksemburg’da gerçekleştirecekleri toplantıda İsrail’e yönelik olası yaptırımları yeniden gündeme alacak. Diplomatik kaynaklara...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik